TCMB’nin yılın geri kalanında faiz politikası nasıl şekilllenir? Serdar Pazı’dan TCMB yorumu
EKOTÜRK ekranlarında yayımlanan Stüdyo Avrupa programında Dr. Tuğba Özay’ın konuğu olan Pusula Portföy Yatırım Danışmanlığı Müdürü Serdar Pazı, küresel piyasalardan Türkiye ekonomisine kadar geniş bir çerçevede dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. ABD-Çin ilişkileri, İran gerilimi, stagflasyon riski, merkez bankalarının sıkışan hareket alanı ve yapay zekanın ekonomik sisteme etkileri programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
ABD-ÇİN YAKINLAŞMASI PİYASALARI TEMKİNLİ İYİMSERLİĞE TAŞIDI
Programda ilk olarak ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında gerçekleşen görüşme ele alındı. Çin’in ABD’den petrol alımına sıcak yaklaşmasının dikkat çekici olduğunu belirten Serdar Pazı, bu gelişmenin kısa vadede piyasalarda olumlu algılandığını ancak perde arkasında daha karmaşık bir jeopolitik sürecin ilerlediğini söyledi.
Pazı’ya göre Çin, görünürde daha yumuşak ve uzlaşmacı bir diplomasi dili kullansa da küresel güç mücadelesindeki stratejik ilerleyişini sürdürüyor. Afrika’dan Latin Amerika’ya, enerji yatırımlarından lojistik ağlarına kadar genişleyen Çin etkisinin artık geri döndürülemez bir noktaya ulaştığını ifade eden Pazı, Pekin yönetiminin küresel sistemdeki ağırlığını artırmaya devam edeceğini vurguladı.
“PETROL 100 DOLARIN ÜZERİNDE KALIRSA PİYASALAR İÇİN MUTLU SON YOK”
Programın en dikkat çeken değerlendirmelerinden biri enerji fiyatlarıyla ilgili oldu. Serdar Pazı, petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesinin dünya ekonomisini ciddi şekilde zorlayacağını belirterek, özellikle 100 dolar seviyesinin kritik eşik olduğuna işaret etti.
“Petrolün 100 doların üzerinde kalıcı olması durumunda küresel piyasalar için mutlu son senaryosu kalmaz.”
Küresel ekonomide zaten yüksek seyreden borç yükü nedeniyle merkez bankalarının hareket alanının daraldığını söyleyen Pazı, 1970’lerdeki stagflasyon dönemine benzer bir riskin yeniden gündeme geldiğini ifade etti. Ancak günümüz dünyasında kamu borçlarının tarihi zirvelere ulaşması nedeniyle agresif faiz artırımlarının geçmişe kıyasla çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
ABD’nin uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişe dikkat çeken Pazı, Amerikan hane halkının mortgage maliyetleri nedeniyle ciddi baskı altında kalabileceğini söyledi. Özellikle konut finansmanı maliyetlerinin yükselmesinin tüketici refahını doğrudan etkileyeceğini vurguladı.
BORÇLAR KATLANIYOR, DÜNYA ÜRETEMEDEN TÜKETİYOR
Küresel sistemin giderek daha kırılgan hale geldiğini ifade eden Serdar Pazı, devletlerin artan sosyal güvenlik ve savunma harcamaları nedeniyle sürdürülebilirlik sorunu yaşadığını dile getirdi. Dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte emeklilik ve sağlık harcamalarının hızla arttığını belirten Pazı, buna karşın ekonomik büyümenin aynı hızda ilerlemediğini söyledi.
Yapay zekanın üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte iş gücü piyasasında ciddi dönüşüm yaşanacağını ifade eden Pazı, özellikle genç çalışanların ve yeni mezunların risk altında olduğunu belirtti.
“Yapay zeka ilk etapta en düşük tecrübeye sahip çalışanları sistem dışına itiyor.”
Ekonomik sistemin giderek daha fazla verimlilik odaklı hale geldiğini söyleyen Pazı, şirketlerin operasyonel süreçlerde insan gücü yerine otomasyon sistemlerine yöneldiğini, bunun da gelir dağılımındaki uçurumu daha da derinleştirebileceğini kaydetti.
SOSYAL DEVLET MODELİ TARTIŞMAYA AÇILIYOR
Avrupa ile ABD arasındaki sosyal devlet farklarına değinen Pazı, özellikle sağlık sistemi ve çalışan hakları konusunda Avrupa’nın daha korumacı bir yapıya sahip olduğunu ifade etti. ABD’de sağlık harcamalarının bireyler üzerinde ağır yük oluşturduğunu söyleyen Pazı, ilerleyen dönemde yapay zeka ve robot teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla sosyal devlet anlayışının küresel ölçekte baskı altına girebileceğini dile getirdi.
Programda evrensel temel gelir modeli de gündeme geldi. Yapay zeka nedeniyle üretkenliğin artacağını ancak tüketim tarafında insan faktörünün hâlâ kritik olmaya devam edeceğini belirten Pazı, ekonomik sistemin tamamen insansız bir düzene geçmesinin mümkün görünmediğini söyledi.
TCMB’NİN ENFLASYON REVİZYONU VE FAİZ MESAJI
Programın Türkiye ekonomisine ayrılan bölümünde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın güncel enflasyon tahminleri değerlendirildi. Tahmin aralığının kaldırılmasını yorumlayan Serdar Pazı, belirsizliklerin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde merkez bankalarının daha temkinli davranması gerektiğini ifade etti.
Pazı, hedef ile tahmin arasındaki farkın net biçimde ortaya konulmasının piyasa güveni açısından önemli olduğunu belirterek, sık sık değişen ekonomik çerçevenin kredibilite üzerinde baskı yarattığını söyledi.
Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda artık daha sınırlı bir alana sahip olduğunu ifade eden Pazı, mevcut faiz seviyelerinin enflasyon beklentileri dikkate alındığında yeterince sıkı olduğunu savundu.
“Faiz indirimi kısa vadede masadan kalktı ancak yeni bir faiz artışı da beklemiyorum.”
Kur tarafında kontrollü bir denge arayışının sürdüğünü belirten Pazı, rezervlerde yeniden toparlanma sinyalleri görüldüğünü ifade etti. Ancak enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle Türkiye’nin dış ticaret dengesi üzerinde ciddi baskı oluşabileceğini söyleyen Pazı, bu noktada turizm gelirlerinin kritik önem taşıdığını vurguladı.
Her 10 dolarlık petrol artışının Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık ek maliyet yarattığını belirten Pazı, turizm gelirlerinin beklentilerin altında kalması durumunda ödemeler dengesi tarafında daha zorlu bir sürecin yaşanabileceğini dile getirdi.
