MSCI mega’fon’u yine eline aldı

Bir ülkenin sermaye piyasasına yatırım yapmanın anahtarı güvendir. Kurumsal yatırımcılar, yatırım yaptıkları piyasada sürprizlerle karşılaşmak istemez. Yatırım kararlarını verirken de bazı göstergeleri dikkate alırlar. Kredi derecelendirme kuruluşlarının notları ve uluslararası endekslerdeki konum, yatırım kararlarında önemli rol oynar. MSCI da bu göstergelerden biri.

Bizim açımızdan MSCI cephesinde işler pek de yolunda gitmiyor. Şubatta Kiler Holding hissesi üzerinden ilk sinyali veren MSCI, haziranda gelişmekte olan piyasa statümüzü sorgulamaya başladı. Sonrası malum… Patlayan fon krizi, görmezden gelinen gerçekleri yüzümüze vurdu. Şeffaflık sorunu yeniden gündeme oturdu.

Biz MSCI’ın kasım ayında yeni bir istişare süreci başlatıp başlatmayacağını merak ederken, kurum 15 Ekim’de bir kez daha mega’fonu eline aldı. Mesajı da netti: Endeks değişikliklerini şimdilik donduruyorum!

Asıl sınav haziran ayında

Bu karar farklı yorumlandı. Kimilerine göre sert bir uyarı, kimilerine göre ise Türkiye’ye tanınmış ek bir süre.

SPK’nın attığı adımlar ve yapılan düzenlemeler elbette önemli. Ancak mesele yalnızca yeni kurallar koymak değil, bu kuralların piyasada ne ölçüde karşılık bulduğunu göstermek.

MSCI’ın mesajını da bu çerçevede okumak gerekiyor. Düzenlemelerin hayata geçirilmesi kadar, şeffaflığı artırması ve piyasanın yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretmesi de önemli.

Kısacası, açıklanan adımların sonuçlarını görmek için önümüzde bir süre var. Asıl soru şu: Haziran 2027’ye kadar bu süreci ne kadar ileri taşıyabileceğiz?

Güvenin yeniden inşası

Mevcut tabloya baktığımızda, fon tarafında hasarın giderilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Tasfiye süreci tamamlandığında yaşananların boyutunu daha net göreceğiz.

Ancak sermaye piyasalarında güvenin yeniden tesis edilmesi, tasfiye sürecinin bitmesiyle kendiliğinden gerçekleşmeyecek. Borsada normalleşme için şeffaflığın güçlenmesi, kuralların etkin uygulanması ve yatırımcının kendini güvende hissetmesi şart.

Yaşananlardan ders çıkarıp daha şeffaf, daha öngörülebilir ve daha güvenilir bir sermaye piyasası oluşturmak hepimizin ortak beklentisi.

Çünkü mesele yalnızca MSCI’ın endekslerinde nerede durduğumuz değil, uluslararası yatırımcıya nasıl bir piyasa sunduğumuz.

Umarım haziran ayı geldiğinde “Endonezya tarifesi” ile karşı karşıya kalmayız. MSCI, megafonu bir kez daha eline aldığında bu kez Türkiye’ye “Şimdi oldu!” diye seslenir.