Burak Geçkin

JAPON MODERNLEŞMESİ: MEİJİ ANAYASASI VE JAPONYA’NIN GELİŞİMİNE ETKİLERİ

GİRİŞ

 

Meiji Restarasyonu Avrupa’lı ülkelerin aydınlanma çağı benzeri yenilikçi reform hareketlerini temel almıştır. Bu reformları gerçekleştirmek için batılı ülkelere heyetler göndermiştir. Bu heyetler temelde bu ülkelerin nasıl geliştiği, şu anda hangi güçte olduğu ve bu güce hangi vasıtalarla ulaştığını incelemiştir. Bunun sonucunda da Japonya çeşitli alanlarda kendisine örnek ve modeller seçmiştir.

 

Japonya’nın hukuk ve anayasa alanında yapacağı adımlar ülkenin hem uluslararası alandaki prestiji ile ilgili olmuş hem de iç kamuoyunda gelenekselciliğin yerini modernleşmenin alması ile ilgili önem taşımıştır. Çünkü Japonya’da anayasa ilan edilene dek tam anlamıyla bir kanun veya hukuk düzeninden söz etmek mümkün olmamıştır. Bu bakımdan Japonya modernleşme safhasında hem batılı ülkelere karşı imajını iyileştirmek hem de ülke içerisinde hukuksal düzeni teşkil etmek amacıyla 1889 yılında yeni anayasa oluşturuluncaya dek geçen zorlu aşamalar dizisi ve anayasa sonrası oturtulmaya çalışılan yeni düzen Japonya’nın anayasal gelişmeleri için oldukça büyük önem arz etmiş; başka ülkelere hem olumlu hem de olumsuz örnek olacak çeşitli gelişmeler yaşanmıştır.

 

Modernleşme çabasında olan Japonya’nın iç politikasında yaşadığı süreç diğer ülkeler için olumlu ve olumsuz örnekler barındırmıştır. Özellikle tarihinde ilk kez anayasa ve parlamento çalışması yapan bir ülkenin yaşamış olduğu deneyimler Japonya’yı başta siyasi alanda olmak üzere diğer alanlarda da modernleşmeye çalışan ülkelere örnek oluşturmuştur. 

 

Meiji modernleşme anayasası ve Japon iç politikası

 

Japonya; politik, askeri ve sosyal alanlarda modernleşme çalışmalarını İmparator Meiji döneminde artırmıştır. Devamındaysa hukuk alanında ve ulusal bir anayasa yaratma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Çünkü Japonya ülke olarak kendisini batılı güçlerle eşit seviyeye gelmek, uluslararası toplum nezdinde saygı görmek ve yapmış olduğu modernleşme çalışmalarını taçlandırmak için kendi ulusal anayasasını yapmak mecburiyetinde olmuştur. Japonya’da gerek Tokugawa döneminde gerekse Meiji sonrasında bilinen bir hukuk düzeni olmamıştır. Japonya’nın diğer uluslar arasında yer alabilmesi için anayasa batı ülkelerinin adalet sistemi gibi yargı ve ceza yöntemi geliştirmesi elzem olmuştur. (Güneş ve Allen, 1979: 38) 

 

Japonya’da 1870’lerde artan talepler üzerine ortaya çıkmış olan meclis ihtiyacı 1875 yılında yapılmış olan Osaka Konferansından sonra “Genroin” (Genrōin) adında Meiji tarafından ulusal temsili sağlamaya yönelik bir meclis kurulmuştur. Genroin yarı yasama ve tavsiye niteliğinde karar alabilecek bir yapıya sahip olmuştur ve yeni anayasa yapımı için çalışmalara ve önerilere dâhil olmuştur. (Lu,1987: 36)

 

Genroin ile birlikte Japonya artık meclise sahip olmuş ve bu meclis daha sonra anayasa ve yeni meclis içinde çalışmalara katılmıştır. Fakat Japonya’da meclisin olması demek halkın geniş kesimlerine temsil hakkı vermiş olmak olarak olmamış ve hükümet burada oligarşik tavrını sürdürmüştür. 1 Eylül 1876’da anayasa taslağı hazırlamak, uygun seçimlerin yapılabilmesi ve bir “ulusal anayasa” kurulabilmesi için yabancı anayasaların gözden geçirilmesi emrini veren bir İmparatorluk kararnamesi çıkarılmıştır. Yasama konuları Genroin’in sorumluluğu olduğundan, bu organa anayasanın taslağı verilmiştir. Ayrıca anayasa çalışmalarını yerinde incelemek içinde Iwakura delegasyonu oluşturulmuştur. (Mihaylovna: 28)

 

Medeni kanun, ticaret ve ceza kanunu ile siyasi partilerin oluşması aşamalarından sonra Japonya’da toplumun belirli bir tabanında anayasa talebi de gündeme gelmiştir. 1889 yılında oluşturulmuş olan bu anayasa Japonya’nın İkinci Dünya Savaşındaki işgaline dek kesintisiz sürmüştür. Meiji Anayasası olarak tabir edilen Japon Anayasası bir önsöz ile yetmiş altı tüzükten oluşmuştur. (Belge, 2014: 367) İmparator egemenliğin kutsal kaynağı olarak görülmüştür. Oldukça geniş yetkilere sahip imparatorun fermanları kanun niteliğinde olmuştur. Ayrıca meclis, hükümet ve ordu da imparatora bağlı olmuştur. Tüm bunların yanı sıra savaş ve barış yetkisine sahip olmuş ve imparator tüm politikalara karar vermiştir. (Meyer, 2014: 149) 

 

Anayasa sonrasında Japonya’da idari reform gerçekleştirilmiş ve 1885 yılında Avrupa modeline göre bir bakanlar kurulu ve Başbakanlık makamı oluşturulmuştur. Hükümetin yeniden örgütlenmesine doğrudan katılan Japon lider Ito Hirobumi, Başbakanın Alman Şansölyesi yetkililerine karşılık gelen yetkilere sahip olmasını da istemiştir. En önemli idari faaliyetlerinin tümü Prusya (Almanya) örneklerinden esinlenmiştir(Sovastaev, 1999: 81-86)

 

Japonya güçlü bir hükümet biçimi ve diğer yandan da Batı güçleri tarafından Japonya ile eşit ilişkiler kurmak için belirleyici koşullar belirlemiştir. Ayrıca hükümet kararlarında dış faktörler şüphesiz hüküm sürmüştür ve bu da anayasal çalışmaların batı eksenli olarak gelişmesini sağlamıştır. (Yamagata, 1906: 79)

Japonya’da anayasanın yanında siyasi rejimin tartışmaları sürmüş ve sonuç olarak meşruti monarşi ülkedeki kanaat önderlerince benimsenmiştir. Çünkü imparatorluk makamı Japonya tarihi için kutsal olarak yer alırken bunun yanında modernleşme ihtiyacı Japonya için oldukça önemli olmuştur. Bunun sonucunda da halkında temsil edilebileceği bir organın ve ayrıca bir yürütme erkinin olması gerekliliği de Japonya’nın yeni sistemini anayasa öncesi netleştirmiştir. (Ishii, 1980: 56)

 

Japonya Asya’da ilk defa parlamenter monarşik yapıyı benimseyen ülke olmuştur. Bu anayasaya göre; Japonya Meclisi ise çift meclisli bir yapıya sahip olmuştur. Üst meclis olarak tabir edilen Yaşıtlar (Kizoku-in) Japon aristokrat sınıfını temsil etmektedir. (Meyer, 2014: 149-150) 

 

İlk Japon Anayasası’nın Niteliği

 

İlk Japon anayasası 7 bölüme ayrılan 76 maddeden oluşmuştur. Anayasanın kısa olması, anayasa hukukunun tüm konularını kapsamasına izin vermemiştir. Bu bağlamda daha sonraki zamanlarda diğer konular için ayrıca yeni kanunlar çıkmıştır. Anayasa ile aynı zamanda alt ve üst kanadın hak ve kesin bir şekilde düzenlenmesini sağlayan Parlamento Yasası, alt kanat seçimleri Yasası, Mali Kontrol Kanunu ve imparatorluk üyelerinin durumunu belirleyen meseleler hakkında yeni kanunlar sonradan oluşturulmuş ve Anayasaya dâhil edilmiştir.

 

Japon Anayasasının temel ilkesi, 19. yüzyıl Alman anayasalarının özelliği olan anayasal monarşi ilkesi ile Şinto biçimindeki ilahi hukuk teorisinin bir birleşimi olarak tanımlanmıştır. Bu kavram kısaca Siyasal yönetişim ve ibadetin birliği (Sisei Itti) biçiminde açıklanmıştır. Anayasaya göre, Japon imparatoru Şinto kültürü içerisindeki yüksek rahip statüsüne sahip olmuştur. Böylece Şintoizm bir devlet dini olarak Japonya’da yasallaşmayı başarmıştır. (Mihaylovna: 67-69)

 

Japonya anayasası yasama, yürütme ve yargı organlarının tamamını imparatorda toplamıştır. Bu nedenle Japonya’da kuvvetler ayrılığı ilkesinden söz edilmemiştir. Fakat bir diğer yandan Meiji anayasası imparatorun gücüne bazı kısıtlamalar getirmiştir. İmparator parlamentonun rızası ile yasama yetkisini kullanır (madde 5), yargı mahkemelerin elindedir (madde 57) ve yürütme yetkisi bakanların tavsiyesi ile kullanılmalıdır (madde 55). Öte yandan madde 4 imparatoru üstün güce sahip olan ve bunu anayasanın hükümlerine göre uygulayan devlet başkanı olarak onaylamıştır. (Hirobumi, 2012: 34)

 

