Avrupa’nın gündeminde neler var? 09 Ocak 2026
EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa gündemini sizler için derledi.
İNGİLTERE
Bakan Bolat Londra’da: Ticaret Hedefleri Güncellendi, E-Ticarette Yeni Rejim Mesajı
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Londra ziyareti kapsamında gerçekleştirdiği temaslarda Türkiye–Birleşik Krallık ekonomik ilişkilerinde yeni hedefleri ve e-ticaret gümrük rejimindeki yapısal dönüşümü ayrıntılarıyla paylaştı. Bakan Bolat, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin “sorunsuz bir zeminde ilerlediğini” vurgularken, iş birliğinin stratejik ortaklık düzeyinde derinleştirildiğini ifade etti.
Bakan Bolat, 2025 yılının yaklaşık 24 milyar dolarlık ticaret hacmiyle kapatıldığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşik Krallık Başbakanı tarafından ortaya konan vizyon doğrultusunda kısa vadede 30 milyar dolar, orta ve uzun vadede ise 40 milyar dolar seviyesinin hedeflendiğini açıkladı. Bu hedeflere ulaşılmasında kurumsal mekanizmaların ve teknik uyumun belirleyici rol oynayacağı vurgulandı.
JETCO ve Gümrüklerde Operasyonel Kaldıraç
Londra temasları kapsamında, Birleşik Krallık İş ve Ticaret Bakanlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanı Peter Kyle ile görüşmeler gerçekleştirilirken, JETCO 8. Dönem Toplantısı düzenlendi. Toplantı çerçevesinde 16 somut eylem maddesinden oluşan JETCO Eylem Planı ile Karşılıklı Tanıma Anlaşması imzalandı.
Bakan Bolat, söz konusu adımların gümrük süreçlerini hızlandıracağını, ticarette öngörülebilirliği artıracağını ve firmaların operasyonel maliyetlerini düşüreceğini ifade etti. Ayrıca, Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) güncellenmesine yönelik müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığı belirtildi.
Exim Finansmanı ve Üçüncü Ülke Açılımı
Bolat, Birleşik Krallık Exim Bank’ın Türkiye’deki altyapı projelerine sağladığı 4,7 milyar dolarlık finansman desteğinin, ikili ekonomik entegrasyonun somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra, Ukrayna ve Suriye’nin yeniden imarı kapsamında üçüncü ülkelerde ortak proje ve finansman modellerinin gündemde olduğu kaydedildi.
Makroekonomik Çerçeve
Türkiye ekonomisinin genel görünümüne de değinen Bakan Bolat, GSYH’nin 1,5 trilyon dolar eşiğini aştığını, yıl sonu itibarıyla 1,6 trilyon dolara yaklaşabileceğini söyledi. Mal ve hizmet ticaretinin toplamda 820 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiğini belirten Bolat, Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki konumunun güçlenmeye devam ettiğini vurguladı.
Bakan Bolat: AB, Türkiye ile Daha Güçlü Bir Savunma Müttefikliği Arayışında
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’nin artan jeopolitik ve stratejik öneminin farkında olduğunu, bu çerçevede Türkiye ile daha güçlü bir savunma müttefikliği arayışına girdiğini söyledi. Bolat, yüksek düzeyli ekonomi ve ticaret toplantılarının bu yıl da devam edeceğini vurguladı.
AB Komisyonu’nun Ticaretten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic ve Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis ile yapılan görüşmelerin ardından değerlendirmelerde bulunan Bolat, Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde ciddi bir yakınlaşma yaşandığını ifade etti.
233 Milyar Dolarlık Ticaret, Güçlenen Entegrasyon
Türkiye ile AB arasında 1963 Ankara Anlaşması ile başlayan ve 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile derinleşen ekonomik entegrasyonun önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Bolat, karşılıklı ticaret hacminin yüzde 7’ye yakın artışla 233 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Bu yıl Gümrük Birliği’nin 30’uncu yılının geride bırakıldığına dikkat çekti.
