OBAMA'NIN ESKİ DANIŞMANI LISA D. COOK: EŞİTSİZLİĞİN KÖKENİ KÖLELİKTE
Röportaj: Feyza Gümüşlüoğlu ABD’de siyahi vatandaş George Floyd'un beyaz bir polis memuru tarafından öldürülmesi sonrası sokaklar karıştı. Protestoların arkasında yatan temel huzursuzluğu, ırkçılık ve ekonomik eşitsizlik konularında yaptığı akademik çalışmalarla tanınan, başkanlığı döneminde Obama’nın danışmanlığını da yapmış olan Amerikalı ekonomi profesörü Lisa D. Cook ile konuştuk…

Röportaj: Feyza Gümüşlüoğlu
ABD’de siyahi vatandaş George Floyd'un beyaz bir polis memuru tarafından öldürülmesi sonrası sokaklar karıştı. Protestoların arkasında yatan temel huzursuzluğu, ırkçılık ve ekonomik eşitsizlik konularında yaptığı akademik çalışmalarla tanınan, başkanlığı döneminde Obama’nın danışmanlığını da yapmış olan Amerikalı ekonomi profesörü Lisa D. Cook ile konuştuk…
George Floyd'un beyaz bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından ABD'deki protestolar tüm ülkeye hızla yayıldı. Ama öyle görünüyor ki çok daha büyük bir öfke var. Sokaklarda protesto edilen tam olarak ne? Bu öfkeyi nasıl açıklarsınız? Politik mi yoksa daha çok ekonomik mi?
Her ikisi de olduğunu düşünüyorum. Bunun hem ekonomik hem de politik boyutları var. Geçmişe doğru bakarsak bu olayların kökeni ABD'deki köleliğe uzanıyor. Bu ülkenin kölelikten beri takip ettiği tarihi süreçte çözülmeyen problemler var. Irksal temelli servet farkının kökleri kölelikte. Ülkenin mesela “40 hektar toprak ve bir katır” gibi vaatlerini yerine getirmedeki yetersizliğinde. Bu yüzden insanlar o dönemden kalan tüm eşitsizlikleri protesto ediyorlar. Bu eşitsizlikler sağlıkta, polis koruması ve davranışlarında, politik sonuçlarda, bu eşitsizlikler her yerde. Bu eşitsizliklerin hiçbirinden kaçamazsınız. Eşitsizlikler her yerde. İnsanlar bu yüzden kızgınlar. Ayrıca pandeminin de orantısız olarak Afro Amerikalıları ve Latinleri daha çok etkilediğini gördük. Her şeyin üstüne gelen başka bir eşitsizlik daha…. Bir de salgın dönemi herkes evinde, sığınağında ve modern bir lincin videosunu izledi. Bu video çok korkunç ve vahşi. Umarım George Floyd'un katilleri için adalet gelir.
Sizce protestolar ne zamana kadar devam eder? Protestocular veya daha genel olarak Afro Amerikalılar tam olarak ne istiyor?
Bu güzel bir soru. İnsanların çoğu kapsamlı bir yapısal reform istiyor. Bugün gördüğümüz protestolara yol açan, ırkçılık temelli eşitsizliklerin sebebini, ırkçılığın kendisini çözmeye yönelik yapısal reformlar istiyorlar. Aslında sivil haklar hareketinde de bunu gördük. Protestolar vardı ve sonra insanlar genel olarak sistemi değiştirmek üzerine düşünmeye başladı. Böylece yoksullukla savaş başladı. 1960'lı ve 70'li yıllarda eşitsizliklerle mücadele için hayata geçirilen politikalar vardı ama maalesef bunlardan geri adım atıldı. Bence bu politikaların tekrar hayata geçirilmesine ihtiyaç var. Umut aşılayan, büyük fikirler önerilmeli, uygulanmalı ve yürürlüğe konmalı.
“EN ZENGİNLER LİSTESİNDE TEK BİR SİYAHİ YOK”
Siz de bahsettiniz, Covid-19 bize açıkça ABD'deki ırksal farklılıkları gösterdi. Sadece sağlıkta değil, eğitimden ev sahibi olma oranına, hemen her alanda istatistikler bütün resmi net bir şekilde gösteriyor. Irkçılık ve ayrımcılık ABD ekonomisine nasıl kök salmış durumda? Ekonomi kanalı olduğumuz için özellikle ekonomik perspektiften değerlendirmenizi rica edeceğim…
Bu da çok iyi bir soru. Evet ırkçılık ABD’de ekonomide birkaç farklı yoldan kendini gösteriyor. Akademik araştırmalarımın bir kısmı inovasyonla alakalı ve gördüğüm şey şu: Afro Amerikalıların inovasyon ekonomisine tam olarak katılmaları ve sağlam bir yer edinmeleri çok çok zor. Bu zorluk en başta bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik eğitiminden başlar, inovasyon pratiği, eğitimi ve ticarileşmede yaşanan zorluklarla devam eder. Dünyadaki en zengin 10 ya da 20 kişiye baktığınızda çoğunun servetlerini teknoloji ekonomisi yoluyla elde ettiğini görürsünüz. Ve bu listede tek bir siyahi yok. Bu insanların, mesela Jeff Bezos’un serveti trilyon dolara doğru gidiyor. Biz siyahiler bunun tamamen dışında kaldık. Afro Amerikalı girişimcilerin sadece yüzde 1 ila 5’lik bir kısmının girişim sermayesine erişimi oldu. Bu önemli bir gösterge zira girişim sermayesi girişimcilerin fon sağlaması ve start-up kurucusu olarak başlayabilmeleri için önemli bir yol.

“OBAMA SAĞLIK ALANINDA İLERLEME YAPTI”
ABD’nin ilk siyahi başkanı Obama, ırkçılık temelli sorunların en azından bazılarını çözebilmek için tarihi bir fırsat elde etmişti aslında. Afro Amerikalıların ondan büyük beklentileri vardı. Hatta benim bile! Hepimiz bazı şeyleri değiştirmesini bekledik. Siz başkanlığı döneminde Obama’nın danışmanları arasındaydınız. Obama ne kadar başarılı oldu? Irkçılıkla mücadelede biraz iyileşme sağlayabildi mi veya en azından denedi mi? Yoksa hayal kırıklığı mı yarattı?
Şüphesiz denediğini düşünüyorum. Aslında birkaç farklı yoldan denedi. Bence geçirebildiği yasalardan en büyüğü, ki bu yasa bence sivil haklar hareketi ile bağlantılı, düşük maliyetli sağlık yasasıydı. Afro Amerikalılara yönelik eşitsizliklerden dolayı, örneğin ortalama yaşam beklentisinde siyahi Amerikalılar ile beyazlar arasındaki büyük fark gibi… Bu acilen mücadele edilmesi gereken bir şeydi. Ben bu yasanın büyük bir ilerleme olduğuna inanıyorum. Gelişmiş bir ülkenin, diğer gelişmiş ülkeleri yakalaması için önemli için ilerleme. Ve hiç şüphesiz var olan sağlık alanındaki eşitsizlikler hesaba katıldığında, en çok Afro Amerikalılara katkıda bulunacak bir ilerleme.
Sanırım Obamacare’den bahsediyorsunuz...
Evet Obamacare, doğru…
Ama bildiğim kadarıyla Trump, Obamacare karşıtı bir söylem geliştirdi. Trump yönetimi altında bu sorunu çözmenin herhangi bir yolu var mı? Ne yapılmalı?
Obamacare yürürlükten kaldırılmış değil. Bundan hala yararlanan insanlar var. Modern zamanlarda hiç olmadığı kadar fazla sigorta kapsamımız var. Bunun doğru bir yol olduğunu düşünüyorum. Daha fazla üzerine çalışılıp, geliştirilebilir. Elbette mükemmel değil. Evrensel bir sağlık sigortamız henüz yok. Ama gelecekte olacağını umuyorum. Sonuçta bir yerden başlamak lazım…

EN BÜYÜK YAPISAL SORUN IRKÇILIK
Sanırım en temel sorun sağlık alanında. Özellikle pandemiden sonra bunu daha da iyi gördük. Şüphesiz başka sorunlar da var ama siyahi Amerikalılar için en hayati sorun sağlık alanında mı?
En büyük sorun ırkçılık…
Elbette, ırkçılığa bağlı en büyük sorunu kastediyorum…
Eğer beyazların üstünlüğünü iddia eden grupların bu kadar açıktan çalışmasına izin vermeye devam edersek, mesela Charlotsville’deki gibi, 2009 yılına ait Ulusal Güvenlik (Homeland Security) raporunun da işaret ettiği üzere bu gruplar çalışmaya devam ediyor ve biz onlara karşı harekete geçmiyoruz. Bu Amerikan yaşamının her parçasına sızıyor. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında olduğu gibi. Bununla yüzleşmeliyiz. Şuna emin olmalıyız, bütün sorunları çözmeye çalışmak için uğraşacağız. Eğitim, sağlık, barınma, kredi… Toplumla ve ekonomi ile alakalı her şey. Afro Amerikalıların tam olarak katılım sağlayabilmeleri için yapısal faktörlerle mücadele etmeliyiz ve şu an en hayati yapısal faktör ırkçılık. Bütün eşitsizliklere yol açan da bu. Bu sorunları doğrudan hedef alan ve bu sorunların kaynağına giden reformlar hakkında konuşmazsak, sadece sorunların kenarında dans ediyor oluruz.
Bu sefer en azından bazı sorunların çözülebileceğini düşünüyor musunuz?
Kesinlikle umutluyum. Benim akrabalarım Martin Luther King ile birlikte yürüdü. Böylece benim neslim Amerikan yaşamında daha kapsamlı bir şekilde yer alabilecekti. Benim neslim ve gelecek nesiller şunu söylüyor: Biz daha da kapsamlı bir şekilde yer almak istiyoruz. Zira henüz tam olarak yerimizi almadık. Kesinlikle umutlu olduğumu söyleyebilirim. Her kuşak zorlamaya devam etmeli. Bunlar Tanrı tarafından verilen ve orada öylece bekleyen haklar değil, her nesilde savunulmaları gerekiyor.
Kesinlikle… Bu arada siz de protestolara katıldınız mı?
Evet. Aslında ben daha gençken okulların ayrılması ile alakalı Georgia’daki protestolara katıldım, hatta rengimden ötürü polis tarafından dövüldüm! Üniversitedeyken birçok protestoya katıldım. Şimdi sesimi daha farklı bir yolla duyurmayı tercih ediyorum. Ama yapısal ırkçılık problemlerinin altını çizen bu protestoları elbette destekliyorum…
Ben de sizin araştırmalarınızı ve paylaşımlarınızı büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Aslında biraz değindiniz ama, Afro Amerikalı bir kadın ve akademisyen olarak sizin kişisel deneyiminizi özellikle merak ediyorum. ABD’de ırkçılık ve ayrımcılıkla alakalı şahsi deneyimlerinizi biraz daha anlatır mısınız?
Şunu söyleyebilirim. Covid-19 yüzünden tanıdığım ve tanımadığım birçok insanın, kendi yaptıkları veya tercihleri ile alakası olmadan öldüğünü bilmek insanı ayık tutan ve depresyona sokan bir deneyim. Çünkü Afro Amerikalılar yoğun olarak düşük ücretli işlerde çalışıyor. Halkla iç içeler. İşlerini evden yapamazlar, evden çalışamazlar. Yaptıkları işler zaruri işler olarak görülüyor. Bu yüzden Covid-19’u olan, maske takmayan insanlarla da temas halindeler. Böyle kişilerin zarar görmeleri kaçınılmaz. Bu yapısal bir sorun; bu kesimin belirli işlerde ve mesleklerde yoğunlaşması. Bu kesinlikle değişmesi gereken bir şey. Ben şahsen korkuyorum çünkü ölen arkadaşlarım vardı, sevdiklerine veda etmek için zamanları yoktu. Cenaze ritüellerini şu an yerine getiremiyoruz, ki bu Afro Amerikalıların geleneğinde önemli bir yer tutar. Atalara elveda demek ve onları onurlandırmak… Salgın bittiği zaman bunları iyileştirmek zaman alacak, ama kökteki sebeplerle uğraşmalıyız, bu sebeplerin tezahürleri ile değil. Sağlıktaki tezahürü veya polis hizmetlerindeki tezahürü… Temel sebepleri çözmek zorundayız.
