ATO Başkanı Baran’dan vergi reformu çağrısı: Vergi sistemi bütünsel reformla ele alınmalı
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Baran, vergiye yönelik düzenlemelerin üretim ve yatırım ortamına pozitif etki yapacağını belirtse de, Türkiye’nin yatırım ortamının güçlenmesi için vergi sisteminin bütünsel reformla ele alınmasının öncelikli adım olduğunu vurguladı.
ATO Başkanı Baran, yazılı açıklamasında teklifin üretim, ihracat, teknoloji yatırımları ve yabancı sermayeyi teşvik eden olumlu başlıklar içerdiğini kaydetti. Özellikle sanayi sicil belgesine sahip üretici firmalara sağlanan kurumlar vergisi indirimini olumlu bir adım olarak değerlendiren Baran, “Üretimi ve yatırımı teşvik eden her adımı değerli buluyoruz” dedi.
Baran, döviz ve altın girişini teşvik eden ve varlık barışı dahil olmak üzere teklif içinde yer alan düzenlemelerin etkisinin sınırlı ve kısa vadeli kalmaması için vergi sisteminin bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Vergi sisteminin sürekli ve parça parça değişikliklerle yönetilmesinin hem mükellef hem de kamu açısından sürdürülemez olduğunu belirten Baran, şu değerlendirmeleri yaptı:
Vergide ivedi olarak bütünsel reform ihtiyacı
“Vergi sisteminde yapılan her yeni düzenleme, sistemin başka bir alanında yeni bir başka ihtiyacın ortaya çıkmasına neden oluyor. Vergi sisteminde sürekli değişikliğe ihtiyaç duyulmaması için, üretimi, yatırımı, ihracatı, kayıtlı ekonomiyi ve adaleti esas alan bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.”
Vergi teklifi ve mevcut durum
Türkiye’de halen yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanunu’nun 60 yılı aşkın süre önce hazırlandığını ve yıllar içinde çok sayıda değişikliğe uğradığını belirten Baran, bu durumun hem yatırım kararlarını zorlaştırdığını hem de mükellefler üzerinde ciddi bir uyum maliyeti oluşturduğunu söyledi. Baran, yaklaşık 20 yıl önce 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile kurumlar vergisi oranının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürüldüğünü ve Türkiye’nin bu sayede vergide rekabetçi ülkeler arasında yer aldığını hatırlattı. Aradan geçen süreçte yapılan çok sayıda düzenleme nedeniyle sistemin “yamalı bohçaya” dönüştüğünü ifade eden Baran, bugün yüzde 18 ile yüzde 30 arasında değişen farklı oranların uygulandığı karmaşık bir yapının ortaya çıktığını belirtti.
Dijitalleşme ve mükellef hakları
Vergi Usul Kanunu’nun günün ekonomik gerçeklerine cevap vermekte zorlandığını ifade eden Baran, mevzuatta hâlâ kağıt ortamındaki vergi sisteminin izlerinin bulunduğunu belirtti. Dijitalleşen ekonomi ve değişen ticaret yapısına dikkat çeken Baran, “Çağdaş vergi sistemlerinin temel unsurlarından biri olan mükellef haklarının daha güçlü bir şekilde mevzuata ve idari uygulamalara yansıtılması gerekiyor” dedi.
E-haciz ve KDV sistemine ilişkin öneriler
Kamu alacaklarının tahsiline ilişkin 6183 sayılı Kanun’un uygulamada mükellefler açısından önemli sorunlara yol açtığını belirten Baran, kamu alacakları nedeniyle borç tutarının üzerinde tüm banka hesaplarına uygulanan e-haciz işlemlerinin işletmelerin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirebildiğini söyledi. KDV sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Baran, uzun süredir devreden KDV sorununun iş dünyasının finansman yükünü artırdığını belirterek, “Birden çok oranda kullanılan, alışta ve satışta farklı oranlarda uygulanan KDV sistemi sadeleşmeli, iade süreçleri hızlanmalı ve işletmelerin üzerinde finansman baskısı oluşturan uygulamalar gözden geçirilmeli” dedi.
Sade, güven verici ve tek oranlı sistem çağrısı
Vergi sisteminde sadeleşmenin önemine dikkat çeken Baran, mükellef haklarını esas alan, kayıt dışılıkla mücadelede güven veren, anlaşılır, uygulanabilir ve uyum maliyeti düşük bir yapının kritik önemde olduğunu belirtti. Baran, vergi sistemini yalnızca gelir toplamak amacıyla inşa etmekten vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayarak, sistemin üretimi destekleyen, yatırımı artıran, istihdamı koruyan ve rekabet gücünü yükselten bir yapı olarak yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.
Baran, vergi reform sürecinde iş dünyasının görüş ve beklentilerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, kamu ile özel sektör arasında güçlü istişare mekanizmalarının, örneğin bir vergi reform komisyonunun oluşturulmasının Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacağını kaydetti. Kurumlar vergisinde yapılması öngörülen indirimin daha kapsayıcı olarak tüm mükellefleri ve faaliyet alanlarını kapsayacak şekilde tek oranlı bir sisteme dönüştürülmesinin, vergi tekniği açısından zorunlu olanlar dışında tüm indirim, istisna ve muafiyetlerin kaldırılmasının en uygun adım olacağını belirtti.