Bolat, Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunun artık yalnızca ticaretle sınırlı olmadığını, yatırım, hizmetler ve e-ticaret alanlarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu Mesajı
Görüşmelerde Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun en öncelikli başlıklardan biri olduğunu belirten Bolat, hizmetler sektörü, yatırımlar ve e-ticaretin Gümrük Birliği kapsamına alınması için müzakerelerin bir an önce başlatılmasını istediklerini söyledi. Bu yöndeki talebin AB Komisyonu tarafından da paylaşıldığını aktaran Bolat, sürecin AB Konseyi’nin Komisyona yetki vermesiyle hız kazanabileceğini ifade etti.
Vize Konusunda Kısmi İyileşme
Bolat, Türk vatandaşlarının yaşadığı vize sorunlarının da gündeme geldiğini belirterek, AB Komisyonu’nun yeni uygulamasıyla daha uzun süreli ve çok girişli vizelere geçildiğini hatırlattı. Buna rağmen, Türkiye’nin nihai hedefinin vize serbestliği olduğunu vurgulayan Bolat, bu talebin açık şekilde AB tarafına iletildiğini söyledi.
“Türkiye Üçüncü Ülke Değil” Vurgusu
Dünya ticaretinde çok taraflı sistemin zayıfladığına dikkat çeken Bolat, AB’nin kendi rekabetçilik ve ticaret politikalarında atacağı yeni adımların Türkiye-AB ticaretini olumsuz etkilememesi gerektiğini güçlü şekilde vurguladıklarını ifade etti.
Bolat, “Türkiye bir üçüncü ülke değil; Gümrük Birliği’ne dahil, ekonomik entegrasyonu olan ve AB adaylığı süren bir ortak” değerlendirmesinde bulundu.
Savunma ve Jeopolitik Boyut
Bolat, AB Komisyonu nezdinde Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanındaki rolüne dair farkındalığın arttığını belirterek, NATO’nun geleceği, Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel krizler bağlamında Türkiye’nin konumunun daha net görüldüğünü söyledi.
AB tarafının, Türkiye’nin güçlü savunma sanayisinin Avrupa’nın güvenliği açısından da kritik olduğuna vurgu yaptığını aktaran Bolat, “AB, Türkiye ile daha yakın ve güçlü bir savunma müttefikliği arayışında” ifadesini kullandı.
Yüksek Düzeyli Diyalog Sürecek
Bolat, Gümrük Birliği’nin işleyişi, sınırda karbon düzenlemesi ve ticaret teknikleri konusunda ilgili bakanlıklardan ekiplerin AB Komisyonu ile çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’nun bu yıl üçüncü kez yapılacağını açıkladı. Görüşmelerin son derece yapıcı ve pozitif bir atmosferde geçtiğini sözlerine ekledi.
Trump’ın Savunma Harcamalarını Artırma Çağrısı Avrupa Savunma Hisselerini Uçurdu
Avrupa savunma şirketlerinin hisseleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD’nin savunma bütçesinin sert şekilde artırılması gerektiğini açıklamasının ardından rekor seviyelere yükseldi. Avrupa havacılık ve savunma şirketlerini kapsayan endeks, sabah saatlerinde yaklaşık %2 değer kazanarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Londra’da işlem gören BAE Systems hisseleri ise %6’ya varan yükseliş kaydetti. Trump, gece saatlerinde yaptığı paylaşımda, “Bu son derece sıkıntılı ve tehlikeli dönemlerde ülkemizin iyiliği için 2027 yılı askeri bütçesinin 1 trilyon dolar değil, 1,5 trilyon dolar olması gerektiğine karar verdim” ifadelerini kullandı.
Trump, bu ölçekte bir bütçe artışının, gümrük tarifelerinden elde edilen gelirlerle mümkün olacağını savundu. Ancak söz konusu tarifelerin maliyetinin ABD’li şirketler ve tüketiciler tarafından karşılandığına dikkat çekiliyor. ABD Başkanı, 1,5 trilyon dolarlık bütçe hedefinin Kongre üyeleri ve siyasi temsilcilerle yapılan görüşmeler sonucunda belirlendiğini, nihai onayın ise Kongre’den geçmesi gerektiğini vurguladı.
Öte yandan Trump, beklenmedik şekilde savunma sanayii şirketlerine yönelik eleştirel bir tutum da sergiledi. Savunma yüklenicilerinden üst düzey yönetici maaşlarını sınırlamalarını, yeni fabrika yatırımlarına yönelmelerini ve daha fazla askeri teçhizat üretmelerini isteyen Trump, kaynakların yönetici ücretleri ve temettüler yerine üretim kapasitesine aktarılması gerektiğini söyledi.
İngiltere’de Konut Fiyatları Aralıkta Beklenmedik Şekilde Geriledi
İngiltere’de konut fiyatları aralık ayında beklentilerin aksine düşüş gösterdi. Mortgage sağlayıcısı Halifax tarafından açıklanan verilere göre, ortalama konut fiyatları geçen ay yüzde 0,6 geriledi.
Halifax verileri, yıllık bazda fiyat artışının ise sadece yüzde 0,3 ile sınırlı kaldığını ortaya koydu. Bu oran, Mart 2024’ten bu yana kaydedilen en zayıf yıllık artış olarak dikkat çekiyor. Ortalama konut fiyatı 297.755 sterline gerilerken, bu seviye Haziran ayından bu yana görülen en düşük fiyat oldu.
Halifax’ta ipotek kredilerinden sorumlu yönetici Amanda Bryden, Aralık ayındaki tabloyu değerlendirirken, “2025’in konut piyasası açısından sakin bir kapanış yaptığı hissi oluşabilir; ancak yıl genelinde işlem hacimleri dirençli kaldı ve pandemi öncesi ortalamalarla büyük ölçüde uyumlu seyretti” dedi.
Bryden, 2026 yılında piyasayı destekleyebilecek unsurların da oluşmaya başladığını vurguladı. Aralık ayındaki düşüşün, yılın son döneminde artan belirsizliklerle bağlantılı olduğunu belirten Bryden, bu belirsizliklerin zamanla azalmasını beklediklerini söyledi. Ayrıca son politika faizi indirimi sonrası mortgage faiz oranlarının gerilemeye başladığını ve özellikle yüksek kredi-değer oranıyla borçlananlar için daha fazla kredi seçeneği sunulduğunu ifade etti.
Emlak sektörü cephesinde ise Brickweaver’dan emlak danışmanı Emma Fildes, Noel döneminde satışa çıkan konut sahiplerinin, alım yapmaya istekli alıcılardan gelen “gerçekçi fiyat tekliflerini” kabul ettiğini, bunun da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yarattığını belirtti.
AVRUPA BİRLİĞİ
Euro Bölgesi’nde Üretici Fiyatları Kasım 2025’te Arttı
Euro Bölgesi’nde Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), Kasım 2025’te bir önceki aya göre yüzde 0,5 yükseldi. Eurostat tarafından açıklanan verilere göre, ÜFE yıllık bazda ise yüzde 1,7 geriledi.
Avrupa Birliği genelinde ÜFE, kasım ayında aylık yüzde 0,6 artarken, yıllık bazda yüzde 1,3 düşüş kaydetti. Piyasa beklentisi, Avro Bölgesi’nde ÜFE’nin aylık yüzde 0,4 artması ve yıllık yüzde 1,9 gerilemesi yönündeydi. Açıklanan veriler, aylık artışın beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini gösterdi.
AB üyesi ülkeler arasında kasım ayında ÜFE’nin aylık bazda en fazla arttığı ülkeler yüzde 4,4 ile İrlanda, yüzde 1,9 ile İsveç, yüzde 1,6 ile Bulgaristan ve Yunanistan oldu. Aynı dönemde ÜFE, Slovakya’da yüzde 0,9, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde yüzde 0,8 ve İspanya’da yüzde 0,5 geriledi.
Yıllık bazda bakıldığında, ÜFE Bulgaristan’da yüzde 13,8, Romanya’da yüzde 4,9 ve Estonya’da yüzde 3,2 arttı. Buna karşılık Lüksemburg’da yüzde 5,5, Portekiz’de yüzde 3,8 ve İrlanda’da yüzde 3,6 düşüş kaydedildi.
