Haberler

Dünya ekonomisi yer çekimini yok sayıyor: Bu durum sürdürülemez

Dünya ekonomisi yer çekimini yok sayıyor: Bu durum sürdürülemez

Tehditler artıyor, bunlar arasında uzun süreli yüksek faiz oranları da var.

Dünya çapında savaşlar yasanirken ve jeopolitik ortam giderek daha da kasvetli hale gelirken, ekonomi pozitif bir kaynak olmaya devam ediyor. Bundan bir yıl önce herkes faiz oranlarının artmasının resesyona yol açacağı konusunda hemfikirdi. Fakat  düsünülenin aksine ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte güçlü bir performans sergileyerek yıllık %4,9 büyüme kaydetti. Küresel ölçekte enflasyon yavas yavas düşüyor, işsizlik düşük seviyelerde seyrediyor ve büyük merkez bankaları para politikasını dizginliyor.

Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası ve Federal Reserve faiz oranlarını sabit tuttu. Belgenin 2 Kasım'da yayınlanmasından kısa bir süre sonra İngiltere Merkez Bankası'nın da aynı şeyi yapması bekleniyordu. ABD hükümeti artık durgunluk nedeniyle 30 yıllık krediler için %1,2'den %5 oranında ödeme yapmak zorunda. Düşük faiz oranlarıyla bilinen ekonomiler bile yüksek enflasyonla karşılaştı. Japonya Merkez Bankası, 10 yıllık ipotek faizlerini %1'de sabitleyeceği sözünü kısmen unuttu. 

Yüksek faiz oranlarının küresel ekonomi için en kötü senaryoyu yansıttığını iddia edenler, bu durumun gerçek bir risk olduğunu söylüyor. Mevcut ekonomi politikaları başarısız olduğu için yüksek faiz oranları devam edecek ve büyümeye teşvik edici olmayacaktır. Günümüzdeki şansın hangi sebepten devam etmeyecegini anlamak için, ABD ekonomisinin beklenenden daha iyi performans göstermesinin nedenlerinden birini düşünün. Bu tasarruflar tükendiğinde yüksek faiz oranları tüketicilerin tasarruflarını kaybetmelerine neden olmakta. Yüksek faiz oranlarının uzun süre devam etmesi durumunda dünya ekonomisinde art arda sorunlar ortaya çıkmaktadır. 

Faiz oranlarını genellikle düşükte tutan ve uzun süreli borçlanan şirketler bile, zamanla önemli mali ödemeler yapmak zorunda kalacak. Uzun vadeli kredileri olan bankaların, yüksek faiz oranlarının yarattığı boşlukları kapatmak için sermaye arttırmaları veya birleşmeleri gerekebilir. Ancak yüksek faiz ortamında bu eğilimin uzun süre devam etmesi mümkün olmayabilir. Eylül ayında ABD açığı, muhasebe değişikliklerine göre düzeltme yapıldıktan sonra 2 trilyon dolara, yani GSYİH'nın %7,5'ine ulaştı. 

Genel olarak, zengin ülkelerin kamu borcunun “Gayri safi yurt içi hasıla” içindeki payı, Napolyon Savaşlarından günümüze kadar herhangi bir zamanda olduğundan daha büyük. Düşük faiz oranlarıyla yönetilebilecek çok fazla borç var. Dolayısıyla faiz oranlarının çok uzun süre düşük tutulması hükümetleri enflasyon odaklı merkez bankalarına itiyor. Powell ne derse desin, faiz oranlarının uzun süre yüksek kalması, yatırımcıların hükümetin enflasyonu düşük ve borç hizmetini düşük tutma yeteneğini sorgulamasına yol açacaktir. Bahsedilen zor bir iş, hatta faiz oranlarının yüksek olduğu bir dönemde çok daha zor.

 Almanya'da faiz oranlarının ılımlı seviyelere ulaştığı bir ortamda bu sorunu düşünün. Bu zorluklar, küresel ekonominin şu anda, piyasaların umduğu pek çok şeye nasıl ulaşabileceğini bilmeyi zorlaştırıyor. Ters etkiye neden olan zorluklardan bahsedicek olursak su sekilde; “Resesyondan Kaçınmak, Düşük Enflasyon, Yüksek Kredi ve Yüksek Faiz oranları”. Dahası, uzun süreli yüksek faiz oranları, merkez bankalarının enflasyonu artırmadan, faiz oranlarını düşürmesine olanak tanıyan ekonomik zayıflığa yol açarak ters etki yaratıyor. 

Bu artan gelirler ve kazançlar, daha yüksek faiz ödemelerinin mümkün olduğu anlamına gelir. Yapay zeka ve onun büyük kârlar yaratma yeteneği, mevcut fiyat ortamının hisse senedi piyasaları üzerinde önemli bir etkisinin olmamasıyla açıklanabilir. Fakat bütün bu bahsedilenlere rağmen dünya ekonomisinin gelişmeye devam edeceğini söyleyen herkes, büyük bir bahis oynuyor.

Kaynak: The Economist

Çeviri: Yavuz Donat

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar