Haberler

ABD için tehlike çanları: Çin, Rusya ve İran baskıyı artırıyor

ABD için tehlike çanları: Çin, Rusya ve İran baskıyı artırıyor

ABD’nin küresel konumu, artan askeri yük ve bölgesel gerilimlerle yeniden tartışılıyor. Bloomberg Opinion yazarı Hal Brands, Washington’ın “tehlike bölgesine” girdiğini savundu.

Brands’e göre ABD ordusunun küresel görevleri ile mevcut kapasitesi arasındaki fark büyüyor. İran savaşı ise silah ve füze stokları üzerindeki baskıyı artırdı.

Ayrıca Avrupa, Orta Doğu ve Pasifik’te eş zamanlı güvenlik riskleri bulunuyor. Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore kaynaklı gelişmeler de yakından izleniyor.

Brands, ABD’nin askeri kapasite ve ittifak güvenilirliği açısından küresel bir “tehlike bölgesine” girdiğini değerlendirdi.

ABD ordusunda kapasite tartışması büyüyor

Brands, ABD’nin küresel askeri yükümlülüklerinin uzun süredir arttığını belirtti. Buna karşılık savunma kapasitesinin aynı hızda genişlemediğini savundu.

Özellikle uzun menzilli silahlar ve savunma füzelerinin stokları gündemde bulunuyor. İran savaşı sırasında bu mühimmatların önemli miktarda kullanıldığı belirtiliyor.

Ayrıca ABD Donanması uzun süren görevlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum personel ve operasyonel kapasite üzerindeki baskıyı artırdı.

Brands’e göre İran ile yeni bir çatışma yaşanması ek mühimmat ihtiyacı oluşturabilir.

Bunun yanında Baltık bölgesindeki olası krizler de planlamalarda yer alıyor. Tayvan çevresindeki askeri gerilim ise Pasifik açısından önemli bir risk oluşturuyor.

ABD’nin müttefikleriyle ilişkileri mercek altında

Analizde ikinci önemli başlık ABD’nin ittifak ilişkileri oldu. Brands, Trump yönetiminin bazı politikalarının müttefiklerde belirsizlik yarattığını savundu.

Özellikle Körfez ülkeleri açısından İran politikasındaki değişikliklere dikkat çekildi. Avrupa ile ilişkilerde de çeşitli anlaşmazlıklar yaşandığı belirtildi.

Bununla birlikte Washington uzun süredir Pasifik bölgesine daha fazla kaynak ayırmayı planlıyor.

Ancak Japonya, Güney Kore ve Tayvan konusunda izlenen politikalar tartışılıyor. Brands, Washington’ın bölgedeki güvenilirliğinin önemli olduğunu vurguladı.

ABD-Çin geriliminde Tayvan riski öne çıkıyor

Pasifik’teki gelişmeler analizin önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Çin’in Tayvan çevresindeki askeri faaliyetleri yakından takip ediliyor.

Ayrıca Pekin’in Filipinler üzerindeki deniz baskısının arttığı belirtildi. Japonya ile yaşanan askeri ve ekonomik gerilimler de gündemde bulunuyor.

Brands’e göre Çin’in doğrudan büyük bir savaşa yönelmesi kesin değil. Ancak ABD’deki kapasite sorunları Pekin’in daha fazla risk almasına imkan verebilir.

Benzer bir değerlendirme Rusya için de yapıldı.

Rusya ve İran kaynaklı risklere dikkat çekildi

Brands, Rusya’nın Avrupa’daki hibrit faaliyetlerini artırdığını belirtti. Özellikle Baltık bölgesindeki olası gelişmelere dikkat çekti.

İran cephesinde ise Hürmüz Boğazı önemini koruyor. Tahran’ın bölgedeki askeri gerilimi Washington üzerinde baskı aracı olarak kullanabileceği değerlendiriliyor.

Böylece ABD aynı anda Avrupa, Orta Doğu ve Pasifik’te güvenlik sorunlarıyla karşılaşıyor.

Analizde Çin, Rusya ve İran kaynaklı eş zamanlı risklerin ABD’nin askeri kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığı savunuldu.

ABD’de 2026 ve 2028 seçimleri de gündemde

Brands, dış politika risklerinin yanında ABD iç siyasetine de dikkat çekti. Ülkede 2026 ve 2028 yıllarında kritik seçimler yapılacak.

Analize göre siyasi istikrarsızlığın artması dış politika kapasitesini de etkileyebilir. Böyle bir tablo Washington’ın küresel gelişmelere ayırdığı dikkati azaltabilir.

Bu nedenle askeri kapasite ve siyasi istikrarın aynı dönemde önem kazanacağı belirtildi.

ABD savunma bütçesinde artış planlıyor

Trump yönetimi ABD’nin askeri harcamalarını artırmayı planlıyor. Ayrıca kullanılan mühimmat stoklarının yeniden oluşturulması için çalışmalar yürütülüyor.

Ancak yeni silahların üretimi kısa sürede tamamlanamıyor. Özellikle füze stoklarının yenilenmesinin birkaç yıl sürebileceği belirtiliyor.

Brands, ABD’nin 2020’lerin sonlarında daha riskli bir döneme gireceğini daha önce de öngörmüştü.

Son analizinde ise bu dönemin başladığını savundu. Ayrıca risklerin Trump’ın başkanlığından sonra da devam edebileceğini değerlendirdi.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar