170 ülkede zirveydi: Türk dizilerinde alarm zilleri çalıyor

Türkiye’nin son 20 yılda küresel ölçekte en güçlü kültürel ihracat kalemlerinden biri haline gelen dizi sektörü, artan üretim giderleri nedeniyle kritik bir eşikten geçiyor. Yüz milyonlarca dolarlık döviz girdisi sağlayan ve 170’ten fazla ülkede prime-time kuşağında yayınlanan Türk yapımlarında maliyet baskısı, yapımcıları daha temkinli adımlar atmaya zorluyor.

Uluslararası ekonomi gazetesi Financial Times’ın analizine göre, mevcut ekonomik tablo devam ederse Türkiye’nin dizi ihracatında ivme kaybı yaşanabilir. Sektör temsilcileri ise yükselen prodüksiyon giderlerinin sürdürülebilirliği zorlaştırdığı görüşünde birleşiyor.

DÜNYADA 1 MİLYARA YAKIN İZLEYİCİYE ULAŞTI

Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri, Türk dizilerinin dünya genelinde yaklaşık 1 milyar kişiye eriştiğini ortaya koyuyor. Orta Doğu’dan Latin Amerika’ya, Balkanlar’dan Güney Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir izleyici kitlesi bulunan yapımlar, Türkiye’nin yumuşak gücünü pekiştiren önemli araçlardan biri olarak görülüyor.

Sektör kaynaklarının aktardığına göre, yılda ortalama sekiz yüksek reytingli yapım yurt dışında saat başına yaklaşık 100 bin dolara varan satış fiyatlarıyla önemli bir gelir potansiyeli yaratabiliyordu. Ancak bu tablo, artan maliyetler karşısında giderek zorlanıyor.

Türk dizileri, yıllık yüz milyonlarca dolarlık ihracat geliri sağlayarak Türkiye’nin en güçlü kültürel markalarından biri haline geldi.

REKLAM GELİRLERİ MALİYETİN GERİSİNDE KALDI

Yüksek enflasyon ortamında televizyon kanallarının reklam gelirleri nominal olarak artsa da reel anlamda ciddi bir aşınma yaşandı. Sektör temsilcileri, bugün birçok dizide reklam gelirlerinin bir bölümün üretim maliyetinin ancak yarısını karşılayabildiğini ifade ediyor.

Bu durum yapım şirketlerini daha düşük riskli projelere yöneltiyor. Yeni senaryolar, farklı tür denemeleri ve genç oyunculara verilen şans azalırken, daha garanti görülen formüller tercih ediliyor.

Reklam gelirlerinin bir bölümün maliyetinin yalnızca yarısını karşılayabilmesi, sektörde risk iştahını belirgin şekilde düşürdü.

Uzmanlara göre bu eğilim uzun vadede yaratıcılığı sınırlayabilir ve küresel pazardaki rekabet gücünü zayıflatabilir.

PRODÜKSİYON GİDERLERİ AVRUPA’YI GERİDE BIRAKTI

İstanbul Ticaret Odası Medya Komitesi üyesi Özcan Altunkaya, Türkiye’deki prodüksiyon maliyetlerinin bazı Avrupa ülkelerini geride bıraktığını belirterek, özellikle İspanya ile kıyaslandığında daha yüksek bütçelerle üretim yapıldığını dile getirdi. Bu durumun uluslararası alıcılar nezdinde fiyat hassasiyetini artırdığı ifade ediliyor.

Global Agency’nin kurucusu ve CEO’su İzzet Pinto da sektörün daralan kârlılık alanına dikkat çekerek, artık yalnızca çok yüksek izlenme başarısı yakalayan projelerin ayakta kalabildiğini söyledi. Pinto’ya göre bu tablo, sektörün genel hacmini küçültebilir.

SAATLİK MALİYET 240 BİN DOLARI AŞTI

Financial Times’a konuşan bir Avrupalı medya yöneticisi, Türkiye’de saatlik prodüksiyon maliyetlerinin 240 bin doların üzerine çıktığını belirtti. Bu artış nedeniyle bazı yabancı şirketlerin Türkiye’deki yatırımlarını askıya aldığı ya da sonlandırdığı kaydedildi.

Saatlik prodüksiyon maliyetlerinin 240 bin doların üzerine çıkması, Türkiye’nin rekabet avantajını zayıflatma riski taşıyor.

Uzmanlara göre döviz bazlı gelir ile yerel maliyetler arasındaki denge bozuldukça ihracat hacminde gerileme ihtimali artıyor. Sektör temsilcileri, maliyetleri dengeleyici yapısal adımlar atılmadığı takdirde küresel pazarda pay kaybı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.