Haberler

Milli iradenin simgesi TBMM 105 yaşında: Esaretten özgürlüğe 23 Nisan

Milli iradenin simgesi TBMM 105 yaşında: Esaretten özgürlüğe 23 Nisan

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı ve Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcına öncülük eden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 105. yıl dönümünü kutluyoruz. 23 Nisan 1920'de açılan Meclis, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin en önemli sembollerinden biri olarak tarihe geçti.

23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde dönüm noktası oldu. Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde, işgal altındaki Anadolu ve Rumeli topraklarında başlatılan Kurtuluş Savaşı'nın merkezi olarak kurulan TBMM, Cumhuriyetin temellerini attı. Osmanlı İmparatorluğu, 1. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrıldıktan sonra Mondros Mütarekesi imzalanmış, ancak bu anlaşmaya rağmen ülke işgal edilmeye başlanmıştı. Bu kritik dönemde Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak milli mücadeleyi başlattı. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri gibi önemli adımların ardından, 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM açıldı. Amasya Tamimi ile Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlar, "ulusun egemenliğini yine ulusun sağlayacağı"nı ortaya koydu. 1919 sonbaharında yapılan seçimlerden sonra Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de, 168 üyesinden 162'sinin katılımıyla toplandı. Mustafa Kemal, Erzurum mebusu seçilmişti ancak o Ankara'da kaldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yanlısı milletvekillerinin çoğunlukta olduğu bu Meclis, 28 Ocak 1920'de yaptığı gizli oturumda Misakımilli'yi kabul etti. İstanbul'un 16 Mart'ta işgali ve Milli Mücadele yanlılarının tutuklanmaya başlamaları üzerine milletvekilleri ve aydınlar, Ankara'ya kaçmaya başladı.

BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN TARİHİ AÇILIŞI: ULUSUN KADERİNİ BELİRLEYEN ADIM

18 Mart 1920'de, Mebusan Meclisi son kez toplandı ve süresiz tatil kararı aldı. Bu karar, Osmanlı İmparatorluğu'nun çalkantılı döneminde, ulusun geleceğini belirsizliğe sürükleyen önemli bir dönemeçti. Ancak, bu belirsizlik içinde bir lider, Mustafa Kemal, ulusun kaderini değiştirecek bir adım atmak üzere harekete geçti. 19 Mart 1920'de yayımlanan genelge, Ankara'da olağanüstü yetkili bir meclisin toplanacağını duyurdu. Bu genelge, ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtuluşunu sağlayacak önlemleri düşünmek ve uygulamak üzere olağanüstü yetkiyle donatılmış bir meclisin kurulması çağrısını içeriyordu. Dağıtılan Mebusan Meclisi üyelerinden Ankara'ya gelebileceklerin de bu yeni meclise katılması istendi. Seçimle belirlenen milletvekilleri ve Osmanlı Mebusan Meclisi'nden kaçarak Ankara'ya ulaşabilen 84 üye, bu tarihi mecliste yer aldı. Mustafa Kemal, 22 Nisan 1920'de yayımladığı genelgeyle Büyük Millet Meclisi'nin açılışını ilan etti. Bu genelgede, bütün sivil ve askeri makamların ve ulusun bundan böyle emir alacağı en yüksek otoritenin bu yeni meclis olacağını belirtti.

TBMM'NİN AÇILIŞININ 105. YILI: MİLLİ İRADENİN KALBİ

23 Nisan 1920, Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olarak hafızalara kazındı. Hacıbayram Camisi'nde kılınan cuma namazının ardından, milletin iradesinin sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, İttihat ve Terakki Kulübü olarak bilinen binada açıldı. Bu tarihi gün, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı, kurtuluş mücadelesinin en kritik safhalarından biri olarak kabul ediliyor. TBMM'nin açılmasıyla birlikte, milli iradenin tecelli ettiği bir meclis yapısı kurulmuş oldu. Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde, 1 Mart 1920 tarihinde gerçekleştirilen Meclisin 4. toplantı yılının açılışında da bu önemli adımın altı çizildi. Atatürk, TBMM'nin varlığının ve işleyişinin, milletin kaderini tayin etmede ne denli önemli olduğunu vurguladı. Atatürk'ün sözleri tutanaklara şöyle yansıdı: "Hep birlikte bakışlarımızı, vicdanımızın merkezi olan millete dikelim. Orada erdemin, vefa ve içten bağlılığın, yenileme arzusunun, egemenlik aşkının ve geleceğin sönmeyen ateşi yanmaktadır. Bu kutsal ateş, kendi içindeki bilgisizlik ve karanlığı yakacak ve bağımsızlığımızın önüne dikilecek olan bütün engelleri yıkacaktır. Efendiler, millet önünde, onun hak ettiği bağımsızlığın önünde, onun layık olduğu gelişme ve yenileme arzusu önünde, her kuvvet ancak milletin irade ve amaçlarına uymak şartıyla yaşayabilir. Milletin irade ve amaçlarına uymayanların talihi hüsrandır, çökmedir.''    

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar