HSBC: ABD borsalarına ilişkin endişeler abartılı
HSBC, ABD hisse piyasasına yönelik gündemdeki risklerin büyük bölümünün yatırımcılar tarafından olduğundan fazla fiyatlandığını düşünüyor.
HSBC stratejistleri, ABD ara seçimlerinden Japon yatırımcıların sermayelerini ülkelerine geri çekmesine, büyük teknoloji şirketlerinin tahvil ihracına kadar piyasada öne çıkan riskleri değerlendirdi.
Baş Stratejist Max Kettner liderliğindeki ekip, söz konusu endişelerin büyük bölümünü abartılı bulduklarını belirtti.
Riskli varlıkları destekleyebilecek iki gelişme
HSBC’ye göre petrol arzına ilişkin olumlu gelişmeler ve 3 Kasım’daki ABD ara seçimleri öncesindeki siyasi görünüm, riskli varlıkları destekleyebilecek unsurlar arasında bulunuyor.
Banka, ara seçimlere yaklaşılırken çok sayıda potansiyel aşağı yönlü risk bulunduğunu ancak bunların hiçbirinden özellikle endişe duymadığını bildirdi.
HSBC, Orta Doğu’daki çatışmaların tırmanması durumunda dahi ekim ortasında başlayacak üçüncü çeyrek bilanço sezonunda güçlü hisse başına kâr beklentilerinin hisse senetleri ve şirket tahvillerini desteklemeyi sürdürebileceğini öngörüyor.
Hisse senetlerinde pozisyonunu koruyor
HSBC stratejistleri, hisse senetlerindeki “maksimum ağırlık” pozisyonlarını koruduklarını belirtti.
Banka, ABD ve Asya teknoloji hisseleri ile Avrupa bankacılık sektörünü tercih etmeye devam ediyor.
Tahvil piyasasındaki baskıyı nasıl değerlendiriyor?
HSBC’ye göre son dönemde tahvil piyasasında görülen satışlar büyük ölçüde merkez bankalarına yönelik faiz beklentilerinin yeniden fiyatlanmasından kaynaklandı. Ağustos sonundan itibaren petrol fiyatlarında görülen yükseliş de bu harekete katkıda bulundu.
Banka, 30 yıllık ABD Hazine tahvili getirisinin temmuz sonundaki seviyelerine yakın seyretmesini tahvil piyasasına ilişkin endişelerin abartıldığı görüşünü destekleyen unsurlardan biri olarak değerlendirdi.
Carry trade endişesine de katılmıyor
HSBC, Japon yeni üzerinden finanse edilen carry trade işlemlerinin çözülmesinin küresel piyasalarda ciddi baskı yaratacağı yönündeki endişeleri de aşırı buluyor.
Carry trade, düşük faizli para birimlerinden borçlanılarak daha yüksek getiri sunan varlıklara yatırım yapılmasına dayanıyor.
HSBC’nin analizine göre, kur riskinden arındırılmış ABD ve Japon tahvil getirileri arasındaki fark ile daha sonra gerçekleşen sermaye geri dönüşleri arasında güçlü bir ilişki bulunmuyor.