Euro Bölgesi’nde Enflasyon Beklentileri Sabit Kaldı
AMB Anketi: Faizlerin Uzun Süre Sabit Kalabileceği Sinyali Güçleniyor
Avrupa Merkez Bankası (AMB), Kasım ayında Euro Bölgesi tüketicileri arasında enflasyon beklentilerinin değişmediğini açıkladı. Anket sonuçları, para politikasında ek bir sıkılaştırmaya gerek olmayabileceği yönündeki beklentileri destekledi.
AMB’nin tüketici anketine göre, önümüzdeki 12 ay için enflasyon beklentisi yüzde 2,8 seviyesinde sabit kaldı. Bu oran Ekim ayıyla aynı seviyede gerçekleşti. Üç yıllık enflasyon beklentisi yüzde 2,5, beş yıllık beklenti ise yüzde 2,2 ile değişiklik göstermedi.
Aralık ayında Euro Bölgesi enflasyonu, çekirdek fiyat baskılarındaki sınırlı yumuşamayla birlikte AMB’nin yüzde 2’lik hedefi çevresinde dengelendi. Ancak özellikle hizmet enflasyonu, güçlü ücret artışlarının etkisiyle görece yapışkan seyrini sürdürdü.
Faiz oranları Haziran ayından bu yana sabit tutulurken, yatırımcılar ve ekonomistler yakın vadede yeni bir faiz adımı beklemiyor. Politika yapıcılar da ilave bir hamleye ihtiyaç olmadığına işaret ederken, ekonomik görünümdeki belirsizliklerin devam ettiğini vurguladı.
Anket verileri büyüme görünümünde ise sınırlı bir bozulmaya işaret etti. Buna göre, önümüzdeki 12 ay için ekonomik daralma beklentisi yüzde 1,1’den yüzde 1,3’e yükseldi. İşsizlik beklentisi yüzde 11’den yüzde 10,9’a gerilerken, nominal gelir artışı beklentisi yüzde 1,2 ile değişmedi.
Macron’dan Trump Yönetimine Sert Mesaj: ABD Müttefiklerinden Uzaklaşıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin Donald Trump yönetimi altında uluslararası kurallardan uzaklaştığını ve bazı müttefiklerinden giderek koptuğunu söyledi. Macron, Paris’te Élysée Sarayı’nda Fransız büyükelçilere hitap ettiği yıllık konuşmasında, Washington’un son dönemde izlediği daha iddialı ve tek taraflı politikaları eleştirdi.
Macron, “Çok taraflı kurumlar giderek daha az etkili çalışıyor” derken, dünyanın büyük güçlerin nüfuz alanlarını paylaşma eğiliminin güçlendiği bir döneme girdiğini vurguladı. Bu değerlendirme, Almanya’dan gelen benzer eleştirilerin ardından Avrupa’nın, ABD’nin dış politika yönelimine dair artan rahatsızlığını bir kez daha ortaya koydu.
Almanya Başbakanı Merz: Rusya’yı Müzakere Masasına Oturtmak İçin Savaşın Bedeli Artırılmalı
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, Rusya’yı Ukrayna konusunda müzakere masasına çekebilmek için savaşın maliyetinin artırılması gerektiğini söyledi. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri olan Merz, Rusya’nın şu aşamada ateşkese yanaşmadığını açık şekilde dile getirdi.
Merz, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Moskova’nın savaşı sona erdirme niyetine dair şüphelerini dile getirmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada, “Bir ateşkes şu anda gündemde değil. Bu çok açık; çünkü Rusya bunu istemiyor” ifadelerini kullandı.
Alman Şansölye, bu nedenle Avrupa’nın mevcut politikalarını sürdürmekle yetinemeyeceğini vurgulayarak, “Bu savaşın bedelini artırmaya devam etmeliyiz. Rusya, bu savaşı sürdürmenin hiçbir anlamı olmadığını anlamak zorunda” dedi. Merz’in sözleri, Avrupa’nın Ukrayna’ya desteğinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik ve askeri baskı araçlarıyla da devam edeceği mesajı olarak değerlendiriliyor.
