FTX skandalının baş aktörü Trump’tan af istedi

FTX kurucusu Sam Bankman-Fried, dolandırıcılık suçundan aldığı 25 yıllık hapis cezasının ardından ABD Başkanı Donald Trump’a af talebinde bulundu. ABD’de yapılan resmi başvuru, Bankman-Fried’ın cezasının kaldırılması veya hafifletilmesi amacıyla Adalet Bakanlığı nezdinde kayıtlara geçti. Böylece kripto para dünyasının en çok konuşulan isimlerinden biri yeniden gündemin merkezine yerleşti.

Af talebi resmiyet kazandı

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan kayıtlara göre Bankman-Fried, “cezası tamamlandıktan sonra af” kapsamında resmi başvuruda bulundu. FTX’in 2022 yılında çökmesinin ardından başlayan soruşturma süreci, Mart 2024’te verilen 25 yıllık hapis cezasıyla sonuçlanmıştı.

Savcılar, Bankman-Fried’ın milyarlarca dolarlık müşteri fonunu kötüye kullandığını ve ABD tarihinin en büyük finansal dolandırıcılık vakalarından birine imza attığını savunmuştu.

Temyiz süreci devam ediyor

Eski FTX CEO’sunun hukuk ekibi, mahkeme kararına karşı temyiz başvurusunda bulunurken, cezanın yeniden değerlendirilmesini talep ediyor. Davanın üst mahkemelerde görülmeye devam ettiği süreçte yapılan af başvurusu, hukuki mücadelenin yeni bir aşamaya taşındığı şeklinde yorumlanıyor.

Bankman-Fried’ın avukatları, verilen cezanın orantısız olduğunu savunurken kararın bozulması için yargı sürecini sürdürüyor.

Trump’ın yaklaşımı dikkat çekiyor

Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde farklı suçlardan hüküm giyen çok sayıda kişi hakkında af kararı verirken, Bankman-Fried konusunda daha önce mesafeli bir tutum sergilemişti. Trump, bu yıl içinde verdiği bir röportajda FTX kurucusunu affetme fikrine sıcak bakmadığını ifade etmişti.

Trump’ın geçmiş açıklamaları nedeniyle af başvurusunun kabul edilip edilmeyeceği belirsizliğini korurken, kararın kripto piyasalarında yakından takip edildiği belirtiliyor.

FTX dosyasındaki gelişmeler, doğrudan kripto para piyasalarının güven ortamı açısından önem taşıyor. Uzmanlar, Bankman-Fried hakkında alınacak olası bir af kararının sektörün düzenlenmesi ve yatırımcı güveni konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirebileceğini değerlendiriyor.