Cevdet Yılmaz savunma sanayiinde 2028 hedefini açıkladı
Türkiye savunma ve havacılık sanayiinde yalnızca teknoloji değil, insan kaynağı yatırımlarıyla da küresel rekabette vites yükseltiyor. 2028 yılına uzanan yol haritasında istihdamdan ihracata kadar pek çok başlık yeniden şekilleniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıkladığı hedefler, sektörün geldiği noktayı ve önündeki büyüme alanlarını net biçimde ortaya koyuyor.
2028 HEDEFİ: 158 BİN NİTELİKLİ İSTİHDAM
Savunma sanayiinde önümüzdeki dört yılın en kritik başlığı insan kaynağı. Mevcut tabloda yaklaşık 100 bin doğrudan ve nitelikli çalışanın bulunduğu sektörde, bu rakamın 2028 yılında 158 bine çıkarılması hedefleniyor. Genç, dinamik ve teknik donanımı yüksek çalışan profili, sektörün sürdürülebilir büyümesinin temel dayanağı olarak görülüyor.
Savunma ve havacılık sanayiinde kalıcı ihracat başarısının anahtarı, güçlü ve sürekli gelişen insan kaynağından geçiyor.
İHRACATTA ÇİFT HANELİ MİLYAR DOLAR DÖNEMİ
Türkiye savunma sanayiinde ihracat tarafında tarihi bir eşiği aşmış durumda. Geçtiğimiz yıl yıllık ihracat 10 milyar doların üzerine çıkarken, yalnızca Aralık ayında 2 milyar doları aşan performans dikkat çekti. 185 ülkeye, 230 farklı ürünle yapılan ihracat, Türkiye’yi bu alanda küresel oyuncular arasına taşıdı.
Savunma sanayii ihracatı, planlanan takvimin de önüne geçerek Türkiye ekonomisinin lokomotif alanlarından biri haline geldi.
KÜRESEL REKABETTE TÜRKİYE’NİN KONUMU GÜÇLENİYOR
Bugün savunma sanayiinde 3 bin 500’ü aşkın firma faaliyet gösterirken, 1400’den fazla proje eş zamanlı olarak yürütülüyor. Sektörün toplam cirosu 20 milyar doları aşmış durumda. Türkiye, dünya sıralamasında ilk 10 hedefini daha güçlü bir şekilde gündemine almış bulunuyor.
GENÇ VE DİNAMİK İŞ GÜCÜ AVANTAJI
Savunma sanayiinde çalışanların yaş ortalamasının 34 olması, uzun vadeli rekabet gücü açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Uzmanlar, bu demografik yapının teknolojiye uyum, problem çözme ve yenilik üretme kabiliyetini artırdığına dikkat çekiyor.
İnsan niteliği ve kurumsal organizasyon gücü, kriz dönemlerinde dahi sektörün kendini hızla yeniden üretmesini sağlıyor.
EĞİTİM, İSTİHDAM VE YAŞAM BOYU ÖĞRENME VURGUSU
Geleceğin savunma sanayiinde yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının teknolojilerine göre şekillenen bir eğitim sisteminin gerekliliği öne çıkıyor. Eğitimle istihdam arasındaki uyumun güçlendirilmesi, mezunların doğrudan sektöre entegre olabilmesi açısından kritik görülüyor. Yaşam boyu öğrenme ise rekabet gücünü korumanın temel araçlarından biri olarak değerlendiriliyor.
STAJ VE ERKEN KARİYER ÇAĞRISI
Özel sektöre yönelik yapılan çağrılarda, öğrencilere ve gençlere daha fazla staj imkânı sunulmasının önemi vurgulanıyor. Ulusal Staj Programı, bölgesel kariyer fuarları ve TEKNOFEST gibi organizasyonlar, gençlerin sektörle erken yaşta tanışmasını sağlayarak yetenek havuzunu genişletiyor.
SAVUNMA SANAYİİ EKONOMİNİN TAMAMINI BESLİYOR
Savunma alanında geliştirilen teknolojilerin zamanla diğer sektörlere yayıldığına dikkat çekiliyor. Bu durum, savunma sanayiini yalnızca güvenlik değil; ekonomik büyüme, ihracat çeşitliliği ve toplumsal refah açısından da stratejik bir konuma taşıyor.
