Bakan Kacır: Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yeni dönem fon yatırımları stratejisi kapsamında; Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağın girişim sermayesi fonlarına aktarılacağını belirtti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yeni dönem fon yatırımları stratejisi kapsamında; Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağın girişim sermayesi fonlarına aktarılacağını belirterek, “Bu kaynakla; yalnızca doğrudan bir finansman desteği sunmakla kalmayacak, özel sektör sermayesini harekete geçirerek çok daha büyük bir yatırım hacminin oluşmasına öncülük edeceğiz. Bu kaynak, oluşturacağı kaldıraç etkisi ile birlikte 750 milyon dolardan fazla bir likiditeyi girişim sermayesi ekosistemine kazandıracak.” dedi.

Bakan Kacır, İstanbul’da Girişim Sermayesi Fon Çağrıları Tanıtım Programına katıldı. Programın; Türkiye’nin yüksek teknoloji yolculuğuna, yenilikçilik ve girişimcilik ekosistemine hayırlı olmasını temenni eden Kacır, konuşmasına şöyle devam etti:

Teknoloji, gün geçtikçe hayatımızda daha büyük yer ediniyor. Yapay zekâdan biyoteknolojiye, yarı iletken teknolojilerinden kuantum ve siber güvenliğe teknolojinin çeşitli alanlarında yaşanan gelişmeler; geleceğin dünyasını şekillendiriyor. Bu yeni dönemde yaşanan köklü değişime ise teknoloji girişimleri liderlik ediyor. İş dünyası, rekabet avantajı elde etmek için inovasyona yıldan yıla daha fazla yatırım yapıyor. Ülkeler kalkınma yarışında öne çıkmak için; yenilikçi fikirleri besleyen, girişimciyi koruyan ve finansmana erişimi kolaylaştıran reformları hızla hayata geçiriyor. Bizler de yenilikçi ürün ve hizmetlerin hızla ticarileşmesine imkân tanıyan teknoloji girişimciliğini Türkiye Yüzyılı’nda tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’nin anahtarı addediyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, son 23 yılda büyük bir Ar-Ge, yenilik, üretim ve girişimcilik altyapısını bu anlayışla ekosistem paydaşlarımızla birlikte inşa ettik. Bugün sayıları 114’e ulaşan teknoparklarımızda faaliyet gösteren 13 bine yakın firma, pek çok stratejik alanda inovasyon odaklı çalışmalar yürütüyor. Bin 700’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkezimizde, binlerce araştırmacı ve mühendis yeni teknolojiler geliştiriyor. 2018’den bu yana düzenlediğimiz ve artık adeta bir girişim fabrikasına dönüşen TEKNOFEST’lerle; gençlerimizi ülkemizin teknoloji geliştirme yolculuğuna kazandırdık, onların yenilikçi fikirleriyle girişimler kurmalarını sağladık. Tohum ve tohum öncesi aşamalardaki girişimlere odaklanan TÜBİTAK BiGG programlarımızla; 2 bin 600’ün üzerinde teknoloji odaklı iş fikrinin girişime dönüşmesine vesile olduk.

Müteşebbislerimizin finansmana erişiminin önünü açmak adına 2007’den bu yana fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Kamu kaynaklarını girişim ekosistemine yönlendiren bu uygulamalarla 5,8 milyar liralık kamu kaynağını girişimlerimizin büyüme yolculuğuna yönlendirdik. Kamu kaynaklarının oluşturduğu kaldıraç etkisiyle, 130 milyar liralık bir fon hacminin oluşmasını sağladık. Bu fonların desteğiyle bugüne dek bin 91 teknoloji girişimimiz, 175 milyar lira yatırım aldı. Ar-Ge teşviklerimizden büyük ölçekte yararlanan Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknopark firmalarının, elde ettikleri teşviklerin yüzde 3’ünü girişimlere yatırım olarak yönlendirmesini sağlayan uygulamamız neticesinde, girişimcilik alanına 18,5 milyar liralık finansman kaynağı kazandırdık.

Türkiye, teknoloji girişimlerinde kendi özgün modelini inşa etti. Sadece ağzında gümüş kaşıkla doğanların değil, hayal kuran, araştıran, geliştiren, üreten herkesin önünü açmayı hedefleyen bir anlayışla inşa ettiğimiz girişimcilik iklimi ile müteşebbislerimiz; yapay zekâdan uzay ve havacılığa, biyoteknolojiden finansa pek çok alanda sayısız başarı hikâyesine imza atıyor. Ülkemizde teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar, 2011-2015 döneminde 280 milyon dolar, 2016-2020 döneminde 515 milyon dolardı. Geçtiğimiz beş yılda bu tutarın 5,6 milyar doları aşması, girişimcilik ekosistemimizin ulaştığı ölçeği ve yakaladığı ivmeyi açıkça ortaya koyuyor. Kuşkusuz girişimcilik ekosistemlerinin başarısı ve olgunluğu adına önemli bir diğer referans noktası da ekosistemden çıkan milyar doları değerlemeyi aşmış teknoloji girişimleri.

2019’da ülkemizde milyar dolar değerlemeyi aşan tek bir teknoloji girişimi henüz bulunmazken; bugün küresel arenada bayrağımızı dalgalandıran 8 Unicorn’umuz, bizim tabirimizle 8 Turcorn’umuz bulunuyor. Bu başarılar; teknoloji girişimciliğinin ülkemizde potansiyel aşamasını geride bırakarak, somut neticeler üreten ve küresel ölçekte rekabet eden güçlü bir ekosisteme dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor. Gençlerimize ve müteşebbislerimize “Türkiye’den dünya çapında teknoloji şirketleri çıkar.” özgüvenini kazandırıyor. 2030 yılına dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını ve Turcorn’larımızın toplam değerinin 100 milyar dolara aşmasını hedefliyoruz.

Ayrıca; girişimcilik ekosistemimizi dünyanın en gelişmiş ilk 10 ekosistemi arasına taşımayı, İstanbul’umuzu girişimcilik ve teknoloji yatırımlarında dünyanın ilk 20 merkezi arasına konumlandırmayı amaçlıyoruz. Ülkemizin sahip olduğu büyük potansiyeli dikkate aldığımızda, bu hedefler inanıyoruz ki hep birlikte erişebileceğimiz hedeflerdir. Kuşkusuz bu yeni ufka doğru ilerlerken, girişimcilik ekosistemimizi sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil; geleceğin teknoloji, üretim ve sermaye dinamiklerini dikkate alan bir vizyonla şekillendirmemiz gerekir. Bu anlayışla hazırladığımız Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejisi; Türkiye’nin teknoloji girişimciliği alanındaki 2030 vizyonunu, önceliklerini ve yol haritasını ortaya koyan kapsamlı bir politika belgesi. Teknoloji girişimciliğini ülkemiz kalkınmasının merkezine oturtan stratejimiz doğrultusunda; girişimcilik ekosistemimizin ihtiyaç duyduğu sermaye derinliğini artıran; dünyanın dört bir köşesindeki yetenekleri ülkemize kazandıran, tohum öncesinden ileri aşamaya kadar tüm evrelerde girişimcilerin ihtiyaçlarını 360 derece adresleyen mekanizmaları hayata geçirmeye başladık.

Teknogirişim Rozeti uygulamamızla teknoloji ve yenilik odaklı girişimlerimizin daha görünür hale gelmeleri, destek mekanizmalarından daha etkin yararlanmaları ve yatırım ekosistemi içinde daha güçlü şekilde konumlanmaları için adım attık. Küresel ölçekte büyüme potansiyeline sahip girişimlerimizin önünü açan Turcorn 100 programıyla, hali hazırda 39 yüksek potansiyelli girişime; yatırımcı erişiminden uluslararasılaşmaya, mentörlükten stratejik iş birliklerine kadar çok boyutlu katkılar sunuyoruz. Türkiye’yi küresel yeteneklerin ve yenilikçi fikirlerin buluşma noktası haline getirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile birlikte ‘Türkiye TechVisa’ programını başlattık. Teknoloji alanında kritik uzmanlığa sahip yeteneklerin çalışma izinlerini yalnızca iki hafta içinde almalarını mümkün hale getiren programla 97 ülkeden 5 binden fazla teknoloji profesyonelini Türkiye’ye çekmeyi başardık.

Atatürk Havalimanı terminal binalarını “Terminal İstanbul” projesiyle dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. Yeni nesil teknoparkımızda; modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, hızlandırıcı programlar, ortak çalışma alanları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri bulunacak. Terminal İstanbul küresel teknoloji şirketlerinin, yatırım fonlarının ve girişimlerin buluşma adresi olacak. Burayı ziyaret eden küresel yatırımcılar, ilgi duydukları yatırım başlıklarında yüzlerce girişimle bir araya gelme imkânına sahip olacak.

Bildiğiniz üzere Sayın Cumhurbaşkanımız 24 Nisan’da, Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke kılma hedefiyle atacağımız yeni ve tarihi nitelikte adımları kamuoyuyla paylaştı. ‘Dijital Şirket’ uygulamamızla, teknoloji girişimlerinin kuruluş süreçlerinin tümüyle dijital platform üzerinden yönetilmesini sağlayacak ve şirketleşme süreçlerini çok çok kolaylaştıracağız. Sanal ofis hizmeti ile kuluçka aşamasındaki girişimcilerimizin üzerindeki mali yükleri hafifletecek ve girişimcilik ekosisteminin tabana yayılmasını sağlıyoruz. Kuracağımız bu dijital platform sayesinde fiziki olarak Türkiye’de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan şirket kurulabilecek. Bu alanda dünyadaki en ileri ve en modern uygulamayı ülkemize kazandırıyoruz. Bir diğer önemli adım olarak özellikle erken aşama yatırımlarda; SAFE olarak bilinen paya dönüştürülebilir borçlanma sözleşmelerinin ve benzeri esnek finansal araçların yaygın ve etkin kullanılmasını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.

