ABD İran petrolünü kesmek için Çin’i hedef aldı
Küresel enerji denkleminde tansiyon yükselirken, Amerika Birleşik Devletleri İran’ın petrol gelirlerini sınırlamak için yeni ve daha agresif bir strateji devreye aldı. Washington yönetimi, Tahran’ın en önemli gelir kaynağı olan petrol ticaretini sekteye uğratmak amacıyla doğrudan Asya’daki alıcılara yönelmiş durumda.
ABD, İran’ın finansal akışını kesmek için Çin’de faaliyet gösteren bağımsız rafinerileri hedef alarak baskıyı küresel tedarik zincirine taşıdı.
ÇİN’DEKİ “ÇAYDANLIK” RAFİNERİLER RADARDA
The Wall Street Journal kaynaklı haberlere göre, özellikle Çin’de “çaydanlık rafineriler” olarak bilinen bağımsız tesisler, İran petrolünün uluslararası yaptırımları aşarak pazara ulaşmasında kilit rol oynuyor. Bu küçük ölçekli ancak esnek yapıya sahip tesisler, Tahran’a her yıl milyarlarca dolarlık gelir sağlıyor.
Bu rafineriler, İran petrolünün küresel piyasalara gizli yollarla taşınmasında kritik bir köprü görevi görüyor.
ABD Hazine Bakanlığı’nın son adımları da bu ağın hedef alındığını gösteriyor. ABD Hazine Bakanlığı, Hengli Petrochemical bünyesindeki bir birime yaptırım uygularken, İran petrolüyle bağlantılı olduğu öne sürülen yaklaşık 40 denizcilik şirketini de kara listeye aldı.
PARALEL PETROL PİYASASI NASIL İŞLİYOR?
Çin’in özellikle Shandong bölgesinde yoğunlaşan bu bağımsız rafineri ağı, devlet kontrolündeki büyük enerji şirketlerinden farklı olarak daha esnek ve düşük denetime sahip bir yapı sunuyor. ABD finans sistemine sınırlı erişimleri sayesinde yaptırımlardan kaçınma kabiliyetleri oldukça yüksek.
Bu ticaret çoğu zaman dolar yerine Çin yuanı üzerinden gerçekleştiriliyor. Böylece küresel finans sisteminin denetiminden büyük ölçüde uzak kalınıyor.
Analistlere göre İran’dan gelen petrol, 2025 itibarıyla Çin’in toplam ithalatının yaklaşık yüzde 12’sine ulaştı. Bu oran günlük yaklaşık 1,4 milyon varil seviyesine denk geliyor.
KARANLIK FİLO VE GİZLİ LOJİSTİK AĞI
Yaptırımları aşmak için geliştirilen yöntemler ise oldukça sofistike. United Against Nuclear Iran tarafından yapılan analizler, İran petrolünü taşıdığı düşünülen yaklaşık 600 gemilik bir “gölge filo”nun aktif olduğunu ortaya koyuyor. Bu sayı 2020 yılında yalnızca 70 civarındaydı.
Tankerler, takip sistemlerini kapatarak ve açık denizlerde gemiden gemiye transfer yaparak petrolün kaynağını gizliyor. Bu yöntemler sayesinde İran petrolü küresel pazara farklı menşeler altında giriş yapabiliyor.
İran petrolünü taşıyan gemilerin kullandığı “karanlık filo” taktikleri, yaptırımların etkinliğini ciddi şekilde zayıflatıyor.
PEKİN’DEN SERT TEPKİ
Çin yönetimi ise ABD’nin bu hamlelerine karşı çıkıyor. Pekin, tek taraflı yaptırımların uluslararası hukuk açısından geçerliliği olmadığını savunarak kendi enerji güvenliği politikalarını korumakta kararlı görünüyor.
Çin’in stratejisi, İran ile olan enerji ticaretini büyük ölçüde özel şirketler üzerinden yürütmek. Bu sayede hem daha ucuz enerji temin ediliyor hem de devlet şirketleri doğrudan yaptırım riskinden uzak tutuluyor.
Hengli Petrochemical ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddederken, şirketin son yıllardaki finansal performansı dikkat çekiyor. 2018’den bu yana gelirlerini üç kat artıran şirketin yıllık cirosu yaklaşık 30 milyar dolara ulaşmış durumda.
JEOPOLİTİK GERİLİM VE OLASI SENARYOLAR
Uzmanlara göre ABD’nin İran petrolünü tamamen sistem dışına itmesi kolay görünmüyor. Çünkü mevcut yapı, alternatif ticaret kanalları ve esnek lojistik ağlarla destekleniyor.
Analistler, bu ticaretin ciddi şekilde kesintiye uğratılabilmesi için daha sert ve doğrudan müdahalelerin gündeme gelebileceğini belirtiyor. Bu senaryolar arasında tankerlerin fiziksel olarak durdurulması ya da enerji altyapısına yönelik operasyonlar da bulunuyor.
ABD’nin İran petrol ticaretini tamamen durdurabilmesi için daha agresif ve doğrudan adımlar atması gerekebilir.
Bugün gelinen noktada, bir zamanlar Çin için sorun olarak görülen bağımsız rafineriler artık ülkenin enerji güvenliğinde kritik bir rol üstlenmiş durumda. Bu durum, küresel enerji piyasasında yeni bir güç dengesi oluştuğuna işaret ediyor.
