Standard Chartered: Altında düşüş sürerse dolar ve yen öne çıkabilir

Standard Chartered, altındaki düşüşün devam etmesi halinde ABD doları ve Japon yeninin güvenli liman arayışında öne çıkabileceğini belirtti. Banka, ons altında 3.800 ve 3.500 dolar seviyelerini önemli destek noktaları olarak gösterdi.
Standard Chartered analisti Steve Englander, müşterilere gönderdiği notta, ons altının 4.000 doların belirgin şekilde altına gerilediğine dikkat çekerek kısa vadeli teknik görünümün kırılgan olduğunu ifade etti. Englander, bir sonraki önemli destek seviyelerinin 3.800 ve 3.500 dolar olduğunu kaydetti.
Likidite ihtiyacı altındaki satışları artırıyor
Bankanın değerlendirmesinde, teknoloji hisselerine ilişkin endişelerin, hisse senetlerindeki satışların ve likidite ihtiyacının yatırımcıları altın ve gümüş gibi kolayca nakde çevrilebilen varlıklarda satışa yönelttiği belirtildi.
Englander, kısa vadede altının güvenli liman özelliğinden çok likidite sağlama işlevinin ön plana çıkmasını beklediklerini söyledi.
Standard Chartered, altın ile ABD doları arasındaki korelasyonun son bir yılda güçlü biçimde negatif seyrettiğini belirtti. Banka, bu ilişkinin yatırımcıların altın almak için dolar sattığına işaret edebileceğini ve söz konusu akımın tersine dönebileceğini ifade etti.
Dolar ve yen diğer para birimlerinden ayrışabilir
Englander, altındaki düşüşün sürmesi halinde ABD doları ve Japon yeninin diğer para birimlerine göre daha iyi performans göstermesini beklediklerini kaydetti.
Bankaya göre güvenli liman olarak değerlendirilen alternatifler sınırlanıyor. Euro siyasi ve mali belirsizliklerden, sterlin ise siyasi soru işaretlerinden etkileniyor. İsviçre frangı G10 para birimleri arasında en düşük getiriyi sunarken, Avustralya doları daha yüksek oynaklık gösteriyor.
Englander, dolar cinsi varlıklara maruziyetini sınırlamak isteyen merkez bankalarının Japon yenine yönelebileceğini de belirtti. Japon devlet tahvillerindeki getiri artışının yeni desteklediğini ifade eden Englander, yenin piyasa dalgalanmalarına görece düşük duyarlılığının, düşük değerlemesinin ve yeniden yükselen tahvil getirilerinin riskten kaçış dönemlerinde avantaj sağlayabileceğini vurguladı.