Bunların yanında, 2024’te hayata geçirdiğimiz çalışanlara hisse opsiyonu düzenlemesinden girişimlerimizin daha etkin yararlanabilmeleri için bu uygulamada yenilikler yapıyoruz. Teknoloji girişimlerinin çalışanlarına verdikleri pay senetlerinin vergiden tümüyle istisna edilebilmesi için gerekli süreyi edinim tarihinden itibaren 12 yıldan 6 yıla indiriyoruz. Böylelikle bu uygulama çok daha yaygın hale gelecek, girişimlerimizin vergi yükü hafifleyecek, çalışanların aidiyet duygusu artacak ve nitelikli iş gücümüz girişimlerimizin başarısına ortak olacak. İnanıyoruz ki, Türkiye bu yeni adımlarla, startup’lar ve yetenekler için gelecekte çok daha güçlü bir merkez haline gelecek.

Doğru zamanda erişilen finansman, bir teknoloji girişimi için adeta can suyu niteliğindedir. Biraz önce de ifade ettiğim üzere; bugüne kadar kamu kaynaklarını girişimcilik ekosistemimizde stratejik bir kaldıraç olarak değerlendirdik. Özellikle tohum ve tohum öncesi aşamasındaki teknoloji girişimleri için sunulan kamu destekleri, Türkiye’de girişimciliğin hızlı büyümesinin en önemli dayanağı oldu. Fakat 2030 hedeflerimize ulaşmak için; farklı kurumlarımız bünyesinde yürütülen desteklerin bütüncül bir bakışla kurgulanması, birbirini tamamlayan bir yapıya kavuşması büyük önem taşıyor. Diğer yandan belirli bir olgunluk seviyesine ulaşan pek çok teknoloji girişiminin daha büyük ölçekli yatırım ihtiyaçlarını karşılamak için yurt dışı fonlara yönelmek durumunda kaldığını da müşahede ediyoruz.

Türkiye’den daha fazla Turcorn çıkarmak, girişimlerimizin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak ve kalıcı başarılar elde etmesini sağlamak istiyorsak; girişim sermayesi finansman mekanizmalarımızı daha derin, daha kapsayıcı ve daha güçlü bir yapıya kavuşturmalıyız. Girişim ekosisteminin paydaşlarını aynı masa etrafında toplayan Teknogirişim Konseyimizde bu anlayışla aldığımız kararlar doğrultusunda; yabancı yatırımcı katılımı bulunan girişim sermayesi fonlarının uluslararası girişimlere yatırım yapabilmesinin önünü açtık.

Bugün de kamu kaynaklarının yön verici ve çarpan etkisini daha ileri taşıyacak; girişim sermayesi piyasamızın derinliğini artıracak Girişim Sermayesi Fon Çağrıları Tanıtımı vesilesiyle birlikteyiz. Önümüzdeki dönemde uygulayacağımız girişim sermayesi stratejisinin üç temel unsuru var: Bunlardan ilki girişimlerin gelişim evrelerine göre özelleştirilmiş destek zinciri kurgusu. Artık farklı kurumlarımızın benzer ölçekteki girişimleri desteklediği mevcut yapıdan; her kurumun kendi güçlü olduğu aşamada devreye girdiği, birbirini tamamlayan ve girişimciye kesintisiz bir yolculuk sunan bütüncül bir modele geçiyoruz. Bu modelde TÜBİTAK BiGG ile fikir ve tohum öncesi aşamasındaki girişimlerin ilk adımlarını destekliyoruz. KOSGEB mekanizmalarıyla ürününü doğrulamış, pazara çıkmış ve büyüme ihtiyacı duyan girişimlerin yanında oluyoruz. Bakanlığımızın girişim sermayesi ve küresel ölçeklenme odaklı destekleriyle de ileri aşamadaki teknoloji girişimlerimizin uluslararası pazarlara açılmasını, daha büyük yatırımlara erişebilmesini ve Turcorn yolculuğunda güç kazanmasını sağlıyoruz. Böylece fikir aşamasından küresel ölçeklenmeye kadar uzanan kesintisiz bir finansman merdiveni oluşturuyoruz.

Stratejimizin ikinci önemli unsuru olarak; kamu kaynaklarını önceliklendirdiğimiz yapay zekâ, biyoteknoloji gibi alanlara ve tanımlanmış girişim ölçeklerine yönlendirecek tematik fon mekanizmalarını devreye alıyoruz. Bunların yanında; ekosisteme yönlendirdiğimiz kamu kaynağının ölçeğini büyütüyor, girişim sermayesi fonlarına sağladığımız desteği yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yeni dönem fon yatırımları stratejimiz kapsamında; Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız. Bu kaynakla; yalnızca doğrudan bir finansman desteği sunmakla kalmayacak, özel sektör sermayesini harekete geçirerek çok daha büyük bir yatırım hacminin oluşmasına öncülük edeceğiz. Bu kaynak, oluşturacağı kaldıraç etkisi ile birlikte 750 milyon dolardan fazla bir likiditeyi girişim sermayesi ekosistemine kazandıracak.

Girişimcilik ekosistemimizin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde toplam 6 ayrı fon çağrısı kurguladık. Bakanlığımızın 100 milyon dolar katkı sunacağı İleri Aşama Girişim Sermayesi Fonuyla; Seri A ve sonrasındaki teknoloji girişimlerimizin ölçeklenmesini hızlandırmayı, büyüme aşamasındaki firmaların finansman ihtiyacını karşılamayı ve uluslararası fonları yatırım amacıyla ülkemize çekmeyi amaçlıyoruz. Yapay Zekâ Fonların Fonu mekanizması ve Yapay Zekâ Fonuyla; yapay zekâ alanında yüksek katma değerli, ölçeklenebilir ve küresel rekabet potansiyeline sahip girişimleri destekleyeceğiz. Kritik teknolojilerde yerli kapasitemizi artıracak, dışa bağımlılığı azaltacak ve sermaye, yetenek, kamu ve özel sektör iş birliğini aynı hedef etrafında buluşturarak Türkiye’yi yapay zekâ odaklı küresel bir inovasyon merkezi hâline getireceğiz. Biyoteknoloji Odaklı Girişim Sermayesi Fonuyla genetikten ilaç teknolojilerine pek çok alanda Ar-Ge yapan girişimlerimizin, ihtiyaç duydukları uzun vadeli ve sabırlı sermayeye erişimini kolaylaştıracağız.

Modelimizin bir ayağını da KOSGEB’in girişim sermayesi yatırım fonlarına iştiraki oluşturuyor. KOSGEB tarafından sağlanacak 100 milyon dolarlık kaynak ile KOBİ’lerimizin uzun vadeli finansmana erişimini kolaylaştırmayı, teknoloji tabanlı girişimciliği desteklemeyi, sanayide yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz. Yeniden kurguladığımız TÜBİTAK BİGG ve BİGG+ mekanizmalarıyla başlangıç aşamasındaki girişimlerin daha etkin desteklenmesini sağlayacağız. İnanıyoruz ki bu yaklaşım; kamu kaynaklarının ekosistemdeki yönlendirici ve çarpan etkisini artıracak, daha fazla özel sermayenin teknoloji girişimlerine yönelmesini sağlayacak.

Buradan yatırımcılarımıza şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye; güçlü altyapısı, genç insan kaynağı, büyüyen teknoloji kapasitesi ve vizyonuyla girişim sermayesi yatırımları için büyük fırsatlar sunan bir ülkedir. Bugün Türkiye’de parlak fikirlerini teknolojik ürünlere dönüştürmeye hazır on binlerce girişimci; bu fikirleri hayata geçirecek nitelikli mühendisler, araştırmacılar; girişimcilerimize alan açan teknoparklarımız ve Ar-Ge merkezlerimiz; kamu destekleriyle her geçen gün derinleşen bir yatırım ekosistemi var. Sizleri, bu ekosistemin sunduğu potansiyele daha yakından bakmaya; Türkiye’den çıkacak yeni Turcorn’ların, küresel teknoloji markalarının ve yüksek katma değerli başarı hikâyelerinin yolculuklarına ortak olmaya davet ediyorum.

Biz kamu olarak, girişim sermayesi fonlarının daha etkin çalışması, özel sermayenin teknoloji girişimlerine daha fazla yönelmesi ve yatırımcılarımızın ülkemizde güvenle, öngörülebilir şekilde ve uzun vadeli perspektifle yatırım yapabilmesi için gerekli adımları atmaya devam edeceğiz. Girişimcilerimize de şunları hatırlatmak isterim; Fikrini teknolojiye dönüştürmek isteyen her girişimcimizin yanındayız. Siz yeter ki üretmeye, denemeye, araştırmaya, dünyaya açılmaya ve büyük düşünmeye devam edin. Hayal kurmaktan, üretmekten, denemekten ve risk almaktan asla vazgeçmeyin.