2026’da gıda israfı rekor kıracak: Küresel fatura 540 milyar dolar
Avery Dennison’ın, Birleşik Krallık merkezli Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi’nin (Cebr) ileri düzey ekonomik modellemesine dayanan yeni çalışması, küresel gıda sisteminin karşı karşıya olduğu büyük israf riskini çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Rapora göre, 2026 yılında dünya genelinde gıda israfının ekonomik faturası 540 milyar dolara ulaşacak. Bu tutarın yaklaşık 94 milyar dolarlık bölümünün ise yalnızca et ve et ürünlerinden kaynaklanacağı öngörülüyor. Bir önceki yıl 526 milyar dolar seviyesinde bulunan toplam kayıp, artan maliyetler, tedarik zinciri aksaklıkları ve talep öngörüsündeki zorluklarla birlikte hızla büyüyor.
ET SEKTÖRÜ ZİRVEDE
Araştırma, özellikle et tedarik zincirinin israf açısından en kırılgan alanlardan biri haline geldiğine işaret ediyor. Sektör yöneticilerinin yüzde 72’si, operasyonel riskler ve raf ömrü kısıtları nedeniyle et ürünlerini en problemli kategori olarak tanımlıyor. Tatil ve kampanya dönemlerinde talep dalgalanmalarının artması, stok planlamasını zorlaştırırken, kâr marjları üzerindeki baskıyı da derinleştiriyor. Katılımcıların yüzde 67’si, yıl sonu ve özel günlerde oluşan kayıpların şirket bilançolarında ciddi erime yaratacağını belirtiyor.
Rapora göre, 2026’da küresel gıda israfının maliyeti 540 milyar dolara yükselecek ve bunun 94 milyar dolarlık kısmı et ürünlerinden kaynaklanacak.
Enflasyonun satın alma gücü üzerindeki baskısı da talep öngörüsünü karmaşıklaştırıyor. Perakendecilerin yüzde 74’ü, fiyat oynaklığı nedeniyle taze et satışlarını doğru tahmin etmenin her zamankinden daha güç olduğunu ifade ederken, tüketici davranışlarında porsiyon küçülmesi ve bitkisel alternatiflere yönelimin hız kazandığına dikkat çekiliyor.
Sektör temsilcilerinin büyük bölümü, enflasyon ve değişen tüketici alışkanlıklarının et talebinde öngörü hatalarını artırdığını vurguluyor.
TAZE MEYVE-SEBZE İKİNCİ SIRADA
Et ürünlerinin ardından, küresel ölçekte en yüksek israf maliyetine sahip ikinci kategori taze meyve ve sebze oldu. Bu gruptaki yıllık ekonomik kaybın 88 milyar dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Bozulabilirlik süresinin kısa olması, lojistik gecikmeler ve soğuk zincir sorunları, bu ürün grubunda kayıpları hızla büyüten başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Genel tabloya bakıldığında, en riskli üç kategori; et (yüzde 50), taze ürünler (yüzde 45) ve unlu mamuller (yüzde 28) olarak sıralanıyor. Özellikle raf ömrü kısa olan ürünlerde yanlış talep tahminleri ve stok fazlası, maliyetleri katlayan temel faktörler olarak öne çıkıyor.
TEDARİK ZİNCİRİNDE GÖRÜNÜRLÜK SORUNU
Araştırma, gıda israfının arkasındaki yapısal sorunlara da ışık tutuyor. İş dünyası liderlerinin yüzde 51’i, kendi operasyonlarında yaşanan kayıpların ana nedenini yetersiz envanter yönetimi ve fazla stok birikimi olarak tanımlıyor. Taşımacılık süreçlerinde ise durum daha da karmaşık. Katılımcıların yüzde 56’sı, lojistik aşamasında ortaya çıkan israfın gerçek boyutunu net biçimde ölçemediklerini kabul ediyor.
Bununla birlikte, tedarik zinciri boyunca veri takibinin yetersizliği sorunu derinleştiriyor. Perakende ve lojistik yöneticilerinin yüzde 61’i, ürünlerin üretimden rafa uzanan yolculuğunda israfın hangi aşamada ve ne ölçüde gerçekleştiğine dair tam bir şeffaflığa sahip olmadıklarını belirtiyor.
Uzmanlara göre, envanter yönetimi, taşımacılık ve veri izleme sistemlerindeki eksiklikler giderilmeden küresel gıda israfının azaltılması mümkün görünmüyor.
