Bankacılıkta AB standartları dönemi: Türk finans sektöründe yeni sayfa açılıyor

Türkiye, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kapsamında bankacılık sektörünü Avrupa Birliği (AB) standartlarına yaklaştıracak adımlara hazırlanıyor. Programda, finansal sistemin temel değer saklama aracının Türk lirası (TL) olması hedeflenirken, bankaların yükümlülüklerinde TL mevduatın payını artıracak düzenlemeler devreye alınacak.
Bu kapsamda, bankaların bilançolarında döviz ağırlığının azaltılması, hanehalkı ve firmaların Türk lirasına yönlendirilmesi öncelikler arasında yer alıyor. Amaç, hem finansal istikrarı güçlendirmek hem de Türk lirasının rezerv para niteliğini desteklemek.
Ayrıca, TL mevduatın toplam mevduat içindeki oranını yükseltecek uygulamalar sürerken, yabancı para kredilerin payındaki artışı sınırlayacak politikaların sonuçları da yakından takip edilecek.
BASEL III FİNAL DÜZENLEMESİ: AB’YE UYUMLU YENİ ÇERÇEVE
Türkiye, bankacılık sektörünü küresel ölçekte yeniden konumlandıracak “Basel III Final” düzenlemesine geçiş için AB mevzuatını dikkate alan kapsamlı bir uyum süreci başlatıyor. Bu çerçevede, sermaye yeterliliği, likidite oranları ve risk ağırlıklı varlık hesaplamaları uluslararası kriterlere uygun hale getirilecek.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) koordinasyonunda yürütülecek çalışmalarda, risk yönetimi, kurumsal yönetişim ve şeffaflık standartları güçlendirilecek. Finansal kurumların dayanıklılığını artırmak amacıyla sermaye yapılarında stres testleri ve senaryo analizleri daha etkin kullanılacak.
Ayrıca Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) teknik altyapısının güçlendirilmesi, kara para aklama ve finansal suçlarla mücadelede dijital izleme kapasitesinin artırılması planlanıyor.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM BANKACILIĞIN MERKEZİNDE
2026’da ödeme sistemlerinde verimlilik, güvenlik ve birlikte çalışabilirlik hedefleniyor. Bankalar ile banka dışı ödeme hizmeti sağlayıcılarının dijital altyapıları arasında entegrasyon sağlanacak.
Sektörde faaliyet gösteren kuruluşların kurumsallık düzeylerinin yükseltilmesi ve rekabeti engelleyici uygulamaların önüne geçilmesi için düzenlemeler yapılacak. Finansal kurumlar arasında ortak dijital altyapı kullanımı, bulut sistemleri ve otomasyon süreçleri yaygınlaştırılarak operasyonel maliyetler azaltılacak.
Yeni dönemde, ödeme hizmeti sağlayıcı kuruluşların bilgi sistemlerine ilişkin faaliyetlerinin de regülasyon ve denetim çerçevesi netleştirilecek. Bu sayede hem bankaların hem de fintech girişimlerinin eşit şartlarda rekabet etmesi sağlanacak.
BANKACILIK SEKTÖRÜNDE GÜÇLÜ BÜYÜME SÜRÜYOR
Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye’de toplam 67 banka faaliyet gösteriyor. Bunların 38’i mevduat, 20’si kalkınma ve yatırım, 9’u ise katılım bankası statüsünde. Sektörün toplam aktif büyüklüğü Türk lirası bazında %41,1 artarak 41,9 trilyon TL’ye, dolar bazında ise %16,9 artışla 1 trilyon 22 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Kamu bankalarının aktif payı %46,8’e yükselirken, yerli özel sermayeli bankaların payı %28,7, yabancı sermayeli bankaların payı ise %24,6 olarak gerçekleşti. Katılım ve kalkınma bankalarının sektördeki payı artmaya devam ediyor.
Sektörün kredi hacmi yıllık bazda %40,9 artışla 20,6 trilyon TL’ye çıktı. Kredilerin %46’sı kurumsal işletmelere, %26’sı KOBİ’lere, %12’si bireysel tüketici kredilerine, %16’sı ise kredi kartlarına yöneldi.
RİSK GÖSTERGELERİ VE MEVDUAT YAPISI
Sıkı parasal duruş ve makro ihtiyati tedbirlerle birlikte kredi büyümesinde kontrollü seyir korunuyor. Ağustos 2025 itibarıyla takibe dönüşüm oranı (TDO) %2,2’ye yükseldi. Bu oran, ticari kredilerde %1,7, tüketici kredilerinde %3,7, kredi kartlarında ise %3,5 olarak kaydedildi.
Sermaye yeterliliği rasyosu (SYR) %18,3 ile uluslararası hedef seviye olan %12’nin oldukça üzerinde. Mevduat bankalarında bu oran %17,7, katılım bankalarında %19,7, kalkınma ve yatırım bankalarında %24,3 olarak ölçüldü.
Mevduat sigorta sistemine üye 38 mevduat ve 9 katılım bankası bulunuyor. Gerçek ve tüzel kişilere ait 950 bin TL’ye kadar olan mevduat TMSF güvencesinde. Ağustos 2025 itibarıyla toplam sigortalı mevduat 6,7 trilyon TL’ye ulaşırken, bu tutar toplam mevduatın %28,1’ine denk geliyor.
Kredi/mevduat oranı tüm sektör için %86 düzeyinde seyrediyor. TL bazında %85, yabancı parada %87 olan oran, kredi büyümesinin mevduat artışını aştığını gösteriyor.
GÜÇLÜ SERMAYE YAPISI VE YÜKSEK DİRENÇ
BDDK’nın 2025 başında döviz kurunu güncellemesi sonrası sektörde sermaye oranlarında sınırlı düşüş gözlense de genel tablo pozitif kaldı. Uzun süredir nakdi ticari kredilere uygulanan %200 risk ağırlığına Aralık 2024 itibarıyla son verilmesi, sermaye yeterliliğini destekleyici yönde etki yarattı.
Finansal istikrarın korunması, TL bazlı derinleşmenin sağlanması ve AB standartlarına geçişle birlikte Türk bankacılığı, uluslararası yatırımcı nezdinde güven veren bir yapıya kavuşmayı hedefliyor.


