Ekonomi

BETAM’dan MSCI analizi: Olası statü kaybı Türkiye piyasalarını nasıl etkileyebilir?

BETAM’dan MSCI analizi: Olası statü kaybı Türkiye piyasalarını nasıl etkileyebilir?

BETAM’ın beş ülkenin deneyimini incelediği araştırmaya göre, MSCI sınıflandırmasında olası bir statü kaybı Türkiye’de hisse senetleri ve döviz kuru üzerinde baskı yaratabilir. Ancak geçmiş örnekler, piyasalardaki kayıpların büyüklüğünün ve kalıcılığının ülkelerin ekonomik koşullarına göre değiştiğini gösteriyor.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), Türkiye’nin MSCI gelişmekte olan piyasalar kategorisindeki konumuna ilişkin tartışmaları tarihsel örnekler üzerinden değerlendirdi.

Araştırmada, geçmişte gelişmekte olan piyasa statüsünü kaybeden Sri Lanka, Ürdün, Pakistan, Arjantin ve Fas’ın sınıflandırma duyurularını izleyen bir yıllık dönemdeki reel borsa getirileri ve reel döviz kuru değişimleri incelendi.

Çalışmada, Türkiye açısından olası bir statü kaybının sermaye hareketleri, hisse senedi fiyatları ve döviz kuru üzerinde baskı oluşturabileceği, ancak bu etkilerin büyüklüğü ve kalıcılığının önceden belirlenemeyeceği vurgulandı.

Mevcut karar statü kaybı anlamına gelmiyor

Araştırmada aktarılan bilgilere göre MSCI, 15 Ekim 2026 tarihli kararıyla Türkiye hisse senedi endekslerine ilişkin bazı güncellemeleri ikinci bir duyuruya kadar dondurdu. Bu kapsamda endekslere yeni şirket eklenmesi ve mevcut şirketlerin daha üst piyasa değeri segmentlerine taşınması gibi işlemler askıya alındı.

Çalışmada, kararın gerekçeleri arasında fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, nihai hissedarlık yapılarının şeffaflığı ve bazı yatırım fonları üzerinden gerçekleşebilecek koordineli işlemlere ilişkin yatırımcı endişeleri sıralandı.

BETAM, mevcut kararın henüz bir kategori düşürme anlamına gelmediğine dikkat çekti. Araştırmaya göre, Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme sağlanmaması halinde Türkiye’nin sınır piyasalar veya bağımsız piyasalar kategorisine geçirilmesine yönelik bir istişare süreci gündeme gelebilir.

İlk ayda beş ülkenin üçünde borsalar geriledi

İncelenen beş ülkenin üçünde, sınıflandırma değişikliği duyurusunu izleyen ilk ayda borsa endeksleri enflasyondan arındırılmış olarak geriledi. İlk aylık reel kayıp Pakistan’da yüzde 32,8, Ürdün’de yüzde 10,6 ve Sri Lanka’da yüzde 2,4 oldu. Arjantin ve Fas’ta ise sınırlı artışlar görüldü.

Bir yıllık dönemde tablo farklılaştı. Sri Lanka, Arjantin ve Fas’ta pozitif reel getiriler kaydedilirken, Ürdün ve Pakistan’da kayıplar sürdü.

Araştırmada, bu sonuçların yalnızca MSCI kararlarına bağlanamayacağı belirtildi. Küresel finansal kriz, ülkelerin siyasi ve ekonomik koşulları, piyasa kısıtlamaları ve toparlanma süreçlerinin de getiriler üzerinde etkili olduğu vurgulandı.

Türkiye’de fon satışları ve döviz talebi öne çıkabilir

BETAM’a göre Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsünden çıkarılması halinde, bu kategoriyi takip eden fonların Türk hisselerindeki pozisyonlarını azaltması veya kapatması gerekebilir. Bu durum, özellikle yabancı yatırımcıların yoğunlaştığı büyük ve likit şirketlerin hisselerinde satış baskısı yaratabilir.

Hisse satışlarından elde edilen kaynakların dövize çevrilerek yurt dışına aktarılması da Türk lirası üzerinde değer kaybı baskısı oluşturabilir. Bununla birlikte yeni sınıflandırma kapsamında Türkiye’ye yatırım yapabilecek fonların talebi ve önceden gerçekleştirilen portföy düzenlemeleri toplam etkiyi değiştirebilir.

Çalışma, geçmiş ülke örneklerinden hareketle Türkiye için belirli büyüklükte bir borsa düşüşü veya kur hareketi tahmini yapılamayacağının altını çiziyor.

Piyasa şeffaflığı ve yatırımcı güveni belirleyici

Araştırmada, uzun vadeli piyasa performansı açısından makroekonomik istikrar, likidite, yatırımcı güveni ve küresel finansman koşullarının belirleyici olduğu ifade edildi.

Türkiye açısından serbest dolaşım oranlarının güvenilir biçimde hesaplanması, nihai faydalanıcıların şeffaf şekilde izlenebilmesi ve piyasa bozucu işlemlere karşı etkin denetim mekanizmalarının işletilmesi öncelikli alanlar olarak gösterildi.

BETAM, bu alanlardaki iyileşmelerin hem sınıflandırmaya ilişkin belirsizliği azaltabileceğini hem de Türkiye sermaye piyasasının uluslararası kaynaklara erişimini destekleyebileceğini değerlendirdi.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar