Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington uzun yıllardır 51. eyalet olmak istiyor.
Washington DC’nin araç plakalarında bile ‘Taxation without representation’ yazar yani Temsil hakkı olmadan vergi alınması anlamına geliyor.
Başkentliler durumlarını anlatırken sıkça kullanılır; çünkü DC sakinleri federal vergiler öder ama Kongre’de oy kullanma hakkına sahip değillerdir.
Özellikle Demokrat başkanlar döneminde eyalet olma hayalini yeniden gündeme taşıyor. Ancak başkan değiştikçe bu talep ya destek buluyor ya da tamamen rafa kalkıyor. Şimdi ise bambaşka bir senaryo konuşuluyor: Donald Trump, Washington DC’yi daha fazla özerklikle değil, tam tersine daha fazla federal denetimle yönetmek istiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington DC’ye yalnızca Amerika’nın başkenti olarak değil, aynı zamanda ABD bürokrasisinin yozlaşmış yüzü olarak baktığı sır değil. İlk başkanlık döneminden bu yana şehri, onun yönetimini ve değerlerini sürekli olarak eleştirdi. Şimdi ise ikinci dönem hedefiyle yeniden sahnedeyken, başkent için kafasında çok daha radikal bir plan olduğu görülüyor: Washington’u tamamen federal hükümetin kontrolüne almak.
Aslında bu fikir tamamen yeni değil. Washington DC, eyalet olmaması nedeniyle zaten sıradışı bir yapıya sahip. Kongre, şehir yönetiminin çıkardığı yasaları iptal edebiliyor; yerel halkın Kongre’de oy hakkı yok. Ancak Trump bu durumu bir adım öteye taşıyıp, şehir yönetimini tamamen ortadan kaldırmak istiyor gibi görünüyor.
İlk başkanlık döneminde, 2020 yazındaki Black Lives Matter protestoları sırasında Trump, şehrin belediye başkanının izni olmadan federal güvenlik güçlerini Washington sokaklarına göndermişti. Suç oranları, evsizlik ve eğitim gibi konularda DC yönetimini “başarısız” olarak tanımlamış ve şehrin “kontrolden çıktığını” iddia etmişti. Yakın zamanda yaptığı bir konuşmada, “Washington’u bir CEO gibi yönetmeli” diyerek yerel yönetimi alenen hedef aldı.
Trump bu konuyu sık sık gündeme getiriyor ve Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, başkentteki çeteler ve reşit olmayan suçluların, vatandaşlara rastgele saldırılar gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, "Washington DC'deki suç oranı tamamen kontrolden çıkmış durumda." ifadesini kullandı.
Trump, başkentte genç bir kişinin "çeteler" tarafından hunharca saldırıya uğradığını hatırlatarak, Washington DC'nin yeniden güvenli, temiz ve yaşanabilir bir şehir olması gerektiğini vurguladı. Suçla mücadelede daha sert adımlar atılması gerektiğini belirten Trump, "DC'deki yasalar değişmeli, bu reşit olmayanlar 14 yaşından itibaren yetişkin gibi yargılanmalı ve uzun süreli hapis cezaları almalı" ifadelerini kullandı.
Başkan Trump, başkentte artan suç oranlarına dikkat çekerek, Washington DC’nin artık sıkı bir şekilde denetlenmesi gerektiğini savundu. Suçluların cezasız kalmaması için daha güçlü bir yönetim gerektiğini dile getiren Trump, yerel yönetim bu duruma müdahale edemezse, anayasal yetkilerini kullanarak başkenti doğrudan federal denetime alabileceği mesajını verdi.
Peki Trump’ın federalleştirme planı ne anlama geliyor?
En basit haliyle, yerel kararların ortadan kaldırılması ve başkente dair her şeyin Beyaz Saray’dan yönetilmesi demek. Trump’a yakın bazı isimler, Washington DC’ye özel bir “federal yetkili” atanmasını, hatta “home rule” (özyönetim) yetkisinin tamamen iptal edilmesini öneriyor.
