Avrupa'nın gündeminde neler var? 28 Ocak 2026

EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa gündemini sizler için derledi.
İNGİLTERE
İngiltere Başbakanı Starmer, Çin ile İlişkileri Onarmak İçin Pekin Yolunda
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Çin ile bozulan ilişkileri onarmak ve ekonomik bağları güçlendirmek amacıyla Salı günü Çin’e gidiyor. Bu ziyaret, 2018’den bu yana bir İngiliz başbakanının Çin’e yaptığı ilk resmi ziyaret olma özelliğini taşıyor. Londra yönetimi, dünyanın ikinci büyük ekonomisiyle ticaret ve yatırım ilişkilerini canlandırarak, giderek öngörülemez hale gelen ABD’ye olan ekonomik bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Üç gün sürecek ziyaret kapsamında Starmer’a çok sayıda üst düzey iş insanı ve iki bakan eşlik ediyor. Programda Pekin’de Çinli liderlerle görüşmelerin yanı sıra Şanghay ziyareti ve ardından kısa bir Japonya durağı yer alıyor. Ziyaretin zamanlaması dikkat çekici: İngiltere ile en yakın müttefiki olan ABD arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerindeki çıkışları nedeniyle artan gerilimlerin hemen ardından geliyor.
ABD Faktörü ve “Yeni Denge” Arayışı
King’s College London Çin Çalışmaları Profesörü Kerry Brown’a göre ziyaretin merkezinde, “ABD’nin mevcut tutumu ve Trump’ın küresel siyasette yarattığı belirsizlik” yer alıyor. Brown, bazı küresel başlıklarda — yapay zekâ, halk sağlığı ve çevre gibi — Londra’nın Pekin’e, Washington’dan daha yakın bir çizgide durduğunu söylüyor. Bu durum, İngiltere’nin dış politikasında daha çok kutuplu bir denge arayışına işaret ediyor.
Starmer, 2024’te göreve gelmesinden bu yana Çin ile ilişkileri “yeniden ayarlamayı” öncelikleri arasına almıştı. Önceki muhafazakâr hükümetler döneminde, Hong Kong’daki demokrasi karşıtı uygulamalar, casusluk ve siber saldırı iddiaları nedeniyle Londra–Pekin hattında ciddi bir gerilim yaşanmıştı.
Ekonomi Ön Planda, Eleştiriler Güçlü
İngiltere, Çin ile daha yakın ekonomik ilişkiler kurarak Starmer’ın kamu hizmetlerine yatırım ve yaşam standartlarını yükseltme vaadini desteklemek istiyor. Resmi verilere göre Çin, 2025 ortasına kadar olan 12 aylık dönemde yaklaşık 100 milyar sterlinlik ticaret hacmiyle İngiltere’nin dördüncü büyük ticaret ortağı konumunda.
Ancak bu strateji hem İngiltere’de hem de ABD’de sert eleştirilerle karşılanıyor. Londra merkezli China Strategic Risks Institute’ten Sam Goodman, bugüne kadar Çin ile yakınlaşmadan somut ekonomik kazanç elde edilemediğini savunuyor. Goodman’a göre Çin, İngiltere’deki doğrudan yabancı yatırımların sadece %0,2’sini oluştururken, ABD’nin payı yaklaşık üçte bir seviyesinde. Ayrıca İngiltere’nin Çin ile mal ve hizmet ticaretindeki pazar payı son bir yılda geriledi.
Çin’den İngiltere’ye “Daha Derin İşbirliği” Mesajı: Starmer’ın Ziyareti Öncesi Güven ve Ticaret Vurgusu
Çin hükümeti, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın bu hafta gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde, Londra ile karşılıklı güveni artırmaya ve pratik işbirliğini derinleştirmeye hazır olduğunu açıkladı. Açıklama, Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından Salı günü yapılan düzenli basın toplantısında geldi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Starmer’ın Çarşamba–Cumartesi günleri arasındaki ziyareti kapsamında Xi Jinping, Başbakan Li Qiang ve Çin Ulusal Halk Kongresi Başkanı Zhao Leji ile görüşeceğini söyledi. Ziyaret, Çin açısından G7 üyesi bir ülkeyle ilişkilerin yeniden ivmelendirilmesi açısından önemli bir diplomatik adım olarak değerlendiriliyor.
50’den Fazla İngiliz Şirketi Pekin Yolunda
Çin Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan ayrı bir açıklamada, Starmer’ın finans, sağlık ve imalat başta olmak üzere çeşitli sektörlerden 50’den fazla İngiliz şirketi ve kurumunu kapsayan geniş bir heyete liderlik edeceği bildirildi. Bakanlık, ziyaret sırasında ticaret ve yatırım alanlarında çeşitli belgelerin imzalanmasının beklendiğini duyurdu.
İngiltere’de Pub ve Canlı Müzik Mekânlarına 80 Milyon Sterlinlik Destek: Kapanışlar Hükümeti Geri Adım Attırdı
İngiltere’de artan kapanışların ardından hükümet, pub ve canlı müzik mekânlarına yönelik yıllık 80 milyon sterlini aşan bir destek paketi açıkladı. Hazine (Treasury) tarafından duyurulan paket, Kasım ayında açıklanan ve sektörde sert tepkilere yol açan işyeri vergisi (business rates) reformunun etkilerini hafifletmeyi amaçlıyor.
Sektör temsilcileri, Maliye Bakanı Rachel Reeves’in bütçede duyurduğu vergi değişikliklerinin özellikle pub’lar başta olmak üzere binlerce işletmeyi kapanma riskiyle karşı karşıya bırakacağı uyarısında bulunmuştu. Hazine yetkilileri ise reformun toplam mali etkisinin yeterince öngörülemediğini kabul ederek destek mekanizmasını devreye aldı.
Açıklanan plana göre, İngiltere ve Galler’deki tüm pub’lar 1 Nisan’dan itibaren yeni işyeri vergisi faturalarında %15 indirim alacak. Bu indirim, ortalama bir pub için yaklaşık 1.650 sterlinlik destek anlamına geliyor. Ayrıca işyeri vergileri, enflasyon dikkate alınarak iki yıl boyunca reel olarak dondurulacak. Hazine’den sorumlu bakan Dan Tomlinson, düzenleme sayesinde pub’ların yaklaşık %75’inin önümüzdeki yıl daha düşük ya da değişmeyen vergi faturasıyla karşılaşacağını söyledi.
Destek paketi, kapanış verilerinin alarm verdiği bir dönemde geldi. İngiliz bira ve pub sektörü derneği CAMRA’ya göre, 2023–2024 döneminde İngiltere genelinde yaklaşık 450 pub kapandı; bu da haftada ortalama 9 pub’ın faaliyetini sonlandırdığı anlamına geliyor. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verileri ise konaklama ve yiyecek-içecek sektöründe işletme kapanış oranlarının pandemi sonrası dönemin en yüksek seviyelerine yaklaştığını gösteriyor. Sektör, aynı dönemde enerji maliyetlerinde %40’ı aşan artış, yüksek kiralar ve vergi yükü nedeniyle ciddi baskı altında kaldı.
Sektör temsilcileri, açıklanan paketi “gecikmiş ama gerekli” bir adım olarak değerlendirirken, kalıcı toparlanma için işyeri vergileri, enerji fiyatları ve kira düzenlemelerine yönelik daha kapsamlı yapısal adımların şart olduğu uyarısında bulunuyor.
Brand Finance Raporu: Tesla’nın Marka Değeri 2025’te 15 Milyar Dolar Eriydi
Danışmanlık ve araştırma şirketi Brand Finance’in yayımladığı 2026 raporuna göre, Tesla’nın marka değeri 2025 yılında %36 düşerek yaklaşık 15,4 milyar dolar azaldı. Böylece Tesla, üst üste üçüncü yılda da marka değeri kaybı yaşamış oldu.
Rapora göre Tesla’nın marka değeri 2024 başındaki 58,3 milyar dolardan, 2025 başında 43 milyar dolara, 2026 sıralamasında ise 27,61 milyar dolara geriledi. Tesla’nın marka değeri, Ocak 2023’te 66,2 milyar dolar ile zirveye ulaşmıştı.
Musk’ın Siyasetteki Rolü ve Ürün Eksikliği Etkili Oldu
Brand Finance CEO’su David Haigh, düşüşün arkasında iki temel unsur bulunduğunu belirtti: yeni ve yenilikçi model eksikliği ile CEO Elon Musk’ın siyasete giderek daha fazla dahil olması. Haigh, Musk’ın jeopolitik ve politik çıkışlarının, otomotiv işine odaklanmasını zayıflattığını ve bunun markaya zarar verdiğini ifade etti.
Brand Finance Değerleme Direktörü Lorenzo Coruzzi’ye göre Tesla’nın itibar, tavsiye edilme, güven ve “cool” algısı gibi temel marka göstergeleri özellikle Avrupa ve Kanada’da belirgin biçimde geriledi. ABD’de ise Tesla’nın “tavsiye skoru” 10 üzerinden 4,0’a düşerek tarihi dip seviyeye indi. Bu oran, 2023’te 8,2 seviyesindeydi.
Araştırma kapsamında 18 ülkede en az 1.000 tüketiciyle anket yapıldı.
Sadakat Yüksek, Algı Zayıf
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise mevcut Tesla kullanıcılarının markaya olan bağlılığını büyük ölçüde koruması oldu. ABD’de Tesla’nın müşteri sadakat oranı %90’dan %92’ye yükseldi. Bu durum, mevcut kullanıcıların araçlarını kullanmaya devam ettiğini, ancak yeni müşteri kazanımında markanın zorlandığını gösteriyor.
BYD Yükselirken Tesla Geriledi
Tesla’nın en büyük rakibi olan Çinli BYD, 2025’te otomotiv sektörünün yükselen markası oldu. BYD’nin marka değeri %23 artarak 17,29 milyar dolara yükseldi. Brand Finance sıralamasında Toyota, Mercedes-Benz, Volkswagen ve Porsche gibi markalar da Tesla’nın önünde yer aldı. Sektörün en güçlü markası ise 62,7 milyar dolarlık marka değeriyle Toyota oldu.
Brand Finance, Tesla’daki sert marka değeri düşüşünün, şirketin borsadaki performansından bağımsız olarak, genel tüketici algısındaki bozulmayı yansıttığına dikkat çekti.
AVRUPA BİRLİĞİ
AB ve Hindistan Arasında Tarihi Serbest Ticaret Anlaşması: Gümrük Vergileri Büyük Ölçüde Düşüyor
Hindistan ile Avrupa Birliği (AB), yaklaşık 20 yıldır süren müzakerelerin ardından kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasına vardı. Reuters’a göre anlaşma, küresel ticaret gerilimlerinin arttığı ve tarafların ABD’ye olan bağımlılığı azaltmaya çalıştığı bir dönemde, iki ekonomi arasındaki ticareti hızla büyütmeyi hedefliyor.
Anlaşma kapsamında AB, Hindistan’dan ithal edilen malların %99,5’inde gümrük vergilerini yedi yıl içinde kademeli olarak sıfırlayacak. Hindistan ise AB menşeli ürünlerin %96,6’sında tarifeleri kaldıracak veya ciddi biçimde düşürecek. AB Komisyonu’na göre bu düzenleme, Avrupalı şirketlere yılda yaklaşık 4 milyar euro gümrük vergisi tasarrufu sağlayacak ve AB’nin Hindistan’a ihracatını 2032’ye kadar ikiye katlayabilecek.
Hindistan Ticaret Bakanlığı, anlaşmanın deniz ürünleri, deri, tekstil, kimyasallar, kauçuk, baz metaller ile mücevher ve değerli taşlar gibi sektörlerde gümrük vergilerini sıfıra indireceğini açıkladı. Buna karşın soya, sığır eti, şeker, pirinç ve süt ürünleri gibi tarımsal ürünler anlaşma kapsamı dışında bırakıldı.
Otomotiv ve Alkollü İçeceklerde Dikkat Çeken İndirimler
Anlaşma, Hindistan’ın bugüne kadar yüksek koruma uyguladığı sektörlerde de önemli açılımlar getiriyor. AB açıklamasına göre Hindistan, otomobillerde %110’a kadar çıkan gümrük vergilerini beş yıl içinde %10’a indirecek. İlk aşamada yıllık 250 bin araç için vergiler %30–35 seviyesine düşürülecek. Bu düzenlemenin Volkswagen, Renault, Mercedes-Benz ve BMW gibi Avrupalı üreticilere ciddi avantaj sağlaması bekleniyor.
Alkollü içeceklerde ise şaraplara uygulanan vergi %150’den %75’e, zaman içinde %20’ye düşürülecek; sert içkilerde vergiler %40’a indirilecek. Ayrıca makine, elektrikli ekipman, kimyasallar ile demir-çelik ürünlerinde de tarifeler aşağı çekilecek.
CBAM ve İklim Boyutu
Anlaşma, AB’nin Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında Hindistanlı firmalara doğrudan bir muafiyet getirmiyor. CBAM, çelik, çimento, elektrik ve gübre gibi ürünleri kapsıyor. Ancak Yeni Delhi, AB’den üçüncü ülkelere tanınabilecek esnekliklerden Hindistan’ın da yararlanacağına dair siyasi taahhüt aldığını açıkladı. AB ayrıca, Hindistan’ın sera gazı emisyonlarını azaltmasına yardımcı olmak üzere önümüzdeki iki yıl için 500 milyon euro finansman sağlamayı kabul etti.
Jeopolitik Arka Plan ve Takvim
Anlaşmanın ivme kazanmasında, ABD’nin bazı Hint ürünlerine %50 gümrük vergisi uygulaması ve Washington’un ticaret politikalarına karşı müttefik ülkelerin yeni ortaklık arayışları etkili oldu. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, anlaşmayı “herkesin ‘anlaşmaların anası’ dediği tarihi bir adım” olarak nitelendirirken, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen “Avrupa ve Hindistan bugün tarih yazıyor” dedi.
Hindistan ile AB arasındaki ticaret hacmi, Mart 2025’te sona eren mali yılda 136,5 milyar dolar oldu; bu rakam ABD (132 milyar dolar) ve Çin (128 milyar dolar) ile olan ticareti geride bıraktı. Anlaşmanın hukuki inceleme sürecinin 5–6 ay sürmesi ve yaklaşık bir yıl içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Trump’ın Ne Tepki Vereceği Bekleniyor
Hindistan ile Avrupa Birliği (AB) arasında varılan ve taraflarca “anlaşmaların anası” olarak tanımlanan kapsamlı serbest ticaret anlaşmasının ardından gözler ABD Başkanı Donald Trump’ın vereceği olası tepkiye çevrildi. Yaklaşık 20 yıl süren müzakereler sonunda imzalanan anlaşma, iki taraf arasında gümrük vergilerinin büyük ölçüde kaldırılmasını öngörürken, küresel ticarette artan belirsizlikler karşısında ABD’nin dalgalı tarife politikalarına karşı stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Washington’dan henüz resmî bir açıklama gelmezken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in anlaşmaya yönelik eleştirileri, Beyaz Saray’ın bu gelişmeden rahatsız olabileceğine işaret etti. Bessent, Avrupa’nın Hindistan ile ticari entegrasyonu derinleştirmesini, ABD’nin uyguladığı yüksek tarifelerle çelişen bir adım olarak nitelendirdi. Buna karşılık Hindistan ve AB cephesinde, anlaşmanın iki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerini güçlendireceği vurgulanıyor.
Avrupa’da ise bu adım, bir yandan ABD ile transatlantik ilişkileri koruma, diğer yandan ekonomik egemenliği ve ticari çeşitliliği artırma arayışının bir yansıması olarak görülüyor. Anlaşmanın, özellikle ihracatçı sektörler üzerindeki ABD kaynaklı baskıların arttığı bir dönemde, AB ve Hindistan için yeni bir denge unsuru oluşturabileceği ifade ediliyor.
Altın ve Gümüş Yükselişini Sürdürüyor — Avrupa Yatırımcıları 2026’da Altına 2 Milyar € Akıttı
Küresel piyasalarda kıymetli metaller ralli yapmaya devam ediyor. Altın fiyatları, bu yılın başından itibaren değer kazanmayı sürdürerek yatırımcıların güvenli liman arayışını yansıttı ve Avrupa’da altına 2026 başından bu yana 2 milyar €’dan fazla net giriş oldu — Morningstar verilerine göre altın borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelen para bu seviyeyi aştı. Bu güçlü talep, altının rallisini desteklerken güvenli varlıklara olan ilgiyi canlı tutuyor.
Bugün altının ons fiyatı yaklaşık 5.094 $ seviyesine kadar yükselerek dün kırdığı rekorun hemen altında işlem gördü ki bu, metalin yılın başından itibaren önceki yılların rekor kazançlarının üstüne çıktığını gösteriyor. Altın fiyatı 2025’te %64 artarak 1979’dan bu yana en güçlü yılı yaşadı ve 2026’da da momentumunu koruyor.
Aynı dönemde gümüş fiyatları da dikkat çekici bir performans sergileyerek %8’in üzerinde yükseldi ve ons fiyatı 112,3 $’ı aştı; gümüş sadece Ocak ayında %57’nin üzerinde prim yaptı. Bu yükseliş, altının yalnızca bir “güvenli liman” olarak değil, aynı zamanda sanayi metali olarak da talep gördüğünü işaret ediyor.
Morningstar’ın baş fon araştırmacısı Kenneth Lamont’a göre, altın ETF’lerine yönelen bu güçlü net girişler, fiyatları yeni zirvelere taşımada önemli rol oynadı. Artan jeopolitik gerilimler, küresel ticaret sürtüşmeleri ve yatırımcıların güvenlik endişeleri, altının “Armageddon varlığı” olarak algılanan rolünü güçlendiriyor. Bazı merkez bankaları, özellikle gelişen piyasalarda, rezervlerini ABD dolarına bağımlılıktan uzaklaştırmak için altın biriktiriyor.
Bu hareket, küresel risk algısının bir yansıması olarak değerlendiriliyor; yatırımcılar belirsizlik ortamında portföylerini korumak için altına yönelirken, gümüş de hem yatırım hem sanayi talebiyle hızlı bir çıkış gösteriyor.
AB’de Otomobil Satışları 2025’te %1,8 Arttı: Elektrikli Araçlar Yükselirken Tesla Pazar Payı Kaybetti
Avrupa Birliği’nde yeni otomobil satışları 2025 yılında yıllık bazda %1,8 artarak 10,8 milyon adede ulaştı. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre, satışlardaki artışa rağmen toplam hacim pandemi öncesi seviyelerin hâlâ belirgin şekilde altında kalmaya devam ediyor.
Aralık ayında satışlar yıllık bazda %5,8 artışla 963 bin 319 adede yükselirken, büyümenin lokomotifi elektrikli ve hibrit araçlar oldu. 2025 genelinde yaklaşık 1,9 milyon bataryalı elektrikli araç (BEV) trafiğe kaydedildi. Bu araçların toplam satışlar içindeki payı %17,4’e yükselerek, bir önceki yılın %13,6 seviyesinin üzerine çıktı.
Hibritler Zirvede, Benzin ve Dizel Geriliyor
Hibrit elektrikli araçlar, %34,5 pazar payıyla Avrupalı tüketicilerin en çok tercih ettiği segment olmayı sürdürdü. Buna karşılık benzinli ve dizel araçların toplam payı %35,5’e geriledi; bu oran bir yıl önce %45,2 seviyesindeydi. 2025 sonunda benzinli araç satışları %18,7 düşüş kaydetti. En sert gerileme Fransa’da (%32) görülürken, Almanya (-%21,6), İtalya (-%18,2) ve İspanya (-%16) izledi.
Aralık ayında ise elektrikli araç satışları %51 artış gösterdi. Plug-in hibritler %36,7, klasik hibritler ise %5,8 büyüdü.
Almanya ve Fransa Öne Çıktı
AB’de bataryalı elektrikli araç satışlarının %62’sini oluşturan dört büyük pazarda güçlü artışlar kaydedildi:
- Almanya: +%43,2
- Hollanda: +%18,1
- Belçika: +%12,6
- Fransa: +%12,5


