ABD’de enflasyonun adresi değişti: Trump’ın güçlü olduğu bölgelerde fiyatlar uçtu
ABD’de eylül ayında yıllık enflasyon yüzde 3,7’ye yükselirken kırsal bölgelerdeki fiyat artışları büyük şehirleri geride bıraktı. İran savaşıyla yükselen enerji maliyetleri ve Trump yönetiminin gümrük tarifeleri, özellikle kırsal kesimde yaşayanların bütçesini zorluyor.
ABD ekonomisinde tüketici fiyatlarının yükseliş hızı bölgelere göre farklılaşıyor. Önceki yıllarda büyük şehirlerde daha belirgin hissedilen enflasyon, enerji maliyetlerindeki artışla birlikte kırsal kesimde yoğunlaştı. Bu değişim, 3 Kasım’daki ara seçimlere hazırlanan Cumhuriyetçiler açısından da önem taşıyor.
ABD’de kırsal enflasyon yüzde 4’e yükseldi
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosunun (BLS) eylül verilerine göre tüketici fiyatları yıllık bazda yüzde 3,7 arttı. Açıklanan oran piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti.
Bölgesel harcama kalıplarına göre yapılan hesaplamalarda kırsal kesimde yıllık fiyat artışı yüzde 4’e ulaşırken kentlerde yüzde 3,6 seviyesinde kaldı.
Kırsal ve kentsel bölgeler arasındaki enflasyon farkı, 2022’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
İran savaşının başladığı şubat ayının sonlarından itibaren kırsal bölgelerdeki fiyat artışları şehirlerin üzerine çıktı. Böylece 2023-2025 döneminde ağırlıklı olarak büyük kentleri etkileyen enflasyonun dağılımı tersine döndü.
Benzin ve motorin fiyatları kırsal kesimi daha fazla etkiledi
Kırsal bölgelerde yaşayan Amerikalıların ulaşımda özel araçlara daha fazla bağımlı olması, enerji fiyatlarındaki yükselişin etkisini artırdı.
Benzin ve motorin dahil motorlu taşıt yakıtlarının fiyatları son bir yılda yüzde 35 yükseldi. Bu ürünler kırsal hane bütçesinin yaklaşık yüzde 4,3’ünü oluşturuyor.
Gazyağı ve propan gibi konutlarda kullanılan yakıtların fiyatları ise yüzde 44 arttı. Özellikle Ortabatı, Büyük Ovalar ve Appalachian bölgelerinde elektrik ve doğal gaz şebekelerine erişimi sınırlı olan haneler bu yakıtları ısınma, sıcak su ve yemek pişirme amacıyla kullanıyor.
Trump’ın gümrük vergileri araç maliyetlerini artırdı
ABD yönetiminin ithalata uyguladığı tarifeler, otomobil parçaları ve bakım hizmetlerinde de maliyet baskısı oluşturdu.
Verilere göre araç alımları kırsal kesimde hane harcamalarının yüzde 7,9’unu oluştururken şehirlerde bu oran yüzde 6,5 seviyesinde bulunuyor.
Otomobil tamir hizmetlerinin fiyatları yıllık yüzde 5,8 yükseldi. Araç bakım ve onarım harcamalarının bütçedeki payı kırsalda yüzde 1,5, kentlerde ise yüzde 1,2 olarak hesaplandı.
Yeni otomobil fiyatlarında tarifelerin etkisi daha sınırlı kaldı. Bunun başlıca nedeni, üreticilerin artan maliyetlerin bir bölümünü henüz tüketici fiyatlarına yansıtmaması oldu.
İran savaşı enerji ve taşımacılık maliyetlerini yükseltti
ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a yönelik saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı’ndaki enerji sevkiyatında yaşanan aksamalar, petrol ve yakıt fiyatlarını yukarı taşıdı.
Bu gelişme özellikle çiftçilerin kullandığı gübre ve motorin maliyetlerinde artışa neden oldu. Nakliye şirketlerinin giderlerindeki yükseliş de ürün fiyatlarına yansımaya başladı.
Boğazdan geçen gemi sayısında daha sonra toparlanma görülmesine rağmen devam eden güvenlik riskleri navlun fiyatlarının yüksek kalmasına yol açtı.
Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile dizel ihracatına yönelik anlaşma sağladığını açıklamasına karşın, öngörülen sevkiyat miktarının fiyatları düşürmek için yeterli olmadığı değerlendiriliyor.
ABD’de enflasyon Cumhuriyetçi seçmenleri de etkiliyor
Kırsal kesim, Cumhuriyetçi Partinin önemli seçmen tabanlarından birini oluşturuyor.
2024 başkanlık seçimlerinde kırsal seçmenlerin yüzde 69’u Donald Trump’a, yüzde 29’u ise Demokrat aday Kamala Harris’e oy verdi.
Ancak artan yaşam maliyetleri, Cumhuriyetçi seçmenlerin ekonomi politikalarına yönelik değerlendirmelerine de yansıdı.
28 Eylül-4 Ekim döneminde yapılan kamuoyu araştırmasına göre Trump’ın politikalarının ABD’ye zarar verdiğini düşünen Cumhuriyetçi ve Cumhuriyetçilere yakın seçmenlerin oranı yüzde 35’e çıktı. Bu oran temmuzda yüzde 28, ocakta ise yüzde 18 düzeyindeydi. Politikaların ülkeye fayda sağladığını düşünenlerin oranı yüzde 39 olarak ölçüldü.
Ara seçimler öncesinde Kansas, Alaska ve Iowa’da rekabet artıyor
Kırsal bölgeler ABD nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturmasına rağmen Senatodaki temsil sistemi nedeniyle siyasi açıdan önemli bir ağırlığa sahip.
Tarım sektöründeki güven göstergeleri de artan maliyetlerden etkilendi. Purdue Üniversitesi ve CME Group tarafından hazırlanan tarım ekonomisi barometresinde çiftçi güveni haziran ayında Trump yönetimi döneminin en düşük seviyesine geriledi.
Siyasi değerlendirmelerde Kansas Senatörü Roger Marshall’ın koltuğu, Cumhuriyetçilerin avantajlı görüldüğü kategoriden başa baş yarış kategorisine taşındı. Alaska ve Iowa’daki Senato yarışlarında da benzer şekilde yakın sonuçlar bekleniyor.
Fed’in faiz artırma ihtimali yeniden gündemde
Enflasyonun beklentilerden yüksek gelmesinin ardından finansal piyasalarda ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırabileceğine yönelik beklentiler güçlendi.
Vadeli işlemlerde ekim ayı içinde faiz artırımı yapılma olasılığı yaklaşık üçte bir olarak fiyatlanıyor.
Gıda ve enerji hariç tutulan çekirdek tüketici enflasyonu eylülde yıllık yüzde 2,6 oldu. Ancak enerji fiyatlarındaki yükselişin uçak biletleri ve taşımacılık hizmetleri üzerinden diğer ürün ve hizmetlere yansıması ihtimali bulunuyor.
ABD’de genel enflasyon yaklaşık 6 yıldır Fed’in yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrederken yeni Başkan Kevin Warsh yönetimindeki bankanın faiz politikası yakından izleniyor.
Sağlık harcamalarında artış kırsal haneleri zorluyor
Enerji ve ulaşım maliyetlerinin yanında sağlık hizmetlerindeki fiyat artışları da kırsal bölgelerde yaşayanların harcamalarını yükseltiyor.
Eylül ayında hastane hizmetleri yıllık yüzde 5,6, bakım evlerinin ücretleri ise yüzde 4,7 arttı.
Kırsal nüfusun ortalama yaşının daha yüksek olması ve kronik hastalıkların daha yaygın görülmesi, sağlık maliyetlerini önemli bir harcama kalemi haline getiriyor.
Ayrıca 2021-2025 döneminde uygulanan Affordable Care Act sağlık sigortası desteklerinin sona ermesinin kırsal haneler üzerindeki mali baskıyı artırabileceği belirtiliyor.
