Haberler

TCMB faiz kararı sonrası uzmanlardan kritik uyarılar

TCMB faiz kararı sonrası uzmanlardan kritik uyarılar

Uzmanlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son faiz kararında kullandığı temkinli dilin, para politikasında tek yönlü ve otomatik bir gevşeme sürecine girilmediğine işaret ettiğini vurguluyor. Yapılan değerlendirmelerde, önümüzdeki dönemde faiz adımlarının her toplantıda farklı ölçeklerde şekillenebileceği görüşü öne çıkıyor.

Para Politikası Kurulu’nun son toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı 100 baz puan indirilerek yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. Bu adım, piyasanın 150 baz puanlık indirim beklentisinin altında kaldı.

FAİZ KORİDORUNDA DENGELİ GERİ ÇEKİLME

Merkez Bankası kararına göre gecelik vadede borç verme faizi yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik vadede borçlanma faizi ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e indirildi. Böylece faiz koridorunda kontrollü ve ölçülü bir daralma tercih edilmiş oldu.

Karar metninde enflasyonun ana eğilimine ilişkin mesajlar dikkat çekti. Aralık ayında ana eğilimde gerileme yaşandığı belirtilirken, ocak ayında gıda fiyatları öncülüğünde aylık enflasyonda artış görüldüğü, buna karşın ana eğilimdeki yükselişin sınırlı kaldığı ifade edildi.

TCMB, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının hâlâ risk unsuru olmaya devam ettiğini açık biçimde vurguladı.

“2026 SONU İÇİN YÜZDE 30 FAİZ BEKLENTİMİZİ KORUYORUZ”

AA Finans analisti ve ekonomist Haluk Bürümcekçi, karar öncesi beklentilerin daha sert bir indirim yönünde olduğuna dikkat çekti. Piyasanın, hem politika faizinde hem de koridorun üst bandında 150 baz puanlık indirimi fiyatladığını belirten Bürümcekçi, Merkez Bankası’nın daha sınırlı bir adım atmasının Türk lirası açısından destekleyici olduğunu ifade etti.

Talep koşullarının dezenflasyona verdiği desteğin azaldığına dair mesajların öne çıktığını belirten Bürümcekçi, makroihtiyati çerçeve ve likidite yönetiminde sıkı duruşun korunduğunu söyledi.

“TCMB, faiz indirim hızını yavaşlatarak önümüzdeki dönemde kararların veri odaklı ve değişken olabileceğini net biçimde ortaya koydu.”

Bu çerçevede Bürümcekçi, 2026 yılı sonunda politika faizinin yüzde 30 seviyesinde olacağı beklentilerini koruduklarını dile getirdi.

TALEP KOŞULLARI VURGUSU METNİN MERKEZİNE YERLEŞTİ

Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör, ocak ayı kararının önceki toplantıya kıyasla daha “şahin” bir görünüm sunduğunu söyledi. Gözgör’e göre metindeki en belirgin fark, talep koşullarına yapılan vurgu oldu.

Aralık ayında talep koşullarının dezenflasyona net destek verdiği ifade edilirken, ocak metninde bu desteğin azalarak sürdüğü notunun düşülmesi, faiz indirimlerinin talep üzerindeki baskılayıcı etkisinin zayıflamaya başladığını gösteriyor.

Kurul’un, adımların büyüklüğünü enflasyon görünümüne bağlaması, sürecin otomatik bir gevşeme döngüsü olmadığını ortaya koyuyor.

Gözgör, yıl sonu için yüzde 28 repo faizi tahminlerini koruduklarını ve bu seviyeye kademeli bir indirim alanı bulunduğunu ifade etti.

MART TOPLANTISI İÇİN ENFLASYON BELİRLEYİCİ OLACAK

İntegral Yatırım Ekonomik Araştırmalar Müdürü Seda Yalçınkaya Özer, faiz indiriminin ihtiyatlı ve kontrollü bir patikanın parçası olduğunu vurguladı. Karar metninde özellikle enflasyon paragrafında yapılan güncellemelerin dikkat çekici olduğunu belirten Özer, diğer bölümlerde tonun korunduğunu söyledi.

Özer’e göre Merkez Bankası, yalnızca mevcut verileri değil, beklenti kanalı üzerinden fiyatlama davranışlarını da dikkate alarak hareket etti. Bu yaklaşımın, özellikle mart ayındaki toplantıda enflasyon eğiliminin daha net bir rol oynamasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Merkez Bankası’nın aralık ayındaki olumlu enflasyon verilerine rağmen rehavete kapılmaması, piyasalarda temkinli iyimserliği destekleyen bir unsur olarak değerlendiriliyor.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar