Woodford Fon Krizi (2019): İngiltere’de bir dönem 10 milyar sterlini aşan fon nasıl çöktü?
Önce bir fon değil, bir yıldız doğdu
Hikâyemiz 2014’te başlamıyor. Çok daha eskilere, 1988 yılına gidiyor.
Neil Woodford, İngiliz fon yönetim sektöründe uzun yıllar boyunca yatırımcıların güvenini kazanan, kendi yatırım kararlarında ısrarcı olmasıyla tanınan bir isimdi.
1988’de Invesco Perpetual bünyesinde çalışmaya başlayan Woodford, yaklaşık 25 yılını bu kurumda geçirdi.
Hatta 2013 yılında İngiliz Parlamentosu’nda ifade verdiğinde yönettiği varlıkların yaklaşık 32 milyar sterlin olduğunu kendisi söyledi.
Düşünün, 32 milyar sterlinlik varlığı yönetiyorsunuz. Bu sizi yalnızca bir fon yöneticisi değil, İngiltere’de yatırımcıların takip ettiği bir finans figürü hâline getiriyor.
Ben artık kendi işimi kuruyorum!
Yıllarca başka bir yatırım şirketinde çalıştıktan sonra Woodford, Mayıs 2014’te Woodford Equity Income Fund’ı kurdu. Fon, 2 Haziran’da yatırımcı işlemlerine açıldı.
Normalde yeni bir fonun ilk yıllarında yatırımcı bulması kolay değildir. Fon yöneticisinin kendisini kanıtlaması, performans göstermesi ve güven kazanması gerekir.
Ancak Woodford için durum farklıydı.
Çünkü Woodford yeni bir isim değildi; yalnızca yeni bir fon kurmuştu.
Eski kurumundan ayrılacağını açıklamasının ardından çok sayıda yatırımcı parasını onun yeni fonuna taşımak istedi.
Sonuç?
Haziran 2014 sonunda fonun büyüklüğü yaklaşık 1,7 milyar sterlin oldu.
Henüz ilk ayında!
Yani fonun ilk büyük başarısı hisse senedi seçimlerinden gelmiyordu. Woodford’un yıllar içinde oluşturduğu kişisel itibarı, yeni fonun en büyük sermayesiydi.
Woodford’un işini kolaylaştıran başka bir etken daha vardı. İngiltere’nin önemli yatırım platformlarından Hargreaves Lansdown, yeni Woodford fonunu Haziran 2014’te yatırımcılara sunduğu seçilmiş fonlar listesine aldı. Bu liste, yatırımcıların binlerce fon arasından tercih yaparken baktıkları önemli referanslardan biriydi.
Böyle bir ortamda fonun hızla büyümesi şaşırtıcı olmadı.
Üç yıl içinde 10 milyar sterlin!
Woodford Equity Income Fund, Haziran 2014’ten Mayıs 2017’ye kadar büyümeye devam etti.
Mayıs 2017’de fonun büyüklüğü 10,1 milyar sterlini aştı. Yaklaşık üç yılda altı katlık bir büyüme!
Ancak altını çizelim: Fon büyüklüğünün altı katına çıkması, yatırımcıların parasının altı katına çıktığı anlamına gelmiyor. Büyümenin önemli bileşenlerinden biri fona gelen yeni paraydı.
Peki bu 10 milyar sterlin nereye yatırıldı?
Woodford ilk yıllarında tanınmış, büyük şirketlere ağırlık veriyordu.
FCA’nın 31 Mayıs 2017 verilerine göre:

Yani sağlık, tüketim ve finans sektörlerindeki büyük şirketlerin hisseleri portföyün önemli bir bölümünü oluşturuyordu.
Hikâyenin kaderini değiştirecek karar ise 2017’de geldi.
Woodford artık daha küçük şirketlerin peşine düştü!
İngiltere, bir yıl önce Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde oy kullanmıştı. Brexit’in ülke ekonomisini nasıl etkileyeceği tartışılıyordu. Yatırımcıların önemli bir bölümü İngiliz şirketlerine temkinli yaklaşıyordu.
Woodford ise aynı fikirde değildi. Ona göre piyasa, Brexit’in yaratacağı ekonomik sorunları abartıyordu. İngiliz şirketlerinin hisseleri gereğinden fazla ucuzlamıştı.
Woodford, 2017’de yatırım stratejisini değiştirerek daha küçük, İngiltere odaklı şirketlere yönelmeye başladı. Bu şirketlerde çok büyük büyüme potansiyeli görüyordu.
Ancak burada fon yönetiminin en kritik sorularından biri ortaya çıktı:
Bir şirketin geleceğine inanmanız, o şirketin hissesini istediğiniz zaman satabileceğiniz anlamına gelir mi?
Cevap hayır.
Küçük ve az işlem gören şirketlerin hisselerini yüksek miktarlarda satmak, büyük şirket hisselerini satmaktan çok daha zordu.
Woodford’un yeni stratejisiyle likidite riski büyümeye başladı. Yatırımcılar, paralarını istedikleri zaman çekebilecekleri düşüncesiyle Woodford’un fonunu seçmişti. Woodford ise giderek daha zor nakde çevrilebilen yatırımlara yöneliyordu.
Başka bir deyişle, yatırımcılara çıkış kapısı açık tutuluyordu ama içerideki varlıkların bir kısmını hızla nakde çevirmek giderek zorlaşıyordu. O kapıya bir gün herkes yönelirse ne olacağı yeterince hesaba katılmıyordu.
Fon kâğıt üzerinde milyarlarca sterlin değerinde olabilirdi. Peki o hisseler gerçekten aynı değer üzerinden satılabilir miydi?
Bu soru henüz yeterince yüksek sesle sorulmuyordu.
Bu olayda en ilginç noktalardan biri, tehlikenin bir anda ortaya çıkmamış olmasıydı.
Fonun yetkili kurumsal yöneticisi Link Fund Solutions, Kasım 2017’nin sonlarında Woodford’un şirketine likidite durumunun bozulduğunu bildirdi.
Fonun likidite yapısının yeniden dengelenmesi gerekiyordu.
Şubat 2018’de bir uyarı daha geldi.
Likidite koşulları hâlâ sorunluydu ve önlem alınması gerekiyordu.
Temmuz 2017’den itibaren fonların likidite riskinden birincil düzeyde sorumlu kişi Woodford’un kendisiydi. Ancak bu uyarıları dikkate almadı.
İlk darbe: Getiriler hayal kırıklığı yaratmaya başladı
Fonun getirisi, Haziran 2017–Haziran 2019 döneminde FTSE All-Share endeksinin oldukça gerisinde kaldı. Woodford’un portföyündeki küçük, az işlem gören ve borsaya kote olmayan şirketlerin ağırlığı da yatırım platformlarının dikkatini çekmeye başlamıştı.
Sonunda büyük yatırımcılar sabrını kaybetti!
Fonun büyüklüğü erimeye başlamıştı.

31 Mayıs 2019’da büyük yatırımcılardan Kent County Council, fondaki yaklaşık 237 milyon sterlin değerindeki payının tamamını geri çekme talimatı verdi.
Kent County Council, o tarihte fonun en büyük tekil yatırımcısıydı.
Bu çıkış talebi, fonun 3 Haziran’da işlemlere kapatılmasına giden sürecin son büyük tetikleyicisi oldu. Ancak fonun elindeki varlıkların önemli bir kısmını hızla nakde çevirmek mümkün değildi.
Woodford için yıllardır büyüttüğü yatırım imparatorluğunun en zor günü gelmişti.
3 Haziran 2019 Pazartesi günü, fonun yetkili kurumsal yöneticisi Link Fund Solutions, saklama kuruluşu Northern Trust ile birlikte fonun alım satım işlemlerini askıya alma kararı aldı.
Bu karar ne anlama geliyordu?
Yatırımcı artık parasını istediği zaman çekemeyecekti.
Haziran ayında alınan durdurma kararı başlangıçta kalıcı bir kapanış olarak planlanmamıştı.
Amaç, portföydeki likit olmayan varlıkları azaltmak ve fonu yeniden açabilecek bir yapıya kavuşturmaktı.
Woodford’a zaman tanındı. Daha zor satılan yatırımların elden çıkarılması için çalışmalar yapıldı.
Ancak beklenen ilerleme sağlanamadı.
15 Ekim 2019’da Link Fund Solutions kararını açıkladı:
Fon yeniden açılmayacak, tasfiye edilecekti.
Woodford Investment Management’ın fon yöneticiliği görevi de aynı gün sona erdi.
Bu hikâyenin en önemli tarafı yalnızca Woodford’un kariyerinin çökmesi değildi. Fonun kapandığı gün içeride kalan yatırımcılarla, aylar önce parasını çekmiş olanlar aynı durumda değildi.
Çünkü erken çıkan yatırımcılara ödeme yapabilmek için daha kolay satılan hisseler kullanılmıştı. Sonradan fonda kalanların payına ise görece daha zor satılabilen varlıklar düşmüştü.
FCA’nın daha sonraki soruşturmasının en önemli bulgularından biri de buydu.
Düzenleyici kurum, özellikle Kasım 2018’den itibaren fondan çıkan yatırımcıların, likit varlıkların satışından orantısız biçimde yararlandığını ve fonda kalanların dezavantajlı duruma düştüğünü belirledi.
Fonda kalan yatırımcıların aklında tek bir soru vardı: “Paramızı ne zaman geri alacağız?”
18 Ocak 2020’de resmî tasfiye süreci başladı.
Artık amaç yatırımcılara yeni kazanç sağlamak değildi. Amaç, fonun elindeki hisseleri satmak ve elde edilen nakdi yatırımcılara dağıtmaktı.
Peki 3 milyar sterlinden büyük bir fon nasıl tasfiye edilecekti?
Kolay satılabilen varlıkların elden çıkarılması için dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden BlackRock görevlendirildi. Daha zor satılan yatırımlar içinse PJT Partners devredeydi.
Ancak önemli bir sorun vardı.
Fonun kolay satılabilen varlıkları daha hızlı nakde çevrilirken, geriye kalanların satış fiyatı ve satış zamanı belirsizliğini koruyordu.
Yatırımcılar paralarının bir bölümünü geri alsalar da kalan paylarının ne zaman ve hangi bedelle nakde dönüşeceğini bilmiyordu.
Tasfiye devam ederken İngiltere Finansal Davranış Otoritesi (FCA) başka bir sorunun peşindeydi.
Yatırımcıların uğradığı bütün zararlar gerçekten kötü hisse seçimlerinden mi kaynaklanmıştı?
Yoksa yatırımcıların bir kısmı, fonun yanlış yönetilmesi nedeniyle diğerlerinden daha fazla mı kaybetmişti?
Aradaki fark çok önemliydi.
Bir yatırımcı, aldığı fonun kötü performans göstermesi yüzünden para kaybedebilir. Bu, yatırım riskinin parçasıdır. Ama fon yöneticileri yatırımcıların çıkış taleplerini karşılamak için varlıkları yanlış biçimde satıyor, geride kalan yatırımcıları dezavantajlı duruma düşürüyorsa ortada farklı bir sorun vardır.
FCA’nın incelemesi, bu likidite yönetiminin fonda kalan yatırımcılara orantısız zarar verdiğini ortaya koydu.
Bu nedenle ortaya çıkan zararın tamamını olağan yatırım riski olarak değerlendirmek mümkün değildi.
Nisan 2023: Yatırımcılar için tazminat önerisi
19 Nisan 2023’te FCA önemli bir açıklama yaptı.
Fonun yetkili kurumsal yöneticisi Link Fund Solutions hakkında yürütülen soruşturma sonucunda yatırımcılar için 235 milyon sterline kadar tazminat sağlayabilecek bir uzlaşma önerildi.
Peki Link Fund Solutions bu parayı nereden bulacaktı?
FCA’nın açıklamasına göre kaynaklar arasında Link’in nakit ve sermaye varlıkları, sigorta gelirleri ve fon hizmetleri faaliyetlerinin satışından elde edilmesi planlanan tutarlar vardı. Ana şirket Link Group da finansal katkı sağlayacaktı.
Üstelik FCA, likidite yönetimindeki ihlallerin yatırımcılara verdiği zararı yaklaşık 298 milyon sterlin olarak hesaplıyordu. Yani önerilen tazminat tutarı, düzenleyici kurumun hesapladığı zararın tamamını karşılamıyordu.
Ancak FCA’ya göre bu teklif, mevcut koşullarda yatırımcıların paralarına daha hızlı ulaşmasını sağlayabilecek en uygulanabilir çözümdü.
Burada önemli bir tartışma başladı.
Yatırımcılar teklifi kabul edecek miydi?
Önerilen uzlaşma planının uygulanabilmesi için yatırımcıların ve mahkemenin onayı gerekiyordu.
Aralık 2023’te yapılan oylamada plana katılan yatırımcıların büyük çoğunluğu uzlaşmayı kabul etti.
9 Şubat 2024’te İngiltere Yüksek Mahkemesi planı onayladı.
5 Mart 2024’te tazminat planı resmen yürürlüğe girdi.
Yıllardır bekleyen yatırımcılara tazminat ödemeleri başladı.
Ancak bu anlaşmanın bir bedeli vardı.
Uzlaşma, Link Fund Solutions’ın Woodford fonundan kaynaklanan belirli yükümlülüklerini sona erdiriyordu. Yatırımcıların Link’e karşı bazı alternatif tazminat başvuru yolları kapanırken diğer üçüncü kişilere karşı olası talepleri aynı biçimde ortadan kalkmıyordu.