Açıklamalar, Berlin’in ve genel olarak Avrupa’nın, Moskova’ya yönelik yaptırımlar ve destek mekanizmaları konusunda daha sert bir çizgiye yönelme sinyali verdiği bir dönemde geldi. Avrupa başkentlerinde, savaşın uzamasının hem güvenlik hem de ekonomik maliyetleri artırdığına dikkat çekilirken, Merz’in çıkışı bu tartışmaları daha da alevlendirmiş durumda.
AB’den X’e Grok Talimatı: Tüm Kayıtlar 2026 Sonuna Kadar Saklanacak
Avrupa Birliği, X’in bünyesinde yer alan yapay zekâ sohbet botu Grok’a ilişkin artan endişeler nedeniyle platforma yeni bir yükümlülük getirdi. Avrupa Komisyonu, X’ten Grok’a dair tüm dahili belgelerin, veri setlerinin ve ilgili kayıtların 2026 yılı sonuna kadar saklanmasını istedi.
Reuters’a konuşan Komisyon sözcüsü, bu kararın, X’e geçen yıl gönderilen ve özellikle algoritmalar ile yasa dışı içeriklerin yayılımına odaklanan saklama talimatının genişletilmesi anlamına geldiğini söyledi. Sözcü Thomas Regnier, “Bu, bir platforma ‘iç belgelerini sakla, silme’ demektir. Çünkü uyum konusunda şüphelerimiz var ve gerekirse bu belgelere erişmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Arka Plan: Neden Bu Karar Alındı?
Avrupa Komisyonu, hafta başında X platformunda rızaya dayanmayan çıplak kadın ve çocuk görüntülerinin yayılmasını “yasa dışı ve son derece rahatsız edici” olarak nitelendirmişti. Bu içeriklerin, Grok gibi üretken yapay zekâ sistemlerinin eğitimi, yönlendirilmesi veya denetimiyle bağlantılı olabileceğine dair endişeler, Brüksel’deki rahatsızlığı artırdı. AB yetkilileri, bu tür içeriklerin yalnızca platform moderasyonu değil, algoritmik tasarım ve yapay zekâ yönetişimi açısından da ciddi soru işaretleri doğurduğunu vurguluyor.
X’in sahibi Elon Musk, Grok’u “daha az kısıtlı” ve rakip sohbet botlarına kıyasla daha serbest yanıtlar üreten bir yapay zekâ olarak konumlandırmıştı. Ancak bu yaklaşım, Avrupa’da özellikle çocukların korunması, dijital güvenlik ve veri sorumluluğu başlıklarında sert eleştirilere yol açtı.
Neden Önemli?
Bu adım, AB’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında büyük teknoloji platformlarına karşı yetkilerini fiilen kullandığını gösteren en net örneklerden biri olarak görülüyor. Komisyon, kayıtların saklanmasını isteyerek, ileride açılabilecek bir soruşturma veya yaptırım sürecinde kanıtların ortadan kaldırılmasını önlemeyi hedefliyor.
Aynı zamanda bu karar, Avrupa’nın yapay zekâ ve sosyal medya platformlarına yaklaşımında daha sert ve müdahaleci bir döneme girildiğinin sinyali olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre Brüksel, Grok dosyası üzerinden yalnızca X’i değil, tüm büyük yapay zekâ ve sosyal medya şirketlerini yakından ilgilendiren bir emsal oluşturuyor. Bu nedenle karar, ifade özgürlüğü, platform sorumluluğu ve yapay zekâ regülasyonu arasındaki hassas dengenin önümüzdeki dönemde daha da tartışılacağının göstergesi niteliğinde.
UKRAYNA
Zelenskiy: ABD-Ukrayna Güvenlik Garantileri Liderler Düzeyinde Son Aşamaya Geldi
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ABD’nin Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantilerini içeren belgenin, ABD Başkanı ile en üst düzeyde nihai hâline getirilmek üzere hazır olduğunu açıkladı. Zelenskiy’nin sözleri, Washington ile Kiev arasında yeni bir liderler zirvesinin gündeme gelebileceği yorumlarını da beraberinde getirdi.
