Mehmet Öğütçü: Asıl tehlike petrol değil, dizel arzındaki daralma
Londra Enerji Kulübü Başkanı ve OECD Üst Düzey Yöneticisi Mehmet Öğütçü, küresel enerji piyasalarında ham petrolden daha acil riskin dizel arzındaki daralma olduğunu söyledi.
Öğütçü, dizel sıkıntısının ulaştırmadan tarıma kadar birçok sektörü etkileyerek enflasyonist baskıyı artırabileceğine dikkat çekti.
Londra Enerji Kulübü Başkanı ve OECD Üst Düzey Yöneticisi Mehmet Öğütçü, EKOTÜRK’te Dr. Tuğba Özay’ın sunduğu Gün Ortası programında küresel enerji piyasalarındaki gelişmeleri değerlendirdi.
Enerji piyasalarındaki temel riskin yalnızca ham petrol arzı olmadığını belirten Öğütçü, dizel tarafında üretim kaynaklı daha ciddi bir sorun yaşandığını ifade etti.
Öğütçü, ham petrolün farklı üretici ülkelerden temin edilebildiğini ancak dizelde aynı esnekliğin bulunmadığını belirterek, “Sadece konu ham petrol değil; çok daha acil ve kritik mesele dizel arzıdır” dedi.
“Ekonomilerin kalbinden vurulması anlamına gelir”
Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında Rus rafinerilerinin hedef alınmasının dizel arzını etkilediğine işaret eden Öğütçü, Körfez bölgesinde de arzın azaldığını söyledi.
Dizelin tarımda kullanılan traktörlerden yük taşımacılığındaki kamyonlara ve elektrik santrallerine kadar geniş bir kullanım alanı bulunduğunu hatırlatan Öğütçü, arz sıkıntısının ekonomik etkilerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dizel arzının azalması, doğrudan ekonomilerin kalbinden vurulması anlamına gelir. Bu durum, enflasyonu dizginlemeye çalışırken aksine körükleyecektir. Türkiye’nin de şu an ciddi şekilde tıkandığı temel nokta burasıdır.”
Türkiye’nin enerji tedarikinde avantajlı olduğunu söyledi
Küresel enerji dönüşümüne de değinen Öğütçü, petrol, doğal gaz ve kömürün dünya enerji tüketimindeki payının yaklaşık yüzde 80 düzeyinde bulunduğunu belirterek, yenilenebilir kaynakların kısa vadede fosil yakıtların tamamını ikame etmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Türkiye’nin nükleer enerji yatırımlarına dikkat çeken Öğütçü, Akkuyu’nun yanı sıra Sinop ve Trakya’daki nükleer santral planlarını hatırlattı.
Türkiye’nin enerji tedarikinde Avrupa’ya kıyasla nispeten avantajlı ve korunaklı olduğunu savunan Öğütçü, daha önce yapılan bağlantı ve anlaşmaların bu konumda etkili olduğunu belirtti. Bununla birlikte küresel enerji fiyatlarındaki artışların Türkiye’ye de yansıyacağını ve enflasyon üzerinde ilave baskı yaratacağını ifade etti.
“OPEC’in etkisi belirgin şekilde azaldı”
Petrol piyasasında değişen dengeleri de değerlendiren Öğütçü, OPEC’in küresel piyasa üzerindeki etkisinin geçmişe göre azaldığını söyledi.
ABD’nin dünyanın en büyük petrol üreticisi konumuna gelmesine dikkat çeken Öğütçü, Washington’ın petrol ve LNG piyasalarında daha fazla ağırlık kazanmayı hedeflediğini ifade etti.
Öğütçü, yüksek arz ihtiyacının devam etmesi durumunda OPEC+ grubunun etkisinin daha da azalacağını savunarak, “OPEC’in uyguladığı kısıtlamalar, kotalar ve önlemler artık piyasa aktörleri tarafından dikkate alınmayacak noktaya gelmiştir” dedi.
Öğütçü, hacim ile fiyat arasındaki dengenin kurulabilmesi için OPEC’in üreticilere daha fazla üretim alanı açması gerektiğini düşündüğünü sözlerine ekledi.