Meiji’nin Bismark Almanya’sı anayasasını model alıp başarı ile uygulaması Japonya için modernleşme planının bir parçasının tamamlandığını göstermiştir. Ayrıca, Japon anayasasında Ordu ve Donanma Bakanlarının aktif görev yapan general veya amiraller arasından olması şartının aynı anayasaya eklenmiş olması Japonya’nın dış politikada daha saldırgan davranışlar çizmesinin ve daha sonraki yıllarda ülkenin militer bir yapı haline gelmiş olmasının sebepleri arasında yer almıştır. (Giritli: 8)

 

Japon toplumu 1889 anayasası sonrasında da geleneksel değerlerini korumuştur. Parlamenter bir sistemi benimseyen Japonya’da anayasa öncesi etkili olan geleneksel gruplar yani oligarşi yapısı anayasa sonrasında da etkinliğini korumuştur. Hükümetin kurulumu siyasi partiler veya meclis yoluyla olmamış; üst düzey soylular tarafından oluşmuştur. Sonuç olarak Japon anayasası barış düzenini bozmama şartıyla hak ve özgürlüklerin kullanılacağı belirtilmiş olan sınırlı bir demokrasi örneği olmuş ve oligarşik yapısını büyük oranda korumuştur. (Akkemik: 41)  

 

SONUÇ

 

Meiji iktidarı sonrasında da ABD ve Avrupa ülkelerine bu ülkeleri araştırmak adına yeni heyetler gönderilmiştir. Bu heyetlerin içerisinde yer almış olan Okubo Toshimichi ve Ito Hirobimi Japon siyasetinde ön plana çıkan iki devlet adamı olmuştur. Özellikle Ito Hirobumi Japonya’nın batı kültürünü benimsemezse Hindistan gibi sömürge olunacağının altını çizmiştir. Modernleşme yanlısı görüşüyle Japon liderler içerisinde ön planda yer alan Hirobimi, yurt dışındaki gezilerde özellikle Bismark modelinden oldukça etkilenmiştir. Bismark modelini temel alan Japonya, meşruti monarşiyi kendisine temel almıştır.

Japonya’nın siyasi ve bürokrasi kültürü batılı ülkelerden etkilenmiştir. Anayasası ve oluşturulmuş olan parlamentosu da özellikle Almanya ve Fransa temel alınarak oluşturulmuştur. Ayrıca siyasi değişimler sosyokültürel değişimlerle birlikte bu değişim gerçekleşmiştir. Japonya’da resmi siyasi kurumlar ve yasalar büyük ölçüde dış koşullar nedeniyle oluşturulmuştur. 

 

İmparatorluk makamının varlığı ve halkın makama olan bağlılığı tüm bu değişim hamlelerinin ve gelenekçi muhalefetin önüne geçmiştir. 20. yüzyılın başlarında gelişen siyasal kültürün birçok yönü, ülkenin ileriye dönük siyasi ve ekonomik kalkınmasını sağlamış ve Japonya’ya uluslararası siyaset sahnesinde yer kazandırmıştır.

 

Japonya’nın geleneksel siyasi kültürünün Batı’nın birçok koşulundan aldığı kurumlarla etkileşimi ile birlikte Japonya’nın politik sistemine benzersiz bir karakter kazandırılmıştır. Sık sık düşünüldüğü gibi Japon monarşisi ne mutlakiyetçi bir monarşi ne de anayasal monarşi olmuştur. 

 

KAYNAKÇA

Louis Allen ve Doğan Güneş. (1979). 20. Yüzyıl Dosyası Japonya.İstanbul: Milliyet Yayınları.

Akkemik, K. A. (2018). Meiji Restarasyonu: Ekonomik Reformlar ve Modernizasyon. Toplumsal Tarih, 38-45.

Mihaylovna, S. J. (2000). 19. Yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın başında Japonya’nın İç Siyasi Gelişimi.Vladivostok: Yayınlanmış Doktora Tezi.

Belge, M. (2014). Militarist Modernleşme Almanya, Japonya ve Türkiye.İstanbul: İletişim Yayınları.

Meyer, M. W. (2014). Japonya Tarihi Hanedanlık Döneminden Günümüz Japonyası’na.İstanbul: İnkılap Yayınevi.

Sovasteev, V. V. (1999). Alman Devlet İnşası Deneyiminin Japonya, Rusya ve Asya-Pasifik’in Siyasi Gelişimi Üzerindeki Etkisi Üzerine.Vladivostok: ‘y-y’.

Yamagata, A. (1906). Anayasa Altındaki Ulusal Politika Japonya Hakkında.St. Peterburg: ‘y-y’.

Ishii, R. (1980). A History of Political Institutions in Japan.Tokyo: University of Tokyo Press.

Hirobumi, I. (2012). Commentaries on the Constitution of the Empire of Japan The Japanese Legal System. Tokyo: Hardpress Publishing

Giritli, İ. (1981). Japonya’nın Modernleşmesi ve Türkiye’de Kemalist Modernleşme. Atatürk Araştırma Merkezi, 5-18.