Şu anda bazı reform sözleri veriliyor. Mesela polis reformları gibi. Ancak sadece bu yeterli olmayacak gibi. Çünkü siz de köklere inmek gerektiğinden bahsediyorsunuz…
Evet, aslında biraz da şartlara bağlı. Örneğin New Jersey’deki Camden şehri polis departmanında reform yaptı. Ancak bu derin bir yapısal değişimdi. Polis gücünün dağıtılmasını içerdi ve cinayetler yüzde 50 oranında azaldı. Bu diğer çözümlerin de olduğu anlamına gelir. Bunun gibi çözümler görmek isterim. Cezadan muaf insanları toplumumuzun içinde çalıştırmayın. Bu hepimizin hayatını tehlikeye atar. Çünkü bu tür insanlar sigara satan birine odaklanıyor veya sadece koşu yapan birinden şüpheleniyor. Oysa çok daha ağır ve gerçek suçlara dikkat etmiyorlar. Kaynakları nasıl kullandığımız ve nasıl dağıttığımız konusunda dikkatli olmalıyız. Ve kesinlikle istisnasız herkesin hareketlerinden sorumlu tutulacağına emin olmalıyız. Liderler sorumlu tutulmalı, her bir memur sorumlu tutulmalı ve hesap vermeli…
KUZENİ 70’LERDE ‘SİYAHİ ŞEHRİ’ KURDU
Son sorum şu olacak. Araştırma yaparken çok ilginç bir proje ile karşılaştım, bir ‘siyahi şehri’. Sizin kuzeninizin projesi. Projenin adı ‘Soul City’, ve sanırım Kuzey Carolina’da. Bu proje hakkında biraz bilgi verir misiniz? Bu şehir halen duruyor mu?
Evet, Soul City hala duruyor. Google haritalardan bakarak nerede olduğunu görebilirsiniz. Heyecan verici bir projeydi. Her yaz ailem biz çocukları oraya götürürdü. Şehrin gelişimini her yıl görebildik. Bir yol, daha sonra birkaç yol daha… Ve yükselen binalar. Gerçekten görülmesi gereken harika bir manzaraydı. Kuzenim bir şehir kuruyordu, Amerika’nın nasıl olması gerektiğini hayal ediyordu ve o hayali gerçeğe dönüştürmeye çalışıyordu. Konuştuğumuz bütün yapısal sorunlara çözüm arıyordu. Irkçılık yapısal sorunu, çevresel ırkçılık, işlere ve fırsatlara erişim… Örneğin IBM’yi oraya çekebildi, ki bu inovasyon ekonomisinde var olan bir endüstri… Şehirde bu tür bir şirkete sahip olmak birçok pozitif etki yaratabilirdi.
Bu benim üzerimde derin bir etki bıraktı. Aslında beni makro ekonomiye çeken de buydu. Kuzenim her şeyi kurmuştu. Hiçbir şeyin olmadığı o yerde gereken ekonomiyi kurmuştu. Bu yüzden onunla gurur duyuyorum, çabasıyla gurur duyuyorum. Bu, o dönem kurulan birkaç model şehirden bir tanesiydi. Tek bir tane girişimden ibaret değildi, başka model şehirler de vardı. O model şehirlerin çoğu zorluklarla karşılaştı ve halen daha benzer zorluklarla mücadele ediyorlar. Bildiğim kadarıyla Soul City’nin bazı bölgeleri halen daha yaşamaya devam ediyor. Şu anda bunun hakkında yazıyorum. Kız kardeşim ve ben bununla ilgili bir kitap yazıyoruz…
Gerçekten mi? Mutlaka okumak isterim. Çünkü ben ABD’de yaşadım ama Soul City isimli bir şehir olduğunu bilmiyordum. Orayı ziyaret etmediğim için çok üzgünüm gerçekten…
Olsun. Gelecek sefer seni oraya ben götüreceğim…
Evet lütfen götürün! Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim profesör. Güvende ve güçlü kalın…
Teşekkür ederim. Siz de öyle…


