Powell dönemi kapandı: Enflasyon hedefi neden tutmadı?
ABD Merkez Bankası’nın (Federal Reserve) Başkanı Jerome Powell görevine veda etmeye hazırlanırken, ekonomi çevrelerinde Powell dönemi yeniden tartışılıyor. Bloomberg Opinion yazarı Clive Crook, Powell’ın siyasi baskılar karşısında merkez bankasının bağımsızlığını korumayı başardığını ancak Fed’in para politikası iletişiminde ciddi sorunlar yaşandığını savundu.
ABD Başkanı Donald Trump döneminde Beyaz Saray’ın Fed üzerindeki baskısına rağmen Powell’ın sakin ve kontrollü tavır sergilediği belirtilirken, özellikle enflasyon yönetimi konusunda kurumun uzun süre hatalı yönlendirme yaptığı eleştirileri öne çıktı.
POWELL’A ÖVGÜ, FED’E ELEŞTİRİ
Ekonomi yorumlarına göre Powell, siyasi müdahalelere rağmen merkez bankasının bağımsız yapısını koruyan isimlerden biri olarak öne çıktı. Özellikle faiz politikası konusunda doğrudan baskıların arttığı dönemlerde sert polemiklerden kaçınması ve kurumsal çizgiyi koruması dikkat çekti.
Ancak aynı başarı para politikasında gösterilemedi. ABD’de enflasyonun halen yüzde 4 seviyelerine yakın seyretmesi ve 2021’den bu yana Fed’in yüzde 2 hedefinin sürekli aşılması, kurumun son 40 yılın en büyük enflasyon sapmasıyla karşı karşıya kaldığı yorumlarını beraberinde getirdi.
FED, FAİZLERİ UZUN SÜRE DÜŞÜK TUTTU
Pandemi sürecinde Fed’in politika faizini sıfıra çekmesi ve ekonomik toparlanmaya rağmen uzun süre bu seviyede kalması eleştirilerin merkezinde yer aldı. 2022 yazında ABD’de enflasyon yüzde 8’in üzerine çıkmasına rağmen politika faizinin halen yüzde 2’nin altında bulunması, “Fed geç kaldı” yorumlarını güçlendirdi.
Bununla birlikte uzmanlara göre süreç yalnızca Fed kaynaklı değildi. Pandemi sonrası bozulan tedarik zincirleri, genişleyici maliye politikaları, Rusya-Ukrayna savaşıyla yükselen enerji fiyatları ve son dönemde Trump tarifeleri ile İran geriliminin yarattığı maliyet baskıları, enflasyonu küresel ölçekte yukarı taşıdı.
“GEÇİCİ ENFLASYON” YAKLAŞIMI TARTIŞMA YARATTI
Fed’in en çok eleştirilen politikalarından biri ise pandemi sonrası yükselen enflasyonu “geçici” olarak değerlendirmesi oldu. Kurumun uzun süre faiz artırmaktan kaçınması, piyasaların enflasyon beklentilerinin bozulmasına yol açtı.
2020 yılında Fed tarafından duyurulan “Esnek Ortalama Enflasyon Hedeflemesi” modeli yani FAIT yaklaşımı da yeniden tartışma konusu haline geldi. Bu sistemde Fed, uzun süre düşük kalan enflasyonun ardından yüzde 2’nin üzerine çıkmasına bir süre tolerans gösterileceğini açıklamıştı.
Ancak ekonomi çevreleri, bu yaklaşımın enflasyonla mücadelede merkez bankasının elini zayıflattığını düşünüyor. Çünkü sistem, enflasyon yükseldiğinde agresif sıkılaşma konusunda net bir çerçeve ortaya koyamadı.
FED’İN “DOT PLOT” SİSTEMİ ELEŞTİRİLERİN HEDEFİNDE
Eleştirilerin merkezindeki bir diğer konu ise Fed’in “dot plot” adı verilen faiz beklenti tablosu oldu. Fed üyelerinin gelecekte uygun gördükleri faiz seviyelerini gösteren bu sistemin, piyasaları yanlış yönlendirdiği görüşü ağırlık kazandı.
Uzmanlara göre bu tablo, yatırımcılarda gelecekteki faiz patikasına ilişkin gereğinden fazla kesin beklenti oluşturuyor. Ayrıca Fed yetkililerinin daha sonra değişen ekonomik koşullara rağmen önceki yönlendirmelerine bağlı kalma baskısı hissetmesine neden oluyor.
“FED VERİYE GÖRE HAREKET ETMELİ”
Ekonomistler, mevcut sistemin hem ileriye dönük yönlendirme yapmaya çalıştığını hem de “veri odaklı politika” mesajı verdiğini, bunun ise çelişkili bir yapı oluşturduğunu belirtiyor.
Uzmanlara göre merkez bankası, piyasaya kesin faiz patikası sunmak yerine ekonomik senaryolar ve risk dağılımlarını daha şeffaf paylaşmalı.
Bu nedenle Fed’in diğer büyük merkez bankalarında olduğu gibi alternatif senaryolar ve belirsizlik aralıklarını içeren projeksiyon sistemine geçmesi gerektiği ifade ediliyor.
POWELL SONRASI GÖZLER KEVIN WARSH’A ÇEVRİLDİ
Powell sonrası dönemde Fed’in başına geçmesi beklenen Kevin Warsh için de kritik bir süreç başlayacak. Yeni dönemde Fed’in yalnızca faiz politikası değil, Hazine ile ilişkileri, bilanço yönetimi, bankacılık rezerv sistemi ve Beyaz Saray baskılarıyla nasıl mücadele edeceği de yakından izlenecek.
Analistlere göre Fed’in gelecekteki başarısı yalnızca faiz kararlarına değil, piyasaya verdiği mesajların güvenilirliğine de bağlı olacak.
