Küresel ekonomide faiz ve enflasyon baskısı: Fed ve ECB öncesi piyasalarda kritik bekleyiş başladı
Küresel piyasalar yeni haftaya merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentilerin gölgesinde girerken, güçlü gelen istihdam verileri ve yükselen enflasyon riskleri yatırımcıların temkinli duruşunu artırdı. Özellikle ABD ekonomisinden gelen güçlü sinyaller, faizlerin uzun süre yüksek seviyelerde kalabileceği yönündeki beklentileri destekledi.
İran kaynaklı jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki baskıyı artırması ve enflasyon görünümünü yeniden gündeme taşıması, dünya genelinde para politikalarının seyrine ilişkin tartışmaları da hızlandırdı. Bu kapsamda yatırımcılar, önümüzdeki günlerde açıklanacak ABD enflasyon verileri ile Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz kararına odaklanmış durumda.
Küresel merkez bankaları faiz politikasında ayrışıyor
Yılın ilk aylarından bu yana dünya genelindeki merkez bankalarının para politikalarında farklılaşma dikkat çekiyor. Polonya, Hindistan ve Tunus merkez bankaları faiz oranlarını sabit bırakırken, Kazakistan faiz indirimine giden ülkeler arasında yer aldı.
Ekonomistler, küresel enflasyon baskılarının devam etmesi nedeniyle birçok merkez bankasının sıkı para politikası duruşunu koruyabileceğine dikkat çekiyor.
OECD’nin son ekonomik görünüm raporunda ise Orta Doğu’daki çatışmaların küresel büyüme üzerinde baskı oluşturduğu ve enflasyonist riskleri artırdığı vurgulandı. Kuruma göre enerji maliyetlerindeki yükseliş ve talepteki zayıflama dünya ekonomisinde büyümenin yavaşlamasına yol açabilir.
ABD istihdam verileri Fed beklentilerini değiştirdi
ABD’de mayıs ayına ilişkin açıklanan tarım dışı istihdam verisi piyasa beklentilerini aşarak ekonominin dayanıklılığını bir kez daha ortaya koydu. Tarım dışı istihdam 172 bin kişi artarken, işsizlik oranı yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı.
Mart ve nisan ayı verilerinde yapılan yukarı yönlü revizyonlarla birlikte son üç aylık istihdam performansı son iki yılın en güçlü dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. İstihdam artışının yalnızca belirli sektörlerle sınırlı kalmaması, iş gücü piyasasındaki toparlanmanın daha geniş tabana yayıldığını gösterdi.
Güçlü istihdam görünümü, Fed’in 2026 yılı içinde ilave faiz artırımı yapabileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi.
Öte yandan ABD imalat sektörü de dikkat çekici bir performans sergiledi. ISM verilerine göre üretim faaliyetleri mayıs ayında son dört yılın en güçlü büyümesini kaydetti. Yapay zeka yatırımları, yeni siparişlerdeki artış ve üretim kapasitesindeki genişleme sektöre destek veren temel unsurlar oldu.
Yapay zeka yatırımları veri merkezi harcamalarını rekor seviyeye taşıdı
ABD’de veri merkezi yatırımları tarihi seviyelere ulaştı. Nisan ayında veri merkezi inşaat harcamaları ilk kez 50 milyar dolar sınırını aşarken, bu alan kamu ulaşım altyapısı yatırımlarını geride bıraktı.
Yapay zeka teknolojilerine yönelik artan talep, veri merkezi yatırımlarını hızlandırırken sektörün toplam inşaat harcamaları içindeki payı da belirgin şekilde yükseldi.
Euro Bölgesi’nde enflasyon yeniden yükselişe geçti
Avrupa ekonomisinde enflasyon baskıları yeniden güç kazanıyor. Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon mayıs ayında yüzde 3,2’ye çıkarak son iki buçuk yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı fiyat baskılarının sürmesi, ECB’nin önümüzdeki dönemde daha şahin bir politika izleyeceği beklentilerini artırdı. Çekirdek enflasyondaki yükseliş de fiyat baskılarının kalıcı hale gelebileceğine işaret ediyor.
Avrupa Komisyonu ise yüksek enerji maliyetlerinin etkisini azaltmak amacıyla üye ülkelere bütçe esnekliği sağlayacak yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor.
Asya ekonomilerinde ihracat büyümeyi destekliyor
Asya tarafında özellikle Güney Kore ekonomisi güçlü ihracat performansıyla öne çıktı. Yarı iletken sektöründeki talep artışı sayesinde ülkenin ihracatı mayıs ayında yıllık bazda yüzde 53,2 yükselerek son kırk yılın en güçlü artışlarından birini kaydetti.
İhracattaki güçlü görünüm, Güney Kore Merkez Bankası’nın para politikalarında daha sıkı bir duruş benimseyebileceği beklentilerini de destekledi.
Buna karşın Endonezya’da yatırımcılar politika belirsizlikleri ve uygulama riskleri nedeniyle daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor.
Gelişmekte olan ülkelerde yatırım akımları değişiyor
Meksika ekonomisinde sabit sermaye yatırımlarındaki gerileme dikkat çekiyor. Ülkede toplam yatırımlar üst üste 19 aydır düşüş gösterirken, özel sektör yatırımlarındaki zayıflama ekonomik büyümeyi baskılayan temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Öte yandan Gine’deki Simandou demir cevheri projesi küresel emtia piyasalarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Çin’e yapılan sevkiyatların hız kazanmasıyla birlikte projenin tam kapasiteye ulaştığında küresel demir cevheri ticaretinde önemli bir ağırlığa sahip olması bekleniyor.
Küresel piyasalarda önümüzdeki günlerde açıklanacak enflasyon verileri, merkez bankalarının kararları ve Orta Doğu’dan gelecek haber akışı yatırımcıların yön arayışında belirleyici olmaya devam edecek.
