ERDOĞAN: "DOĞU AKDENİZ'DEKİ FAALİYETLERİMİZİN ÖZÜNDE HAK VE ADALET ARAYIŞI VARDIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki faaliyetlerinin özünde hak ve adalet arayışı olduğunu ve bu adalet uyanışından vazgeçmeyeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Adli Yıl Açış konuşmasında şunları söyledi: "Suriye’den Libya’ya kadar fiilen sahada olduğumuz her yerde, aynı inanç ve taleple çalışmalarımızı yürütüyoruz. Doğu Akdeniz’deki, Ege’deki faaliyetlerimizin de özünde hak ve adalet arayışı vardır. Türkiye’yi, 780 bin kilometrelik devasa büyüklüğüne bakmadan, 10 kilometrekarelik bir ada üzerinden kıyılarına hapsetme girişimi, haksızlığın ve adaletsizliğin en açık ifadesidir. Çevresindeki her ülkenin hakkı olan Akdeniz’in zenginliklerinin üzerine adeta çökme çabası, tam bir modern sömürgecilik örneğidir. Tarih boyunca, hep başkalarının arkasına saklanarak varlığını sürdürmüş bir devleti önümüze atarak, kendi gizli emellerini gerçekleştirmeye çalışanların yaptıkları da en büyük adaletsizliktir. Biz artık bu gölge oyunundan bıktık. Kendine bile hayrı olmayan bir devleti, Türkiye gibi bölgesel ve küresel bir gücün önüne atıp yem etmeye çalışmak, artık komik kaçmaya başladı. Asırlardır Afrika’dan Güney Amerika’ya kadar sömürmedik yer, katletmedik toplum, zulmetmedik insan bırakmayanların devri sona eriyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu adalet uyanışını durduramayacaklardır. Ülkemizin bu konudaki öncülüğü, sadece kendi adına değil, tüm mazlumlar adınadır. Osmanlı gibi 600 yıllık bir devin külleri üzerinde inşa ettiğimiz Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına yaklaşırken, coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımıza daha sıkı sarılmakta kararlıyız. Medeniyetimizin ve tarihimizin bize bıraktığı mirası çok daha ileriye taşıyarak, evlatlarımıza büyük, güçlü, adil ve müreffeh bir gelecek bırakmak için gece-gündüz çalışıyoruz. Türkiye’nin her başarısının, kalbini ve gözünü bize yöneltmiş tüm dostları ve kardeşleri için de yeni bir ümit ışığı yaktığını biliyoruz. Gücümüzün, sadece kendimizi düşünmekten ve kendimiz için çalışmaktan değil, arkamızdaki bu geniş destekten de kaynaklandığının gayet iyi farkındayız. Bunun için bölgemizde güven ve huzur arayan herkese kapımızı açıyoruz. Bunun için dünyanın neresinden bir feryat yükselirse, tüm imkânlarımızla oraya yöneliyoruz. Bunun için her platformda hak ve adalet talebimizi en yüksek sesle dile getiriyoruz. Rabbim de, bu hasbi ve samimi duruşumuzun mükâfatı olarak, her alanda önümüzü açıyor, tuzakları bozuyor, gücümüze güç katıyor. Husumet cepheleri ne kadar birleşirse birleşsin, bu yükselişi durduramayacaklardır. İstiklal Marşı “korkma” diye başlayan ve “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal” diye biten bir milleti yolundan döndürebilecek hiçbir güç tanımıyoruz. Türkiye’nin dostluğunun kıymetini bilenlerin, her geçen gün çoğalacağından eminiz. Yeter ki biz kendi içimizde sağlam duralım. Yeter ki biz millet olarak birliğimize, beraberliğimize sahip çıkalım. Yeter ki biz tüm kurumlarımızla devletimizi hak ve adalet üzere ayakta tutalım. Yeter ki biz alameti farikamız olan değerlerimizden taviz vermeyelim. Yeter ki medeniyetimize ve tarihimize sıkı sıkıya sarılalım. Gerisinin kendiliğinden geleceğinden, zorlukların kolaya döneceğinden, düşmanlıkların dostluğa evirileceğinden şüphe duymuyoruz. "


