Çanlar Obez Kapitalizm İçin Çalıyor

Küresel başarı hikâyelerinin, Amerika Rüyası anlatılarının artık kamuoyunda pek bir alıcısı yok. Medyanın ana akımında görülen kartpostal karelerinin ardındaki küresel metropollerin gerçek hâllerini görmek için, o pek ışıltılı caddelerin birkaç yüz metre ötesine gitmek gerekiyor. Fakirleşen modern metropoller suç ve uyuşturucuya teslim olmuş durumda. Batık bankaları kurtarmak için uygulanan kemer sıkma programlarının ortaya çıkardığı sosyal sorunları, ekonomiden ve sosyolojiden biraz anlayan ve yürüdüğü sokaklara bakan herkes görebilir.
Hikâye Bitti
Kapitalizm artık, ailelerinin sahip olduğu olanaklara ve varlıklara hiçbir zaman sahip olamayacak gençlere yeni bir hikâye sunamıyor. Yaldızları dökülen sistemin yolsuzluk çarkına batmış aktörleri kamu kaynaklarını eşe dosta aktarmaya devam ederken, artık herkes o meşhur “görünmez elin” aslında kimlere hizmet ettiğini tahmin edebiliyor.
Vergiden kaçınan küresel milyarderler denizaşırı İngiliz adalarında zerre kadar vergi ödemezken, iş kamu yatırımlarına geldiğinde asgari ücretle en ağır işlerde çalışan göçmenleri işaret etmekten çekinmiyor. Bu yüzden kıta Avrupası’nın tamamında sığınmacılarla başlayan tartışmalar, kısa sürede göçmenlere yöneltiliyor. Toplumsal refahı sağlayamamış, ekonomik buhran içinde olan ülkelerin siyasetçilerinin en sevdiği kum torbasıdır göçmenler.
Para Yukarıda Toplanıyor
İngiltere’nin önde gelen uluslararası insani yardım kuruluşlarından Oxfam’ın 2024 yılında yayımladığı rapora göre, salgın döneminden bu yana dünyanın en büyük beş zengin iş insanının serveti iki katından fazla artarak 405 milyar ABD dolarından 869 milyar dolar seviyesine yükseldi. Aynı dönemde dünyanın en yoksul yüzde 60’lık kesiminin geliri ise daha da azaldı. Kısacası, yaşam süresi boyunca bitirilemeyecek servetleri katlayanlarla, kâsesindeki pirinç tanesini paylaşmak zorunda kalan insanlardan bahsediyorum.
Yine aynı rapora göre dünyanın en büyük 10 şirketinin toplam değeri 10,2 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu rakam, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinin toplam millî gelirlerinin üzerinde bir seviyeye karşılık geliyor. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesimi ise küresel finansal varlıkların yüzde 43’üne sahip.
Kayıp Nerede?
Oxfam’ın 2025 yılının başında gelir adaletsizliğine ilişkin yayımladığı son rapora göre, dünyanın en zengin kesiminin toplam serveti 2015 yılından bu yana 33,9 trilyon dolardan fazla artış gösterdi. Bunun ne kadarının vergi olarak toplanabildiği bilgisi raporda yer almıyor. Ancak küresel finans sistemini biraz bilen herkes, vergi kaçırmanın suç, vergiden “kaçınmanın” ise suç olmadığını gayet iyi bilir. Bunun için dünyada istediğiniz gibi at koşturabileceğiniz denizaşırı vergi cennetleri emrinize amadedir.
Son 10 yıl içinde elde edilen 33,9 trilyon dolarlık servet artışıyla, Dünya Bankası verilerine göre küresel yoksulluğu bir değil, tam 22 kez bitirmek mümkün. Bu inanılmaz servet artışının çok büyük bir kısmına ev sahipliği yapan G7 ülkeleri, uluslararası insani yardımların yaklaşık dörtte üçünü sağlıyor. Buraya kadar kulağa hoş geliyor. Ancak Oxfam’ın raporuna göre bu ülkeler, 2026 yılında uluslararası insani yardımları iki yıl öncesine kıyasla yüzde 28 azaltma kararı aldı.
Bedeli Kim Ödüyor?
Hadi bunu da geçelim. Durum gelişmiş ekonomilerde de pek parlak görünmüyor. Dünyanın en gelişmiş altıncı ekonomisi konumunda olan İngiltere’de, 2010 yılından bu yana uygulanan kemer sıkma programlarının sosyal etkileri artık gözle görülür seviyede. Ülkenin en büyük gıda bankası ağı olan Trussell’in verilerine göre, 2024–2025 yılları arasında ülkede toplam 2,9 milyon gıda paketi dağıtıldı. Bunların yaklaşık 1 milyonu çocuklara ulaştırıldı. Süper zenginlerin servetlerini katladığı son beş yılda, gıda bankalarına muhtaç kalan insanların sayısı yüzde 51 arttı. Kapitalizmin kalelerinin duvarları çatırdıyor. Dikkat edenler bunu görüyor.
Tüm bu verilerin ardından, dilerseniz o meşhur vergi cennetlerine bakalım. Vergi Adaleti Ağı’nın (Tax Justice Network) verilerine göre, dünyadaki vergi cennetlerinde tutulan toplam varlıkların hacminin 21 ile 32 trilyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Bu varlıklardan kamu yatırımları için tahsil edilemeyen vergi kaybı ise yaklaşık 427 milyar dolar seviyesinde. Kısacası, yol, su, elektrik, eğitim ve altyapı harcamalarında kullanılabilecek bu 427 milyar dolar birilerinin cebine afiyetle indiriliyor.
İngiltere Vergi Adaleti Örgütü’nün (Tax Justice UK) verilerine göre ise dünyanın en büyük üç vergi cenneti, İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı Britanya Virjin Adaları, Cayman Adaları ve Bermuda. Sadece bu üç adada bulunan varlıklardan tahsil edilemeyen verginin toplam hacminin 84 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Tek bir sorum var:
Tüm bu verilerin ışığında, kamu borçlarının azaltılması gerekçesiyle hâlâ halka kemer sıkılması gerektiğini savunanlar bu yalanı daha ne kadar sürdürebilecek?
Haftaya tekrar görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın. Allah’a ısmarladık.