Zelenskiy, Avrupa ve ABD ekiplerinin koordinasyonunun güçlendiğini vurgulayarak, savaş sonrası yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma belgelerinin de birlikte ele alındığını söyledi. Ukrayna tarafının, savaşın sona erdirilmesine yönelik temel çerçevede yer alan karmaşık başlıklara dair farklı seçenekler sunduğunu belirten Zelenskiy, müzakere sürecinin teknik ve siyasi boyutlarının eş zamanlı ilerlediğine dikkat çekti.
Ukrayna lideri ayrıca ABD’nin Rusya ile temas kuracağını bildiklerini ifade ederek, Moskova’nın savaşı gerçekten bitirmeye istekli olup olmadığına dair somut geri bildirim beklediklerini söyledi. Kiev’e dönüşte müzakere heyetinin tüm görüşmelerin detaylarını raporlayacağını da ekledi.
Arka Plan: Güvenlik Garantileri Neden Kritik?
ABD-Ukrayna güvenlik garantileri, Kiev açısından NATO üyeliğine giden yolda ara bir güvenlik şemsiyesi olarak görülüyor. Ukrayna yönetimi, kalıcı bir ateşkes ya da barış anlaşmasının ancak bağlayıcı ve caydırıcı güvenlik taahhütleriyle mümkün olabileceğini savunuyor. Washington’un vereceği garantilerin kapsamı; askeri yardımın sürekliliği, savunma sanayii iş birliği ve olası yeni saldırılara karşı hızlı müdahale mekanizmalarını içerebilir.
Bu süreç, Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın Rusya’ya yönelik baskıyı artırma çağrılarıyla da örtüşüyor. Avrupa başkentlerinde, yalnızca diplomatik temasların değil, yaptırımlar ve askeri destek yoluyla savaşın maliyetinin yükseltilmesi gerektiği görüşü giderek güçleniyor.
AB’den Grönland Açıklamaları İçin Uyarı: Son Derece Endişe Verici
Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD’den Grönland’e ilişkin gelen son açıklamaların “son derece endişe verici” olduğunu söyledi. Mısır’da yaptığı temaslar sırasında konuşan Kallas, Avrupa Birliği içinde bu açıklamalara nasıl bir yanıt verilebileceğine dair görüşmeler yapıldığını doğruladı.
Kallas, “Grönland konusunda duyduğumuz mesajlar son derece kaygı verici. Bunun gerçek bir tehdit olup olmadığı ve eğer öyleyse nasıl bir karşılık verileceği konusunda Avrupalılar arasında değerlendirmeler yaptık” dedi. Danimarka’nın ABD için uzun süredir güvenilir bir müttefik olduğuna dikkat çeken Kallas, bu tür açıklamaların küresel istikrara katkı sağlamadığını vurguladı.
AB dış politika şefi ayrıca uluslararası hukukun önemine işaret ederek, “Uluslararası hukuk son derece açık. Küçük ülkeleri koruyan tek şey budur ve bu nedenle herkesin çıkarınadır. Bu hukuku her düzeyde savunmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
Rubio: Grönland Gündemi İçin Danimarkalı Yetkililerle Gelecek Hafta Görüşeceğim
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Danimarkalı yetkililerle gelecek hafta Grönland konusunda görüşmeler yapacağını açıkladı. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Danimarka’ya bağlı yarı özerk bölge Greenland üzerindeki iddialı söylemlerinin NATO içinde ciddi bir krize dönüştüğü bir dönemde geldi.
Washington’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rubio, Trump yönetiminin Greenland konusunda askeri bir seçeneği gündeme alıp almadığına ilişkin soruya doğrudan yanıt vermekten kaçındı. “Danimarka veya askeri müdahale hakkında konuşmak için burada değilim. Onlarla gelecek hafta görüşeceğim. Bu konuları o zaman ele alacağız” diyen Rubio, her ABD başkanının ulusal güvenlik tehditlerine karşı askeri seçenekleri masada tutma yetkisine sahip olduğunu da sözlerine ekledi.
Arka Plan: Greenland Neden Krizin Merkezinde?
Greenland, resmen Danimarka Krallığı’na bağlı olsa da geniş özerklik yetkilerine sahip. Ancak Arktik bölgedeki stratejik konumu, nadir toprak elementleri ve Kuzey Kutbu’ndaki askeri-donanma dengeleri nedeniyle son yıllarda büyük güç rekabetinin merkezine yerleşmiş durumda. Trump’ın, Greenland’in ABD’nin ulusal güvenliği açısından “hayati öneme sahip” olduğu yönündeki açıklamaları, Avrupa başkentlerinde toprak bütünlüğü ve uluslararası hukuk açısından ciddi kaygılara yol açtı.
Bu çerçevede Greenland ve Danimarka dışişleri bakanları, NATO müttefiki bir ülkenin başka bir müttefikin toprağını tehdit etmesinin, Batı ittifakının ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan güvenlik mimarisinin sonu anlamına gelebileceği uyarısında bulundu. Kopenhag, böyle bir senaryonun yalnızca Danimarka-ABD ilişkilerini değil, NATO’nun temelini sarsacağını savunuyor.
Danimarka: Grönland İşgal Edilirse Askerler Emir Beklemeden Ateş Açacak
Danimarka Savunma Bakanlığı, Grönland’ın zorla ele geçirilmesi gibi bir durumda Danimarkalı askerlerin emir almadan karşılık vermekle yükümlü olduğunu doğruladı. Euronews’in aktardığına göre, 1952 tarihli bir askeri direktif hâlen yürürlükte ve Danimarka topraklarına yönelik herhangi bir saldırıda askerlerin derhal çatışmaya girmesini öngörüyor.
Savunma Komutanlığı ve Bakanlık, söz konusu emrin saldırının resmen ilan edilip edilmediğine bakılmaksızın geçerli olduğunu belirtti. Buna göre, ABD askerleri dâhil herhangi bir gücün Grönland’ı ele geçirmeye teşebbüs etmesi hâlinde Danimarkalı birlikler komuta talimatı beklemeden ateş açmak zorunda.
Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ABD’nin ulusal güvenliği açısından kritik gördüğünü ve gerekirse güç kullanılabileceğini ima eden açıklamalarının ardından geldi.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, bu hafta yaptığı değerlendirmede, bir NATO üyesinin başka bir NATO ülkesine askeri saldırıda bulunmasının ittifakın fiilen sona ermesi anlamına geleceğini söyledi. Frederiksen, “ABD’nin bir NATO ülkesine askeri saldırıyı tercih etmesi hâlinde her şey durur; buna NATO ve İkinci Dünya Savaşı sonrası güvenlik düzeni de dahildir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Grönland konusunu görüşmek üzere gelecek hafta Danimarkalı yetkililerle bir araya geleceğini açıkladı. Danimarka hükümeti görüşmeyi memnuniyetle karşıladığını duyururken, Grönland yönetimi de toplantıya katılacağını bildirdi.
Venezuela Gerginliği ve ABD’nin Grönland Açıklamaları Savunma Hisselerini Yükseltti
Küresel savunma hisseleri, ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahalesinin ardından artan jeopolitik tansiyon ve Washington’dan gelen Grönland mesajlarının etkisiyle yükselişe geçti. Avrupa, ABD ve Asya’nın bazı bölgelerinde savunma sektörü hisseleri değer kazanırken, yatırımcılar askeri harcamaların uzun süre yüksek kalacağı beklentisiyle alım yaptı.
Avrupa havacılık ve savunma sektörü hisseleri rekor seviyelere çıkarken, piyasalarda Venezuela’daki gelişmelerin yarattığı belirsizliğin, ABD’nin Grönland’a ilişkin açıklamalarıyla daha da derinleştiği değerlendirildi. Askeri harcamaların artmaya devam edeceği beklentisiyle sektör genelinde yükseliş yüzde 2’yi aştı.
Londra borsasında işlem gören BAE Systems hisseleri öğleden sonra işlemlerinde yüzde 5,24 yükseldi. Almanya’da Rheinmetall yüzde 1,37, İtalya’da Leonardo yüzde 2,55 değer kazandı. İsveçli Saab hisseleri yüzde 2,39 yükselirken, İngiltere merkezli savunma teknolojileri şirketi Chemring yüzde 0,79 artış kaydetti.
