Tarım

El Niño güçleniyor: Ekonomik faturası gıdadan enflasyona uzanabilir

El Niño güçleniyor: Ekonomik faturası gıdadan enflasyona uzanabilir

Pasifik Okyanusu’nda güçlenen El Niño, yalnızca hava koşullarını değil küresel ekonomiyi de etkileyebilecek bir risk olarak öne çıkıyor. Tarımsal üretim ve gıda fiyatlarından enerji ve taşımacılığa, turizmden merkez bankalarının faiz kararlarına kadar uzanan geniş bir alanda ekonomik etkiler görülebilir.

EKOTÜRK Haber Merkezi’nden Orhan Oğuz’un derlediği verilere göre Pasifik’te deniz suyu sıcaklıklarındaki değişim, dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, sel ve aşırı sıcaklık olarak kendini gösterebiliyor. Ekonomik etkiler ise iklim olayının sona ermesinden sonraki yıllara kadar uzayabiliyor.

Son tahminlere göre mevcut El Niño güçleniyor. 2026 sonbaharı ve kışında “çok güçlü” seviyeye ulaşma ihtimali yüzde 90’ın üzerinde bulunurken, etkilerinin 2027 ve sonrasındaki hasat dönemlerine kadar hissedilebileceği belirtiliyor.

İlk fatura tarımda

El Niño’nun ekonomik etkilerinin ilk görülebileceği alanlardan biri tarım. Kuraklık bazı bölgelerde verimi düşürürken, aşırı yağış ve seller başka üretim merkezlerindeki tarım alanlarını olumsuz etkileyebiliyor.

Hindistan’dan Brezilya’ya, Güney Afrika’dan Avustralya’ya kadar önemli üretim bölgelerinde yaşanabilecek kayıplar küresel gıda arzına yansıyabilir.

Goldman Sachs’ın hesaplamalarına göre güçlü bir El Niño, küresel gıda emtia fiyatlarında yüzde 15,8’e varan artışa yol açabilir. Avrupa’da gıda fiyatlarının yaklaşık yüzde 1,3 yükselmesi bekleniyor.

Üstelik etki El Niño’nun sona ermesiyle bitmeyebilir. Ekim, büyüme ve hasat dönemleri nedeniyle tarım ve gıda fiyatları üzerindeki sonuçların 2028’e kadar uzanabileceği değerlendiriliyor.

Gıda güvensizliği yaşayanların sayısı 274 milyona çıkabilir

El Niño, küresel gıda sisteminin yüksek enerji ve gübre maliyetleri, jeopolitik gerilimler ve tedarik sorunlarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde güçleniyor.

Dünya Gıda Programı’nın (WFP) analizine göre El Niño’nun etkilerine açık 45 ülkede akut gıda güvensizliği yaşayanların sayısı 2027 sonuna kadar yaklaşık 225 milyondan 274 milyona çıkabilir. Bu, 49 milyon kişinin daha akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalması anlamına geliyor.

Gıda arzındaki bozulma yalnızca insani bir sorun değil. İthalat ihtiyacının ve kamu harcamalarının artması, ülkelerin bütçeleri üzerinde de ilave baskı yaratabilir.

Pasifik’ten merkez bankalarına uzanan zincir

Ekonomik zincirin bir sonraki halkasını enflasyon oluşturuyor. Gıda fiyatlarının yükselmesi enflasyon baskısını artırırken, merkez bankalarının faiz indirimleri için hareket alanını da daraltabilir.

JPMorgan analizine göre güçlü bir El Niño, küresel gıda enflasyonunu yaklaşık 0,7 puan artırabilir. Enerji, gübre, dizel ve ambalaj maliyetlerindeki yükseliş ise toplam etkinin büyümesine yol açabilir.

Böylece Pasifik’te başlayan bir iklim olayı, tarımsal üretimden gıda fiyatlarına, oradan da enflasyon ve merkez bankalarının para politikasına kadar uzanan bir ekonomik zincir oluşturabiliyor.

Geçmişte fatura trilyonlarca dolar oldu

El Niño’nun küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin geçmişte de uzun süreli olduğu görülüyor.

Araştırmalara göre 1982-83 El Niño’su küresel gelirde 4,1 trilyon dolar, 1997-98 El Niño’su ise 5,7 trilyon dolarlık kayıpla ilişkilendiriliyor. Üstelik ekonomik etkiler yalnızca olayın yaşandığı yılla sınırlı kalmadı.

Yeni El Niño’nun kesin ekonomik faturasını bugünden hesaplamak mümkün değil. Ancak geçmiş örnekler, iklim şoklarının etkisinin yıllara yayılabileceğini gösteriyor.

Avrupa’da aşırı sıcakların faturası 180 milyar euro

El Niño’dan bağımsız olarak, iklim kaynaklı aşırı hava olaylarının ekonomik maliyeti Avrupa’da da büyüyor.

Triodos Bank’ın analizine göre 2026 yazındaki aşırı sıcaklık ve kuraklık, Avrupa Birliği’nin GSYH’sini yaklaşık yüzde 1 azaltarak 180 milyar euroluk ekonomik kayba yol açabilir.

Düşük su seviyeleri nehir taşımacılığını aksatırken tarımsal üretim, enerji üretimi ve lojistik de olumsuz etkileniyor. Triodos’a göre ekonomik etkinin en büyük bölümünün ise iş gücü verimliliğindeki kayıptan gelmesi bekleniyor.

Turizmde dengeler değişebilir

Aşırı sıcaklıkların etkilediği bir diğer sektör turizm. Güney Avrupa’da sıcaklıkların yükselmesi, turistlerin daha serin destinasyonlara veya yazın en sıcak dönemleri yerine daha ılıman aylara yönelmesine neden olabilir.

Bu değişim, geleneksel yaz turizminin güçlü olduğu ülkelerde turizm gelirlerinin dağılımını da etkileyebilir.

Türkiye için risk nerede?

Türkiye, El Niño’nun doğrudan en sert etkilediği bölgeler arasında yer almıyor. Ancak Akdeniz Havzası’nda sıcak ve kuru koşulların güçlenmesi; tarım, su kaynakları, yangın riski ve turizm açısından baskı yaratabilir.

Tarımsal üretimde olası kayıpların ithalat ihtiyacını artırması halinde, etkiler döviz ihtiyacı ve maliyetler üzerinden ekonomiye de yansıyabilir.

Dolayısıyla Türkiye açısından olası fatura yalnızca hava koşullarıyla sınırlı değil; tarladan sofraya, su kaynaklarından turizm gelirlerine uzanan bir maliyet zinciri söz konusu.

Önlem maliyeti düşürebilir

El Niño’nun ekonomik faturası yalnızca yaşandığı yıl ödenmiyor. Bugünkü kuraklık sonraki hasadı, hasat kaybı gıda fiyatlarını, yükselen fiyatlar ise enflasyonu etkileyebiliyor.

WFP’nin geçmiş El Niño deneyimlerine dayanan hesaplamalarına göre, olay öncesinde alınan önlemlere yatırılan her 1 dolar, 3 ila 7 dolarlık kayıp ve müdahale maliyetinin önüne geçebiliyor.

Bu nedenle temel soru yalnızca El Niño’nun ne kadar güçlü olacağı değil, ülkelerin ekonomik ve insani maliyetleri azaltmak için ne kadar erken harekete geçeceği.

Pasifik’te ısınan okyanus; bir çiftçinin hasadını, tüketicinin market harcamasını, bir ülkenin turizm gelirini ve merkez bankasının faiz kararını aynı ekonomik zincirin parçaları haline getirebiliyor.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar