Çin, ABD ile İran arasında arabulucu olmak istemiyor

ABD ile İran arasında tırmanan diplomatik ve askeri gerilim sürerken, gözlerin çevrildiği Çin’den dikkat çeken bir yaklaşım geldi. Pekin yönetiminin, Washington ile Tahran arasında doğrudan arabuluculuk üstlenmek yerine Körfez merkezli çok taraflı güvenlik mimarisine ağırlık verdiği belirtiliyor. Çin’in bölgesel stratejisinin, ikili krizleri çözmekten çok uzun vadeli istikrar ve ekonomik güvenliği önceleyen bir çerçeveye dayandığı değerlendiriliyor.

El Cezire’nin Tahran büro kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre, Çin yönetimi mevcut süreçte ABD ile İran arasında resmi bir arabulucu rolüne sıcak bakmıyor. Hem Tahran’ın hem de Washington’un bu pozisyonun farkında olduğu ifade edilirken, Pekin’in diplomatik enerjisini daha geniş kapsamlı Körfez güvenliği projelerine yönlendirdiği aktarılıyor.

Çin’in, ABD-İran hattındaki doğrudan kriz diplomasisinden uzak durarak bölgesel güvenlik mimarisine odaklanması dikkat çekti.

PEKİN’İN ÖNCELİĞİ KÖRFEZ GÜVENLİĞİ

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Abu Dabi Veliaht Prensi ile yaptığı görüşmede gündeme gelen “dört maddelik güvenlik planı”, Pekin’in Orta Doğu vizyonunun temelini oluşturuyor. Çin devlet medyasında geniş yer bulan plana göre, Körfez bölgesinde “ortak, kapsamlı, iş birlikçi ve sürdürülebilir” bir güvenlik sistemi kurulması hedefleniyor.

Plan kapsamında ülkelerin egemenlik haklarına koşulsuz saygı gösterilmesi, uluslararası hukukun çifte standart olmadan uygulanması ve ekonomik kalkınma ile güvenlik arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Çin yönetimi, bölgedeki enerji güvenliği ile ticaret yollarının korunmasını da stratejik öncelik olarak görüyor.

Pekin yönetimi, Körfez’de kalıcı istikrarın ancak çok taraflı iş birliği ve ekonomik entegrasyonla sağlanabileceğini savunuyor.

İRAN’DAN ÇİN’İN PLANINA DESTEK

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pekin temaslarında Çin’in güvenlik önerilerine olumlu yaklaşım sergilediği bildirildi. İran tarafı, Çin’in sunduğu çerçevenin bölgesel gerilimleri azaltabilecek diplomatik bir zemin oluşturduğunu düşünüyor.

İran’ın Pekin Büyükelçisi Abdulrıza Rahmani Fazli de yaptığı değerlendirmede, Xi Jinping’in ortaya koyduğu dört maddelik planın “ortak kalkınma ve sürdürülebilir güvenlik” açısından önemli bir yol haritası sunduğunu ifade etti. Tahran yönetimi, özellikle Batı merkezli baskı politikalarına karşı Çin ve Rusya ile geliştirdiği stratejik ilişkileri derinleştirmeye devam ediyor.

Bununla birlikte diplomatik kaynaklar, Çin’in mevcut aşamada İran’ın nükleer dosyası veya Washington-Tahran hattındaki doğrudan kriz başlıklarında aktif arabulucu rolü üstlenmeye istekli olmadığını vurguluyor.

ÇİN, DENGELİ DİPLOMASİ STRATEJİSİNİ KORUYOR

Uzmanlara göre Çin, Orta Doğu’da ekonomik çıkarlarını riske atmadan dengeli diplomasi yürütmeye çalışıyor. Bölgenin en büyük enerji alıcılarından biri olan Pekin, hem Körfez ülkeleriyle hem de İran’la ilişkilerini korumayı stratejik zorunluluk olarak görüyor.

Çin’in mevcut yaklaşımı, ABD-İran krizine doğrudan müdahale etmek yerine bölgesel düzen ve ekonomik güvenliği önceleyen uzun vadeli bir stratejiye işaret ediyor.

Özellikle enerji arz güvenliği, Kuşak ve Yol Girişimi projeleri ve ticaret koridorlarının istikrarı, Çin’in Orta Doğu politikasında belirleyici unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle Pekin yönetiminin, taraflardan birinin yanında konumlanmak yerine çok taraflı diplomatik zemini güçlendirmeyi tercih ettiği değerlendiriliyor.