ABD Piyasaları: Tamam mı, Yoksa Devam mı?

Aynı soruyu benzer bir mantıkla geçen yıl da sorabilirdik aslında. Sadece yüksek teknoloji üreten şirketlerin etrafında yaşanan bu yükselişin ne kadar sürebileceği merak konusu.

Mesela banka hisselerini ele alalım. Eylül ayının başından bu yana altı haftadır kesintisiz devam eden bir düşüşün içindeler. Bu seri, 2008 yılındaki krizden bu yana kaydedilen en uzun süreli geri çekilme. ABD’de devam eden bilanço sezonunda finansallarını ilk açıklayan sektör olan bankacılıkta kaygılar, daha ziyade batık krediler için ayrılması gereken karşılıkların artmasına yönelik.

Ya da ABD için gerçekten çok önemli olan konut sektörünü ele alalım. Tahvil faizlerindeki yükseliş mortgage piyasasını da vurdu ve satışlar giderek azalıyor. İnşaat sektöründe güven endeksleri 2012 yılından bu yana en düşük seviyede. Uzun süredir ilanda olan satılık konutların yarısında fiyat revizyonu yapıldığından bahsediliyor.

Dolayısıyla hafta içinde gelecek olan Meta ve Tesla gibi yükselişin yapı taşlarını oluşturan şirketlerin finansalları çok önemli. Son yıllarda her çeyrek yatırımcılarını olumlu yönde şaşırtan şirketlerin artık beklentileri karşılaması yetmiyor. Yatırım bankalarının strateji raporları, iyimserliğin korunduğunu ancak yükseliş potansiyelinin azalmasıyla marjların daraldığını gösteriyor.

Nvidia’nın piyasa değeri 1 trilyon dolara ulaştığında “Acaba balon mu?” tartışmaları vardı. Şu an 6 trilyon dolara ulaşan değerlemeye baktığımızda “Yolun sonuna geldik” demek kolay değil. Ancak unutulmamalı ki 7 trilyon dolara ulaşmak kadar, 5 trilyon dolara geri gitme riski de var. Zaten düşüşe yönelik kaygılar, opsiyon piyasasında düşüşe karşı korunmanın pahalı hale gelmesiyle kendini gösteriyor.

“Hyperscaler” olarak adlandırılan, yüklü miktarda altyapı yatırımı gerçekleştirecek şirketlerin önümüzdeki dönemde yaklaşık 750 milyar dolara ihtiyacı var. Bu tutarın üçte birini tahvil piyasasından borçlanarak karşılamayı planlıyorlar.

Yüksek kalan petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskılar ve ABD seçimlerine dair kaygılarla birlikte, teknoloji şirketlerinin bilançolarında zayıf sonuçlara tolerans kalmadığını söyleyebiliriz.