Savaş uçaklarında son durum: Türkiye ne kadar hazır?

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasının ardından, ABD ile ortak yürüttüğü F-35 savaş uçağı programından çıkarılması, savunma stratejisini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Uzun süren müzakereler sonucunda, Ankara ile Washington F-16 savaş uçaklarının satışı ve mevcut filonun modernizasyonu konusunda anlaşmaya vardı.

Peki, bu gelişmelerin ardından Türkiye’nin savaş uçağı envanteri nasıl şekillendi?

EFSANE GÜCÜN SON TEMSİLCİSİ: F-4E TERMİNATÖRLER

ABD yapımı F-4E Phantom uçakları, 1970’lerden bu yana Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde yer alıyor. Zaman içinde 180’in üzerinde F-4E uçağı tedarik edildi. 1997’de İsrail ile başlatılan modernizasyon programıyla, bu uçaklardan 54’ü “F-4E Terminatör 2020” adıyla yenilendi.

Bugün yaklaşık 30 F-4E Terminatör aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. Emekli edilmeleri planlansa da, 15 Temmuz sonrası pilot açığı ve F-35 projesindeki belirsizlikler nedeniyle bu süreç ertelendi.

TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NİN OMURGASI: F-16’LAR

1987’den bu yana Türkiye’nin hava gücünün bel kemiğini oluşturan F-16’lar, çeşitli blok versiyonlarıyla THK envanterinde yaklaşık 250 adet bulunuyor. Türkiye, bu uçakların önemli bir bölümünü TUSAŞ tesislerinde üreterek veya monte ederek envanterine kattı.

Blok 30’dan Blok 50+’a kadar farklı varyasyonlara sahip bu uçaklar, yıllar içinde çeşitli modernizasyonlardan geçirildi. Yerli ve milli kabiliyetlerle yapılan modernizasyon çalışmaları, uçakların radar, silah ve gövde ömrünü ciddi şekilde artırdı.

VIPER HAMLESİ: BLOK 70 F-16’LAR GELİYOR

ABD ile yapılan son anlaşma kapsamında Türkiye, 40 adet F-16 Blok 70 Viper savaş uçağı ve 1,4 milyar dolarlık modernizasyon paketi satın aldı. Ancak 79 uçak için planlanan modernizasyon ABD yerine TUSAŞ tarafından Türkiye’de gerçekleştirilecek. Milli Savunma Bakanlığı, bu kararı yerli kabiliyetin yeterliliğiyle gerekçelendirdi.

Blok 70’ler, gelişmiş radar sistemleri ve F-35 ile ortak kullanılabilecek yazılım altyapısıyla dikkat çekiyor.

YERLİ UMUT: BEŞİNCİ NESİL KAAN SAVAŞ UÇAĞI

Türkiye’nin savunma teknolojisinde bağımsızlık hedefi doğrultusunda geliştirilen Milli Muharip Uçak KAAN, Şubat 2024’te ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Beşinci nesil savaş uçağı olarak geliştirilen KAAN’ın, 2030’lu yıllarda F-16’ların yerini alması bekleniyor.

TUSAŞ, her yıl ortalama 24 adet KAAN üretmeyi hedefliyor. Bu hedefe ulaşılırsa, 2040’a kadar Türk Hava Kuvvetleri tamamen beşinci nesil uçaklara geçmiş olacak.

DENGELİ GÜÇ MÜ, TEKNOLOJİK AÇIK MI?

Uzmanlara göre, Türkiye’nin mevcut F-16 filosu halen güçlü ve modernizasyonlarla çağın gereklerine uyum sağlıyor. Ancak dünya altıncı nesil jetlere yönelirken, Türkiye’nin beşinci nesli yeni yakalıyor olması bazı zafiyet risklerini de gündeme getiriyor.

Emekli Tümgeneral Beyazıt Karataş’a göre, mevcut envanter ihtiyaçları karşılayacak düzeyde, ancak modernizasyon ve yerli üretim konusundaki kararlılık sürdürülebilir olmalı.

MÜTTEFİKLERDEN BAĞIMSIZLIK MÜMKÜN MÜ?

Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması, kısa vadede bir boşluk yarattı. Ancak uzmanlara göre bu gelişme, yerli savunma sanayii için bir fırsata dönüşebilir. Karataş, “Başkasının teknolojisine bağımlı kalmadan hareket etmek uzun vadede daha güvenli,” diyor.

KAAN, TÜRKİYE’NİN TEK UMUDU MU?

Türkiye, F-35 programına dahil olduğu 2010 yılında bir yandan da beşinci nesil savaş uçağını yerli imkanlarla üretme planını devreye soktu. 2018’in sonlarına gelindiğinde “Milli Muharip Uçak” olarak bilinen KAAN projesi resmen başladı.

F-35’TEN ÇIKTIKTAN SONRA GÖZLER KAAN’A ÇEVRİLDİ

Ankara’nın Rusya’dan NATO sistemleriyle uyumlu olmayan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından Türkiye, F-35 programından çıkarıldı. Bu gelişme sonrası KAAN, beşinci nesil uçak sahibi olma yolunda Türkiye’nin elindeki tek kart haline geldi.

İLK UÇUŞ BAŞARIYLA TAMAMLANDI

KAAN, Şubat 2024’te ilk deneme uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. TUSAŞ’a göre bu yeni savaş jeti, 2030’lu yıllarda kademeli olarak F-16’ların yerini alacak. Eğer üretim planlandığı gibi sürerse, her yıl ortalama 24 adet üretilecek KAAN’ın Türk Hava Kuvvetleri’nde tam anlamıyla görev alması 2040’ı bulacak.

DÜNYA 6. NESİLE GEÇİYOR, TÜRKİYE 5’TE Mİ KALACAK?

Ancak bazı askeri uzmanlar, bu takvimin yeterli olmayabileceğini savunuyor. Zira aynı dönemde ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsveç gibi ülkeler altıncı nesil savaş uçağı teknolojisine odaklanmış durumda. Bu da, KAAN’ın sahneye tam anlamıyla çıktığı dönemde dünya sahnesinde geride kalma riski yaratıyor.

“KENDİMİZE AİT OLMAYANI KULLANMAYACAĞIZ”

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş, Türkiye’nin uzun yıllar hava gücünde yüzde 90 oranında ABD’ye bağımlı olduğunu hatırlatarak, F-35 programından çıkarılmayı farklı bir açıdan değerlendiriyor:
“Başkasının kontrolü altındaki bir sistemin parçası olmaktansa, kendi yolumuzu çiziyoruz” diyor.