Borsa İstanbul’da ikinci kriz: Aracı kurumların sermaye yeterliliği baskı altında
Borsa İstanbul’da dün derinleşen satışlar hakkında çok şey yazıldı, çizildi. Bana göre birbirini tetikleyen bir sorunlar zinciri yaşanıyor.
20 Ekim 2026 tarihli SPK kararlarıyla Alnus Yatırım, Bulls Yatırım ve Pusula Yatırım’ın sermaye piyasası faaliyetleri, 21 Ekim itibarıyla geçici olarak durduruldu. Daha önce Tera Yatırım’ın faaliyetleri de durdurulmuştu.
Müşteri çıkışları ve daralan kredi imkânları
Yatırımcılar varlıklarını satıyor veya hesaplarını başka aracı kurumlara, özellikle banka aracı kurumlarına taşıyor. Bu durum, bazı kurumlarda likidite ve fonlama baskısını artırıyor.
Bankaların aracı kurumlara kullandırdığı kredileri geri çağırması veya kredi limitlerini daraltması da kurumların nakit ihtiyacını artırıyor.
Kredili işlemler ve tahsilat riski
Birçok hissede son bir ayda yüzde 50’yi aşan değer kayıpları yaşandı. Aracı kurumların müşterilerine kullandırdığı kredilerden ve gün içi işlem limitlerinden kaynaklanan riskler büyüyor.
Taban serileri nedeniyle pozisyonların kapatılamaması, bazı müşteri hesaplarında negatif özkaynak oluşmasına yol açıyor. Bu durum, aracı kurumlar açısından tahsilat riski doğuruyor.
Müşteri özkaynağı ile kurumun sermaye yeterliliği farklı
SPK, kredili işlemlerde özkaynak oranını yüzde 35’ten yüzde 20’ye kadar düşürdü. Ancak bu düzenleme, aracı kurumların kendi sermaye yeterliliği yükümlülüklerini azaltmıyor.
Sektörden aldığım bilgilere göre bazı kurumlar, müşterileri için özkaynak oranını yüzde 70’e kadar yükseltmiş durumda. Bunun anlamı, kredili yatırımcılardan daha fazla teminat yatırmalarının veya pozisyonlarını azaltmalarının, yani satış yapmalarının istenmesi.
Düşüş ve teminat talepleri birbirini besliyor
Bir kısır döngü yaşanıyor. Hisse fiyatları düştükçe kredili hesapların özkaynak oranları geriliyor. Bunun üzerine aracı kurumlar ek teminat talep ediyor, kredi limitlerini azaltıyor veya pozisyonları tasfiye etmeye çalışıyor.
Satışlar piyasadaki düşüşü derinleştirirken, gerileyen fiyatlar başka hesaplarda da teminat açığı oluşturuyor. Üstelik pozisyonlar satılamadığında veya satış bedeli kredi borcunu karşılamadığında, aracı kurumların tahsilat riski artıyor.
SPK riskleri kurum bazında ele almalı
SPK, fon tasfiye sürecine odaklanırken aracı kurumların bilançolarında büyüyen riskleri gözden kaçırmamalı. Aracı kurum yöneticilerini olağanüstü toplantıya çağırmalı; kredi riskini, sermaye yeterliliğini, teminat yapısını ve olası tahsilat sorunlarını kurum bazında masaya yatırmalı.
Bana göre bu aşamada mesele yalnızca fonları tasfiye etmek değil, fon krizinin aracı kurumlar üzerinden daha geniş bir finansal krize dönüşmesini önlemek.