Eleştirenler ise bu planın açıkça antidemokratik olduğunu ve Trump’ın politik muhaliflerini susturma çabasının bir parçası olduğunu söylüyor. Zira DC geöen seçimlerde %90 oranında Trump’a karşı oy kullanmıştı. Öte yandan Trump destekçileri, başkentin yerel değil ulusal önceliklere göre yönetilmesi gerektiğini savunuyor.
Bakalım Trump, başkent Washington’ı ele geçirecek mi?
Cumhurbaşkanı Aliyev’den 19 yıl sonra Beyaz Saray’a ziyaret!
Washington’da yarın tarihi bir ziyaret gerçekleşiyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, tam 19 yıl aradan sonra yeniden Beyaz Saray’a geliyor. Aliyev, en son 28 Nisan 2006’da dönemin ABD Başkanı George W. Bush ile Oval Ofis’te görüşmüştü.

Obama’dan Trump’a gerçekleştirdikleri görüşmeler genelde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu zamanında New York’ta gerçekleşmişti. Aradan geçen yılların ardından bu kez gündem çok daha farklı ve kritik.
Üstelik bu defa yalnız değil. Aliyev’in yanı sıra Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan olacak. Ev sahibi ise yeniden göreve dönen ABD Başkanı Donald Trump. Üçlü zirve, Güney Kafkasya’da onlarca yıldır süren Azerbaycan-Ermenistan gerilimini sona erdirecek bir barış anlaşmasının zeminini hazırlayabilir.
2006’daki Bush-Aliyev görüşmesinde terörle mücadele, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar gibi başlıklar öne çıkmıştı. O dönem Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, jeopolitik bir başarı olarak lanse ediliyordu. Bugün ise artık petrol değil barış konuşuluyor. Üstelik bu kez masa ikili değil, üçlü.
Trump’ın bu görüşmeye bizzat ev sahipliği yapması, ABD’nin Güney Kafkasya’da yeniden liderlik rolünü üstlenme arzusunun bir göstergesi. Aynı zamanda seçim yılına girerken dış politikada güçlü bir başarı hikayesi yazma çabası da dikkat çekiyor.
Türkiye’nin de yakından takip ettiği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da büyük emek verdiği bu barış girişimi oldukça önemli…
Apple’dan 600 Milyar Dolarlık Büyüklükte “Amerika’ya Dönüş” Hamlesi
ABD Başkan Donald Trump bir haftadır ‘çok önemli açıklama yapacağım’ diye konuşuyordu.
Herke Rusya mu Hindistan mı yoksa ek gümrük vergileri mi derken Trump ile Apple CEO’su Tim Cook, “Amerikan Üretim Programı” başlığı altında yeni bir yatırım taahhüdü açıkladı.

Buna göre Apple, ABD’de üretimi artırmak için mevcut 500 milyar dolarlık yatırım taahhüdüne 100 milyar dolar daha ekleyerek toplam yatırımı 600 milyar dolara çıkaracaklarını duyurdu.
Açıklamaya göre bu yatırım, iPhone ve Apple Watch’ta kullanılacak tüm kapak camlarının Kentucky’deki Corning tesislerinde üretilmesini ve tedarik zincirinin daha fazla bileşeninin ABD’de üretimini kapsıyor. Ortak olarak çalışılacak şirketler arasında Corning, Applied Materials, Texas Instruments ve Broadcom gibi firmalar yer alıyor.
Trump, yatırım taahhüdünün aynı zamanda ABD’de üretim yapan şirketler için kritik bir avantaj sağlayacağını ve bu sayede Apple’ın ek vergilendirme baskılarından muaf tutulabileceğini vurguladı.
Ayrıca Trump, semikonduktör ithalatına yüzde 100 oranında gümrük vergisi uygulanacağını açıkladı; ancak yatırım yapan firmaların bu yükten muaf olacağını da belirtti.