Uzlaşma tartışması, daha hızlı ödeme ile uzun sürebilecek hukuki mücadele arasında şekillendi. Oylamaya katılan yatırımcıların çoğunluğu uzlaşmayı destekledi.
FCA, 2023’te yatırımcıların toplamda yatırımlarının yaklaşık %77’sini geri alabileceğini öngörmüştü.
Ancak bu, tazminat planının yatırımcıların bütün zararlarının %77’sini karşıladığı anlamına gelmiyor.
FCA’nın hesabındaki %77, fondaki varlıkların satışıyla geri dönen para ile plan kapsamındaki azami tazminatın birlikte değerlendirilmesine dayanıyordu. Üstelik yatırımcıların fonu farklı tarihlerde ve farklı fiyatlardan satın almış olması nedeniyle kişisel zarar oranları birbirinden farklıydı.
Tazminat, fonun kötü yatırım performansını değil, FCA’nın tespit ettiği likidite yönetimi ihlallerinden doğan zararı karşılamak için tasarlanmıştı.
Bu yüzden milyonlarca sterlinlik anlaşmaya rağmen yatırımcıların bütün kayıpları giderilmedi. FCA, 2025 tarihli açıklamasında likidite yönetiminden kaynaklanan zararı yaklaşık 298 milyon sterlin olarak değerlendirmeye devam ettiğini ve ek bir tazminat planı önermediğini belirtti.
Woodford’un fonunu yöneten tek kurum, yatırım kararlarını veren Woodford Investment Management değildi.
Bir de fonun kurallara uygun yönetilmesini, likiditesinin gözetilmesini ve yatırımcılarına adil davranılmasını sağlamakla sorumlu Link Fund Solutions vardı.
Düzenleyici kurum iki önemli ihlal belirledi:
- Fonun likidite riskinin yeterli özenle yönetilmemesi.
- Woodford Investment Management’ın yeterince denetlenmemesi ve likidite uyarılarının uygun şekilde ele alınmaması.
Peki Link’e ne kadar ceza kesildi?
İşte hikâyenin en dikkat çekici ayrıntılarından biri burada.
FCA, Link’e normal şartlarda 50 milyon sterlin ceza uygulayabileceğini, uzlaşma indirimiyle bunun 35 milyon sterline düşeceğini açıkladı.
Ancak cezayı uygulamadı.
Çünkü FCA, bu paranın ceza olarak alınmasının yatırımcılara ödenebilecek tazminatı azaltacağına karar verdi.
Aradan altı yıl geçmişti.
Woodford’un fonu çoktan kapanmış, milyarlarca sterlinlik varlıklar satılmış ve tazminat süreci başlamıştı.
Ancak İngiltere’nin eski yıldız fon yöneticisinin düzenleyici kurumla hesaplaşması henüz tamamlanmamıştı.
5 Ağustos 2025’te FCA, Neil Woodford ve şirketi Woodford Investment Management hakkında aldığı yaptırım kararlarını açıkladı.
FCA ayrıca Woodford’un üst düzey yönetici olarak görev almasını ve bireysel yatırımcılara yönelik fonları yönetmesini yasaklama kararı aldı.
Düzenleyici kuruma göre Woodford, fonun likiditesini yönetme konusundaki sorumluluklarını gereğinden dar yorumlamış, bozulan likidite koşullarına yeterince yanıt vermemiş ve şirketinin Link ile ilişkisini gerektiği gibi gözetmemişti.
Hikâye burada da bitmedi.
Woodford ve şirketi, FCA’nın kararlarına itiraz ederek dosyayı Upper Tribunal’a taşıdı.
Dolayısıyla FCA’nın Ağustos 2025’te duyurduğu ihlal tespitleri ve yaptırımlar henüz kesinleşmiş yargı hükümleri değildi.
Woodford krizi 2019’da patladı.
İlk tasfiye ödemeleri 2020’de yapıldı.
Tazminat planı 2024’te uygulamaya girdi.
2025’te Woodford hakkındaki FCA yaptırım kararları açıklandı.
Peki 2026’ya gelindiğinde her şey çözülmüş müydü?
Hayır.
FCA’nın 2025 Yıllık Kamu Toplantısı için yayımladığı ve 2026’da erişime sunulan yanıt belgesine göre, Woodford ve şirketinin itirazlarının 2027’den önce esastan görülmesi beklenmiyordu. Nihai kararın da daha sonra açıklanabileceği belirtiliyordu.
Kaynak: FCA açıklamaları
