Deutsche Bank’tan piyasalara faiz uyarısı: Beklenenden daha büyük olabilir
Deutsche Bank stratejisti Henry Allen, yatırımcıların Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) öncülüğünde şekillenebilecek küresel faiz artırım döngüsünün boyutunu düşük fiyatladığını belirtti.
Allen, piyasa fiyatlamaları ile artan enflasyonist baskılar arasında belirgin bir kopukluk olduğuna dikkat çekti.
Deutsche Bank stratejisti Henry Allen, küresel piyasalarda merkez bankalarının faiz görünümüne ilişkin mevcut beklentileri değerlendirdi.
Allen, yatırımcıların Fed, ECB ve BoJ genelinde ortaya çıkabilecek “küresel olarak senkronize” bir faiz artırım döngüsünün boyutunu düşük fiyatladığını savundu.
Stratejiste göre geçmiş sıkılaştırma dönemlerinde de yatırımcılar faiz artışlarının büyüklüğünü abartmaktan ziyade düşük tahmin etme eğiliminde oldu.
Piyasa yalnızca iki faiz artırımı fiyatlıyor
Allen, mevcut piyasa fiyatlamaları ile yükselen enflasyonist baskılar arasında “temel bir kopukluk” bulunduğunu ifade etti.
Faiz swaplarındaki fiyatlama, Fed’in Temmuz 2027’ye kadar yalnızca iki faiz artırımı daha yapacağı beklentisine işaret ediyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh ise enflasyonun beş yılı aşkın süredir bankanın hedefinin üzerinde seyrettiğine dikkat çekmişti.
Allen; petrol, doğalgaz, gıda ve metal fiyatlarında görülen artışların yanı sıra ABD’deki hizmet sektöründe girdi maliyetlerinin yükselmesini de enflasyon açısından risk olarak değerlendirdi. ISM hizmet endeksindeki maliyet baskısının, tüketici enflasyonunun yüzde 5’e yakın seyrettiği dönemlerde görülen seviyelere benzer olduğuna işaret etti.
Finansal koşullar gevşek kalıyor
Allen’a göre S&P 500’ün rekor seviyelere yakın seyretmesi ve kredi spreadlerinin dar kalması, finansal koşulların sıkılaştırma döngüsünün bu aşaması için alışılmadık ölçüde gevşek olduğuna işaret ediyor.
Bu görünümün enflasyonu kontrol altına almak amacıyla merkez bankalarının daha fazla faiz artırmasına ihtiyaç duyabileceği anlamına gelebileceğini belirtti.
2022 örneğini hatırlattı
Allen, 2022’de yatırımcıların Fed’in ilk yıl yaklaşık 200 baz puanlık faiz artırımına gideceğini fiyatladığını, ancak bankanın sonuçta 400 baz puanın üzerinde artırım gerçekleştirdiğini hatırlattı.
Faiz artırımlarının güçlü ekonomik büyümenin devam ettiği bir ortamda hisse senetleri açısından mutlaka olumsuz sonuç doğurmayacağını da belirten Allen, 1999’u örnek gösterdi. Söz konusu dönemde Fed faiz artırırken tahvil getirileri yükselmiş, buna karşılık S&P 500 yılı yaklaşık yüzde 20 yükselişle tamamlamıştı.
