Ekonomi

Işıl: OVP'nin kredibilitesini hedeflerden çok veriler belirleyecek

Işıl: OVP'nin kredibilitesini hedeflerden çok veriler belirleyecek

Doç. Dr. Gökhan Işıl, EKOTÜRK için 2027-2029 Orta Vadeli Programı'nı (OVP) değerlendirdi. Programdaki kısa vadeli hedeflerin bir bölümünün erişilebilir olduğunu belirten Işıl, dezenflasyon, yüzde 5 büyüme, mali disiplin ve sanayi dönüşümünün aynı dönemde gerçekleştirilmesinin ise güçlü politika eşgüdümü ve kesintisiz güven gerektirdiğine dikkat çekti.

Doç. Dr. Gökhan Işıl, EKOTÜRK için yaptığı değerlendirmede 2027-2029 OVP'nin büyüme, enflasyon, bütçe ve cari denge hedefleri ile sanayi politikalarını ele aldı.

Programda büyümenin 2026'daki yüzde 3,3 seviyesinden 2029'da yüzde 5'e yükselmesi, tüketici enflasyonunun ise aynı dönemde yüzde 28,4'ten yüzde 9'a gerilemesi öngörülüyor.

Işıl, mevcut verilerin 2026 büyüme hedefinin gerçekleşmesini olası kıldığını, ancak sıkı finansal koşullar devam ederken sonraki yıllarda büyümenin düzenli şekilde hızlanmasının yatırım, ihracat ve verimlilik artışına bağlı olduğunu belirtti.

Kredi genişlemesi ve iç tüketime dayalı bir büyümenin enflasyon ile cari açığı yeniden yükseltebileceğine dikkat çeken Işıl, bunun programın hedefleri arasında çelişki yaratabileceğini ifade etti.

Tek haneli enflasyon hedefinde kritik koşullar

Enflasyonun kısa vadede gerilemeye devam etmesini olası gören Işıl, hizmet fiyatları, kira, ücret ayarlamaları ve yönetilen fiyatların dezenflasyonun hızını sınırlayabileceğini belirtti.

Işıl, 2029'da tek haneli enflasyona ulaşılmasının imkânsız olmadığını ancak oldukça güç olduğunu vurgulayarak, başarının para politikasının erken gevşememesine, bütçenin dezenflasyonu desteklemesine ve beklentilerin kalıcı biçimde çıpalanmasına bağlı olduğunu kaydetti.

Kişi başına gelirde öngörülen artışa da değinen Işıl, bunun reel ücret, verimlilik ve gelir dağılımındaki gelişmelerle desteklenmediği sürece kalıcı refah artışı olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Bütçe ve cari dengede hangi riskler var?

OVP, bütçe açığının millî gelire oranının dönem sonunda yüzde 2,8'e, cari açığın ise yüzde 1,6'ya indirilmesini hedefliyor.

Işıl, cari dengede kısa vadeli hedeflerin mevcut görünüm ve turizm gelirleri dikkate alındığında gerçekleşmesinin mümkün olduğunu, ancak enerji ve altın fiyatları, Avrupa'daki büyüme ve iç talebin seyrinin orta vadeli görünüm açısından belirsizlik oluşturduğunu belirtti.

Bütçe tarafında ise faiz giderleri, deprem harcamaları ve teşviklerin maliyetinin kalıcı konsolidasyonu zorlaştırabileceğine dikkat çeken Işıl, harcamalarda verimlilik ve vergi tabanında genişleme sağlanmadığı sürece bütçe hedeflerinin sürekliliğine ihtiyatlı yaklaşılması gerektiğini kaydetti.

En zor alan yatırım ve verimlilik

Işıl'a göre programın en zor alanlarından birini yatırım ve verimlilik hedefleri oluşturuyor. Yatırımların artırılması mümkün görünürken, toplam faktör verimliliğinde kalıcı bir sıçramanın kısa sürede gerçekleşmesinin güç olduğunu belirten Işıl; yüksek finansman maliyeti, uzun vadeli fon eksikliği, insan sermayesi ve hukuki öngörülebilirliği temel kısıtlar arasında sıraladı.

OVP'de imalat sanayii ve KOBİ'lere ilave kredi, yaklaşık 250 milyar TL'lik destek paketi, Kredi Garanti Fonu teminatları, KOSGEB istihdam programları ve kamu alımlarında yerli üretimin gözetilmesi gibi araçların bulunduğunu hatırlatan Işıl, bu desteklerin uygulamaya geçirilmesinin yüksek olasılık taşıdığını ifade etti.

Ancak kredilerin yalnızca işletme sermayesi ihtiyacını geçici olarak karşılaması yerine kapasite, teknoloji ve dış pazar kazanımına dönüşmesi gerektiğini vurguladı.

Teknoloji yatırımlarında sonuçlar belirleyici olacak

YTAK ve HIT-30 kapsamında yüksek teknoloji yatırımlarına uzun vadeli finansman sağlanması ile yeşil ve dijital dönüşümün teşvik sistemine dahil edilmesini uygulanabilir hedefler olarak değerlendiren Işıl, ithal ikamesi, ihracatın teknoloji yoğunluğunun artırılması ve verimlilik kazanımlarının kısa sürede ortaya çıkmasının ise güç olduğunu belirtti.

Işıl'a göre programın başarısında dağıtılan kredi miktarından çok yaratılan katma değer, ihracat, enerji verimliliği ve geri ödeme performansı belirleyici olacak.

Tahvil ve Borsa İstanbul'a nasıl yansıyabilir?

OVP hedeflerinin piyasalara olası etkilerini de değerlendiren Işıl, enflasyon, bütçe ve cari denge hedeflerinin doğrulanması durumunda ülke risk primi ile vade priminin gerileyebileceğini belirtti. Bu senaryonun özellikle orta ve uzun vadeli tahvillerde faiz düşüşü ve sermaye kazancı potansiyeli yaratabileceğini ifade etti.

Borsa İstanbul'da ise etkilerin sektörler arasında farklılaşabileceğini kaydeden Işıl, başarılı bir dezenflasyon sürecinin bankalar ve iç talebe duyarlı şirketler açısından iskonto oranlarını düşürebileceğini; hedefli sanayi desteklerinin ise makine, otomotiv yan sanayii, savunma, yazılım, enerji ekipmanları ve ihracatçı şirketleri öne çıkarabileceğini belirtti.

Işıl, OVP'nin kısa vadeli hedeflerinin tek tek erişilebilir göründüğünü ancak dezenflasyon, yüzde 5 büyüme, mali disiplin ve sanayi dönüşümünün birlikte gerçekleştirilmesinin daha zor olduğuna dikkat çekti.

Programın kredibilitesinin açıklanan hedeflerden çok, önümüzdeki aylarda ekonomik verilerin bu hedeflerle ne ölçüde uyumlu ilerleyeceğiyle belirleneceğini ifade etti.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar