Altının ons fiyatı 1840 doları gördü

Küresel büyük merkez bankalarının yüksek ve inatçı enflasyon karşısında faiz artırımlarına devam edeceği, bunun da resesyona yol açacağı endişelerinin giderek güçlenmesinin etkisiyle yatırımcılar güvenli liman arayışına girdi.
Özellikle 2022 yılının ikinci yarısında önemli gerilemelerin yaşandığı altının ons fiyatı 1840 dolar ile 6 ayın en yüksek seviyesini görürken, Amerikan tipi ham petrolün varil fiyatı ise Çin’de hızla artan kovid vakalarının, dünyanın en büyük petrol ithalatçısında yaşanabilecek aksamalar nedeniyle, talep endişelerini tekrar artırmasıyla 80 doların altına geriledi.
Altına olan talepte, ABD Merkez Bankası Fed’in ekonomide yumuşak iniş senaryosunun gerçekleşme olasılığının zayıflamaya başlaması da etkili oldu. Altının ons fiyatı 2022 Mart’ında 2 bin 70 dolarla tarihi rekor seviyeyi gördükten sonra gerileme sürecine girmiş ve Eylülde 1600 dolarla son iki yılın en düşük seviyesini görmüştü.
Küresel ekonominin lokomotifi olan Çin, Avrupa ve ABD’de veriler yavaşlamaya işaret ederken Uluslararası Para Fonu IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın (Kristalina Corciyeva) da, 2023’ün zor bir yıl olacağı uyarısında bulunması piyasalarda etkili oldu. ABD’de vadeli işlemlerde, enflasyonla mücadele kapsamında merkez bankalarının faiz artırımlarının süreceği ve ekonomik durgunluk yaşanacağı endişeleriyle gerilerken, Asya borsalarında da faiz artırımlarının baskısıyla karışık seyir izlendi.
Öte yandan, G7 ülkelerinin yaptırımlar kapsamında Rus petrolüne tavan fiyat uygulaması başlatmasına tepki olarak, Rusya’nın da tavan fiyat uygulayan ülke ve şirketlere petrol ve petrol ürünleri satmayacağını açıklaması, talepte düşüş endişeleri yaşandığı dönemde OPEC Plus’ın da yeni bir üretim kesintisine gitme olasılığını gündeme getirdi.
OPEC plus üyeleri Kasım ayında, petrol fiyatlarının daha fazla düşmesini engelleyerek, piyasayı regüle etmek gerekçesiyle üretimi günlük 2 milyon varil düşürme kararı almış, Aralık ayı toplantısında da bu kararın devamı konusunda anlaşmıştı. Söz konusu karara özellikle yüksek enflasyonla mücadele eden ABD’den sert tepki gelmişti.
Fed başta olmak üzere küresel büyük merkez bankaları, son 40 yılın zirvesini gören enflasyonu dizginleyebilmek için agresif faiz artırımlarına yönelirken, resesyon olasılığının göz ardı edilmemesine karşın, önceliğin enflasyonun kontrol altına alınması olduğu yönündeki açıklamalar piyasalarda endişeleri destekleyen temel unsur oldu.