ABD’de de savunma şirketleri seans öncesi işlemlerde yükseldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın 2027 yılı için 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi çağrısı, hisselerdeki yükselişi destekledi. Northrop Grumman yüzde 8,52, Lockheed Martin yüzde 7,67’ye varan artış gösterdi. RTX yüzde 3,78 yükselirken, daha küçük ölçekli savunma firması Kratos yüzde 13,01 prim yaptı.
Asya piyasalarında da benzer bir tablo izlendi. Japonya’da Mitsubishi Heavy Industries hisseleri yüzde 2,38 yükseldi.
Savunma hisselerindeki bu hareketlilik, daha önce de benzer kriz dönemlerinde görülmüştü. Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası Avrupa savunma şirketlerinin hisseleri sert yükselmiş, askeri bütçelerin artacağı beklentisi fiyatlamalara yansımıştı. Benzer şekilde, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırılarının ardından savunma ve havacılık hisseleri yükselirken, havayolu şirketleri baskı altında kalmıştı.
AB, Rus LNG İthalatı Nedeniyle Putin’in Savaşını Beslemekle Suçlanıyor
Avrupa Birliği, Ukrayna savaşı sürerken Rusya’dan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatını devam ettirdiği gerekçesiyle sert eleştirilerin hedefinde. Yeni veriler, Kremlin’in yalnızca geçen yıl AB’ye yaptığı LNG ihracatından yaklaşık 7,2 milyar avro gelir elde ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum, Brüksel’in 2027’ye kadar Rus LNG’sini yasaklama taahhüdüyle açık bir çelişki olarak değerlendiriliyor.
İnsan hakları ve enerji alanında faaliyet gösteren Urgewald’ın analizine göre, Rusya’nın Sibirya’daki Yamal Yarımadası’ndan çıkan LNG’nin 15 milyon tondan fazlası 2025’te Avrupa limanlarına ulaştı. Boru hattı gazı ithalatı büyük ölçüde azaltılmış olsa da, AB’nin Yamal LNG’sindeki payı artmaya devam etti. Rapora göre, AB’nin Yamal’dan yapılan küresel LNG sevkiyatlarındaki payı %76,1’e yükseldi.
Arka Plan: Neden LNG Kritik?
Rusya, Ukrayna’yı işgalinin ardından boru hatları üzerinden Avrupa’ya sattığı gazın büyük kısmını kaybetti. Ancak LNG, yaptırımların dışında kalması nedeniyle Moskova için alternatif ve kârlı bir gelir kapısı haline geldi. LNG’nin sıvılaştırılarak gemilerle taşınabilmesi, Rusya’nın Avrupa pazarına erişimini sürdürmesini sağlıyor. Özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin enerji bağımlılığı, AB’nin bu alanda daha sert adımlar atmasını zorlaştırıyor.
Yamal LNG projesinin Avrupa’ya erişimi, buz kırıcı özellikli Arc7 sınıfı tankerler ve AB limanları sayesinde mümkün oluyor. Bu tankerlerin Avrupa limanlarında yük boşaltabilmesi, gemilerin Arktik’e hızla geri dönerek yeni sevkiyatlar yapmasına olanak tanıyor. Aksi durumda Asya’ya yapılan uzun seferler, projenin verimliliğini ciddi biçimde düşürüyor.
Kimler Rol Oynuyor?
Rapora göre Yamal LNG’nin lojistik omurgasını iki Avrupalı şirket oluşturuyor: İngiltere merkezli Seapeak ve Yunanistan merkezli Dynagas. Seapeak, sevkiyatların %37,3’ünü, Dynagas ise %34,3’ünü gerçekleştirdi. Arc7 sınıfı 14 özel tankerinin 11’i bu iki şirketin mülkiyetinde bulunuyor. Seapeak’in sahibi ise ABD merkezli yatırım şirketi Stonepeak.
Fransa, 2025’te 6,3 milyon ton LNG ile Yamal’ın en büyük Avrupa ithalatçısı konumunda. Ayrıca Fransız enerji devi TotalEnergies, Yamal projesinde önemli bir yatırımcı olmaya devam ediyor. Belçika’daki Zeebrugge limanı da Rus LNG’si için kilit geçiş noktalarından biri.
Kaynak: Guardian
