Tünelin Ucundaki Işık Yaklaşan Tren Olmasın
Ellerinde barış meşalelerini tutanların, küresel köyü ateşe vermek isteyenler olabileceğini ya da size anlatılan meşhur tünelin ucundaki ışığın aslında hızla yaklaşan bir tren olabileceğini hiç düşündünüz mü? Düşünseniz iyi edersiniz, çünkü yaşadığımız dünya “tersine dünya”, İngilizcesi ile “inverted”.
İçinde yaşadığımız dünyada akıl sağlığınız için haberlerle ne kadar maruz kaldığınızı sınırlamanız gerekiyor. Fakat daha da önemlisi, olanlara doğru bir tarihsel çerçeveden de bakabilmek gerekiyor. Mevcut iklimde savaştan beslenen, ekonomilerini dünyanın en kanlı çatışmalarına silah satarak kalkındıran ülkeler şimdi yine bölgemize barış getirmekten bahsediyor. Afganistan’a, Irak’a, Suriye’ye, Libya’ya, Sudan’a, Yemen’e ve tüm Ortadoğu’ya nasıl barış getirdiklerini görmesek inanacağız. Aklımı kiraya vermiş olsam inanacağım. Çünkü şov başarılı, oyunculuk etkileyici. Ama biz bu filmi daha önce görmüştük.
Köyü Yakanı “Elimdeki Barış Meşalesi” Diyor
Öylesine tersine bir dünyada yaşıyoruz ki, dünyanın canlı olarak izlediği Filistin soykırımının bizzat desteklediği çok net görülen ABD Başkanı Donald Trump’tan barış bekliyoruz. Hatta kendisini Nobel Barış Ödülü’ne aday olarak gösterenler de var.
Öylesine çekinmeden oynuyor ki oyununu. Trump önce yapay zeka tarafından hazırlanmış, 60 binden fazla masum insanın katili olan Netanyahu ile birlikte sahilde mayoları ile şezlonga uzanmış görsellerini paylaşıyor.
Yetmiyor, Netanyahu ile defalarca görüşüp Gazze’den bir Akdeniz kumarhanesi ve gayrimenkul cenneti çıkarmak için planlarını uygulamaya sokuyor. Bugün binlerce Filistinli masum çocuk ve anne siz bu satırları okurken açlık çekiyor, hayatta kalma mücadelesi veriyor. İsrail rejiminin bombaladığı evlerin molozlarının altındaki ölü bedenler henüz çıkarılıp defnedilmeden, yerdeki kan kurumadan, yeni ve bu kez Filistin’i tamamen ortadan kaldıracak yeni bir operasyonun işaret fişeği atılıyor.
Trump İçin Soykırımın Faili “Savaş Kahramanı”
Tam bu cinnet durumunun içerisinde barış havarisi Trump bu kez de katıldığı bir radyo programında “Netanyahu iyi biri, orada savaşıyor ve mücadele ediyor, onu hapse atmak istiyorlar ama o bir savaş kahramanı çünkü birlikte çalıştık. Sanırım ben de bir savaş kahramanıyım. Kimsenin umurunda değil belki ama ben de bir savaş kahramanıyım çünkü o uçakları gönderdim” diyor.
Hiç uluslararası siyaset, hukuk veya ekonomi bilmenize gerek yok! Biraz vicdanınız varsa, bu sözlerin yüreğinizde yarattığı ağırlığı hissedersiniz. Failler takım elbiseli ve resmi konutlarından kameralar önünde sizlere barışı getirmeyi vaat ediyor. Buna inanmak mümkün mü?
Dünyayı Savaşa Hazırlıyorlar
Bakın aynı hafta içerisinde ABD Başkanı Donald Trump bu kez Rusya Devlet Başkanı Putin ile Alaska’da “barışı elde etmek” yazılı bir platform önünde poz veriyor. Üç saat süren toplantıdan küresel hipnoz dışında bir şey çıkmıyor.
Sonra anlaşılıyor ki, ABD, Ukrayna ihalesini aslında Avrupa’ya bırakmanın, AB güçlerini Ukrayna’ya sokmanın derdinde. Putin’e istediği topraklar, görülen o ki Donbas dahil bırakılacak. Zaten Kırım’ı aldığında kınamaktan ve birkaç yaptırım uygulamaktan fazlasını yapamayan Avrupa’nın şimdi Ukrayna’ya güvenlik gücü olarak gitmesi bekleniyor.
Buradan barış çıkmasını bekleyenler umarım haklı çıkar ve ben haksız çıkarım. Ama burada planlanan, Rusya ile Avrupa’yı planlanan bir savaş için cepheye çekmek. Olabilecekleri düşünmek bile korkutucu.
Bu sabah tam bunları yazmaya hazırlanırken Haşmet Babaoğlu’nun 22 Ağustos 2025’te benzer bir bakış açısıyla şunları yazdığını gördüm:
Trump barış yapıyor diye anlatılıyor, barış aşağı, barış yukarı… Aldırmayın, şova kanmayın! Trump barış yapmıyor, DÜNYAYI SAVAŞA HAZIRLIYOR. Bu gerçeği kafanıza çakın. Daha net bir şekilde yazılamazdı sanırım.
Tarih ve Tekerrür
Babaoğlu tarihsel de bir hatırlatmada bulunuyor:
“Yazdıklarımı anlamakta zorlandıysanız, kendinizi zihnen 30 Eylül 1938’e ışınlayın… Münih Anlaşması’na. Chamberlain ile Hitler’in o mesut el sıkışma görüntülerini bulun Google’dan ve tekrar tekrar bakın. Bir yıl sonra 3 Eylül 1939’da İngiltere, Almanya’ya savaş açmıştı.”

Gelin biraz daha yakından bakalım o anlaşmaya.
1938’de Almanya, Çekoslovakya’nın Südetler Bölgesi’ni talep edince, İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain, Fransa Başbakanı Édouard Daladier, İtalya lideri Benito Mussolini ve Almanya Şansölyesi Adolf Hitler bir araya gelerek Münih Anlaşmasını imzaladı.
Chamberlain bu anlaşmayı “barışı koruyan bir başarı” olarak duyurdu, ancak aslında Hitler’in genişleme hedeflerini durduramadı.
Bu anlattıklarım size bugünü hatırlatıyor mu? Ne kadar da benziyor gelişmeler, değil mi?
Dahası var, Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası, 23 Ağustos 1939’da Molotov-Ribbentrop Paktı’nı imzaladı. Resmî olarak birbirlerine saldırmayacaklarını taahhüt eden anlaşmanın gizli protokolü, Polonya, Baltık ülkeleri ve Finlandiya’nın bazı bölgelerinin iki ülke arasında paylaşılmasını öngörüyordu.
Pakt, Avrupa’da savaşın fitilini ateşledi; Almanya 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırdı ve II. Dünya Savaşı başladı. Sanki birileri yaklaşık 80–90 sene sonra aynı senaryoyu barış havarisi gibi önümüze getiriyor gibi değil mi?
Keşke ben yanılsam, keşke işler bu yöne gitmese ama… 60 bini sivili öldürmüş Netanyahu’ya “savaş kahramanı” diyen ABD Başkanı Trump’ın hiçbir yere barış ve huzur getiremeyeceğini görmemek için kör olmak lazım.
Zengezur Koridoru
Çok ama çok önemli bir konuyu yine yeterince tartışamadık. Yine çılgın bir gündem içerisinde elimizden kayıp gitti.
Azerbaycan ve Ermenistan, 8 Ağustos’ta Washington’da Trump ile birlikte üçlü bir barış anlaşması imzaladı. Bunun bölgeye ne kadar barış ve huzur getireceğini göreceğiz.
Anlaşma kapsamında Kafkasları ve Türk coğrafyasını Küçük Asya’ya, yani Türkiye’ye bağlayacak olan 44 kilometrelik Zengezur Koridoru’nu genişletme ve işletme hakkı 99 yıllığına ABD’ye verildi.
Bakın, “genişletme” ve “işletme” hakkı. Çok önemli bir gelişme. Üstelik bu koridoru şimdiden “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” (TRIPP) olarak ananlar bile var.
Aman dikkat diyeyim… Trump ve barış kelimesi yan yana gelmesi pek hayırlara emare değil gibi görünüyor.
Hepinize güzel bir hafta sonu dilerim. Haftaya görüşmek üzere.
