Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu İstanbul’da başladı
Türkiye ile Malezya arasındaki ekonomik ve finansal iş birliğini derinleştirmeyi amaçlayan Türkiye-Malezya İslami Sermaye Piyasaları Forumu, İstanbul’da geniş katılımla başladı. Kamu kurumları, akademisyenler, yatırımcılar ve finans sektörü temsilcilerini bir araya getiren forumda, İslami finansın geleceği, sermaye piyasalarının gelişimi ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi ele alındı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu ve İbn Haldun Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte konuşan İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan, Türkiye ile Malezya arasındaki ilişkilerin yalnızca ticaret rakamlarıyla açıklanamayacak kadar güçlü ve köklü olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE VE MALEZYA İÇİN STRATEJİK ORTAKLIK VURGUSU
Bilal Erdoğan, iki ülkenin tarih boyunca ticaret, kültür ve ilim alanlarında güçlü bağlara sahip olduğunu belirterek günümüzde bu ilişkilerin yeni ekonomik fırsatlarla daha da güçlendiğini ifade etti.
Akdeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan tarihi ticaret ağlarının yalnızca mal alışverişi değil, aynı zamanda bilgi, güven ve kurumsal birikim taşıdığına dikkat çeken Erdoğan, ortak etik değerlerin ekonomik ilişkilerin temelini oluşturduğunu söyledi.
“Türkiye ve Malezya arasındaki ortaklığın ikili boyutun çok ötesine uzanan stratejik bir öneme sahip olduğuna inanıyorum” diyen Bilal Erdoğan, iki ülkenin bölgesel ve küresel ölçekte tamamlayıcı avantajlara sahip olduğunu vurguladı.
KÜRESEL EKONOMİDE GÜVENİN ÖNEMİ ARTIYOR
Forumda küresel ekonomide yaşanan dönüşümlere de değinen Bilal Erdoğan, yatırım ve ticaret ilişkilerinde güven unsurunun her zamankinden daha kritik hale geldiğini ifade etti.
Jeopolitik risklerin arttığı, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği ve dijital teknolojilerin ekonomik yapıları dönüştürdüğü bir dönemde ülkeler arasındaki uzun vadeli iş birliklerinin önem kazandığını belirten Erdoğan, Türkiye ile Malezya ilişkilerinin de bu anlayış üzerine inşa edildiğini söyledi.
Sürdürülebilir ekonomik ortaklıkların temelinde sermayeden önce güven, itibar ve uzun vadeli bağlılığın yer aldığına dikkat çekildi.
İSLAMİ SERMAYE PİYASALARI YENİ FIRSATLAR SUNUYOR
Bilal Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu, liderlerin hedefinin ise bu rakamı önümüzdeki yıllarda 10 milyar dolara çıkarmak olduğunu hatırlattı.
Ancak asıl fırsatın yalnızca ticaret hacmini büyütmek olmadığını belirten Erdoğan, ekonomik entegrasyonu güçlendirecek yeni yatırım kanalları oluşturmanın ve kurumsal bağlantıları artırmanın daha önemli olduğunu dile getirdi.
İslami sermaye piyasalarının bu süreçte kritik rol oynayabileceğini ifade eden Erdoğan, sukuk piyasaları ve şeriata uygun yatırım araçlarının iki ülke arasında yeni iş birliği alanları oluşturduğunu söyledi.
MALEZYA’NIN DENEYİMİ, TÜRKİYE’NİN STRATEJİK GÜCÜYLE BULUŞUYOR
Malezya’nın İslami finans alanında dünyanın en gelişmiş merkezlerinden biri haline geldiğini belirten Bilal Erdoğan, ülkenin düzenleyici altyapısı ve finansal yenilikleriyle küresel ölçekte örnek gösterildiğini ifade etti.
Türkiye’nin ise 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü, güçlü özel sektörü ve Avrupa, Orta Doğu, Afrika ile Türk dünyasını birbirine bağlayan stratejik konumuyla önemli avantajlar sunduğunu söyledi.
“Malezya, İslami finans ve sermaye piyasası geliştirme konusunda derin bir uzmanlığa sahip. Türkiye ise ölçek, bağlantısallık ve geniş bir bölgesel ekonomik alana erişim sunuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Forumda Malezyalı yatırım fonlarının ve katılım finans kuruluşlarının Türkiye’deki yatırım imkanlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacak mekanizmalar da gündeme geldi.
SUKUK VE YENİLİKÇİ FİNANSMAN MODELLERİ ÖNE ÇIKIYOR
Bilal Erdoğan, sınır ötesi sukuk ihraçları ve yenilikçi finansman araçlarının geliştirilmesinin iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri daha ileri taşıyabileceğini belirtti.
Küresel sukuk piyasasının büyümeye devam ettiğini ifade eden Erdoğan, İslami sermaye piyasalarının artık yalnızca belirli bölgelerle sınırlı bir finansman modeli olmaktan çıkarak küresel yatırım sisteminin önemli bir parçası haline geldiğini kaydetti.
Yatırım fonları, sermaye piyasası ürünleri ve karşılıklı piyasa erişimi alanlarında geliştirilecek iş birliklerinin daha güçlü yatırım koridorları oluşturabileceği vurgulandı.
AKADEMİK İŞ BİRLİĞİ FİNANSAL İŞ BİRLİĞİNİ DESTEKLEYECEK
Forumda akademik dünyanın rolüne de dikkat çekildi. Bilal Erdoğan, İslami finansın geleceğinin yalnızca sermaye hareketleriyle değil, bilgi üretimi ve insan kaynağıyla şekilleneceğini ifade etti.
Türkiye ve Malezya arasında gerçekleştirilen yükseköğretim zirvelerinin bu açıdan önemli olduğunu belirten Erdoğan, üniversiteler arasındaki iş birliklerinin bilgi paylaşımını ve kapasite gelişimini destekleyeceğini söyledi.
İbn Haldun’un düşüncelerine atıfta bulunan Erdoğan, sürdürülebilir kalkınmanın temelinde güçlü kurumlar ve bilgi üretiminin bulunduğunu vurguladı.
İSLAMİ FİNANS TOPLUMSAL SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKI SUNABİLİR
Programda iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve uyum finansmanı gibi başlıklar da ele alındı.
Bilal Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin önümüzdeki dönemde altyapı yatırımları, gıda güvenliği, su yönetimi ve iklim uyumu alanlarında büyük finansman ihtiyacıyla karşı karşıya kalacağını belirtti.
İslami sermaye piyasalarının varlığa dayalı ve reel ekonomiyle bağlantılı yapısı sayesinde bu alanlarda etkili çözümler sunabileceğini ifade eden Erdoğan, finansın yalnızca ekonomik değil sosyal fayda da üretmesi gerektiğini söyledi.
İki gün sürecek forumun ardından düzenlenecek Küresel İslami Ekonomi Zirvesi ile Türkiye ve Malezya arasındaki iş birliğinin daha somut projelere dönüşmesi hedefleniyor.
