Köşe Yazısı

Kral çıplak ve herkes artık durumun farkında

Kral çıplak ve herkes artık durumun farkında

İngiltere’nin başkenti Londra, geçtiğimiz hafta içler acısı bir resmi ziyarete sahne oldu. İktidarda olan İşçi Partisi’nin Lideri Keir Starmer, eli kanlı İsrail rejiminin Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u 10 numaralı konutunda kırmızı halı sererek karşıladı.

Hem kaldığı otel önünde hem de oturuma katıldığı İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House önünde protestocular seslerini yükseltti. Dahası, gazeteciler de soykırımın baş sorumlularından Herzog’a, Starmer’la el sıkıştığı anlarda “Filistinlilerin yaşama hakkı yok mu?” ve “İnsanları öldürmeyi ne zaman sonlandıracaksınız?” gibi can alıcı sorular sordu.

Herzog'un adı ICJ dosyasında

Herzog’u daha önce 2022 yılında, ilk kez mayıs ayında yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda (WEF) izlemiştim. Herkese duymak istediklerini söylüyor, bol kepçe barış nutukları atıyordu. Kısa zamanda onun da aslında Netanyahu gibi soykırımcı, ırkçı ve faşist bir isim olduğu ortaya çıktı. Bunu neden bu kadar rahat yazabiliyorum? Çünkü öncelikle kendisi hâlâ o koltukta oturuyor. İkincisi ise Herzog’un Uluslararası Adalet Divanı’nın (ICJ) davasına konu olan açıklamaları. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, 7 Ekim’de Güney İsrail’e yapılan Hamas saldırısından Gazze’deki tüm Filistinlilerin “kesinlikle” sorumlu olduğunu öne sürdü: “Oradaki tüm [Filistin] ulusu sorumludur. Sivil halkın farkında olmadığı, karışmadığı yönündeki bu söylem doğru değildir.” Bu ne demek? Toplu cezalandırma ve halkın kadın, çocuk demeden ortadan kaldırılmasının meşru görüldüğü anlamına geliyor. Bu açıklamaları ve görev süresince Gazze’de devam ettirdiği soykırım nedeniyle uluslararası mahkemelerde yargılanacak ve hüküm giyecek bir İngiltere Başbakanı Starmer tarafından el üstünde ağırlandı.

İngiliz Hükümetinden “Soykırımı Tanımıyoruz” Hediyesi

Daha acı olan ne biliyor musunuz? İngiliz hükümeti 9 Eylül’de Herzog’a bir de hediye verdi. İnanılır gibi değil ama İngiltere hükümeti, eski Dışişleri Bakanı David Lammy’nin mektubuna göre İsrail’in soykırım işlemediği sonucuna vardı. İşçi Partisi milletvekili Sarah Champion’dan gelen sorulara yanıt olarak yazdığı mektupta, hükümetin İsrail’in Gazze’de soykırım işlemediği sonucuna nasıl vardığını açıkladı: “Soykırım Sözleşmesi’ne göre, soykırım suçu yalnızca belirli bir ‘ulusal, etnik, ırksal veya dini grubu tamamen veya kısmen yok etme niyeti’ olduğunda meydana gelir. Hükümet, İsrail’in bu niyetle hareket ettiğine dair bir sonuca varmamıştır.” Artık her şey çok açık ve net karşımızda.

Halkın vicdanı

Sanmayın ki İngiltere ve Avrupa’da halk liderleri gibi düşünüyor. Daha önce sıklıkla belirttiğim gibi, inanılmaz bir uyanış söz konusu. Liderler ve vekiller, Filistin’de soykırım yapmaya devam eden İsrail rejiminin arkasını sıvazlarken, halk vicdanının sesini dinleyerek sokaklara çıkıyor ve seslerini yükseltiyor. Geçtiğimiz hafta sonu, demokrasinin beşiği denilen Londra’da oturma eylemi yapan ve Filistin’i destekleyen yaklaşık 900 kişi gözaltına alındı. İngiliz tarihinde bildiğim kadarıyla bir günde yapılan en yüksek gözaltı sayısı. Hükümet ciddi şekilde terazinin ayarını kaçırmış durumda. İnsanları nasıl susturacaklarını şaşırmış durumdalar. George Orwell’in meşhur 1984’ünü yaratmak için var güçleriyle çalışıyorlar ama olmuyor. Konvansiyonel manipülasyon ve tehdit de işe yaramıyor. Vicdanların sesi giderek gürleşiyor.

Jeremy Corbyn EKOTÜRK’e konuştu

Bu seslerden belki de en gür olanı, İşçi Partisi’nin eski Genel Başkanı Jeremy Corbyn. Geçtiğimiz hafta Londra’da Gazze için bir halk mahkemesi düzenledi. Corbyn, Temmuz ayında İngiliz hükümetinin Gazze’de devam eden soykırımdaki rolünü araştırması için bir önerge vermiş, hükümet de jet hızıyla bunu reddetmişti. Corbyn bu kez iki gün süren bir Gazze Mahkemesi kurdu. Filistin’de görev yapmış doktorlar, yardım görevlileri ve BM yetkilileri konuştu. Tüm tanıklıklar kayda alındı ve internet üzerinden tüm dünya ile paylaşıldı. Mahkeme kapsamında ben de Jeremy Corbyn’e EKOTÜRK mikrofonunu uzattım ve İngiltere’nin devam eden soykırımdaki rolünü sordum. Corbyn, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki İngiliz üslerinin İsrail’in Gazze operasyonlarına doğrudan destek verdiğini söyledi. Profesör Nikos Trimikliniotis’in tanıklığını paylaşan Corbyn, Larnaka Havalimanı’nın silah sevkiyatı ve gözetleme operasyonları için kullanıldığını ifade etti: “Eğer bir soykırım veya uluslararası hukukun ihlali söz konusuysa ve buna bilinçli şekilde katkıda bulunuyorsanız, siz de uluslararası hukuku ihlal etmiş olursunuz. Kıbrıs hükümeti bu durumdan haberdar edilmelidir.” Corbyn, İngiltere’de ve dünyada artan dip dalgaya ilişkin olarak ise: “Küresel kamuoyu hiç olmadığı kadar güçlü. İnsanlar dehşet içinde ve ateşkesi, insani yardımı, Filistin halkının barış içinde yaşamasını istiyor.”

“Sumud” Filosu ve Umut

Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy, belki de en ölümsüz eserini geçtiğimiz hafta Londra’daki Kraliyet Adalet Sarayı’nın duvarına yaptı. Elinde tokmağı olan bir yargıç, elinde pankartı olan bir protestocuyu yerde dövüyor. Bir günde neredeyse 900 protestocunun gözaltına alınması daha nasıl anlatılabilir? Tabii bu sanatsal çalışma önce polis gözetiminde metal bariyerlerle kapatıldı, ardından da duvarda silindi. Peki hafızalardan nasıl silecekler onu, merak ediyorum. Bu hafta sonu gözümüz kulağımız, 44 ülkeden katılımın olduğu 300’den fazla teknenin katıldığı, İsrail’in Gazze’deki ambargosunu kırmayı hedefleyen “Sumud” Filosu’nda olacak. “Sumud” Arapça’da “sabırla direnmek, ayakta durmak” demekmiş. Şimdi umutla, sabırla, inançla kardeşlerimiz için, ruhlarımızın selameti ve özgürlüğü için ayakta durma ve direnme zamanı. Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

Diğer Köşe Yazıları