Emre Alkin uyardı: Dezenflasyon programı neden işlemiyor?

EKOTÜRK ekranlarında yayınlanan “Günün Yorumu” programında konuşan ekonomist Emre Alkin, Türkiye’de uygulanan dezenflasyon politikalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Para politikasının başlangıç aşamasında yapılan tercihlerin bugün yaşanan sorunların temelini oluşturduğunu savunan Alkin, özellikle vatandaşın açıklanan enflasyon verilerine olan güven kaybının süreci zora soktuğunu ifade etti.

DEZENFLASYON PROGRAMINA GÜVEN KRİZİ DERİNLEŞİYOR

Alkin’e göre ekonomik programların başarıya ulaşabilmesi için toplumun geniş kesimlerinin açıklanan verilere inanması gerekiyor. Ancak mevcut tabloda resmi enflasyon oranları ile vatandaşın hissettiği enflasyon arasında ciddi bir fark oluştuğunu vurgulayan ekonomist, bu kopuşun politika etkinliğini zayıflattığını dile getirdi.
“Vatandaşın inanmadığı bir enflasyonla mücadele programının başarı şansı yoktur.”

FAİZ KARARLARINDA İLK ADIM TARTIŞMASI

Para politikasının başlangıç sürecine de değinen Alkin, 2023 yılının ortasında göreve gelen ekonomi yönetiminin ilk faiz kararını eleştirdi. Enflasyonun yüksek seyrettiği bir dönemde politika faizinin sınırlı artırılmasının hatalı bir başlangıç olduğunu belirten Alkin, bu tercihin zincirleme etkiler yarattığını söyledi.
“Enflasyon yüzde 38 iken politika faizinin yüzde 15’e çıkarılması doğru bir başlangıç değildi.”

Alkin, ekonomi yönetimlerinin kritik anlarda cesur ve gerçekçi kararlar alması gerektiğini ifade ederek, geçmişte benzer dönemlerde daha kararlı adımlar atıldığını hatırlattı. Yanlış atılan ilk adımın, sonraki süreçte politikaların etkinliğini zayıflattığını vurguladı.

YANLIŞ BAŞLANGIÇ EKONOMİDE ZİNCİRLEME ETKİ YARATTI

Ekonomik kararların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Alkin, hatalı başlangıçların zamanla daha büyük sorunlara yol açtığını ifade etti. Kur ve enflasyon arasındaki ilişkinin doğru yönetilememesi nedeniyle süreç içerisinde döviz kurlarında sert hareketler yaşandığını söyledi.

Bu gelişmelerin ardından enflasyonun hızla yükseldiğini belirten Alkin, ekonomi yönetiminin daha sonra faiz artırımlarına gitmek zorunda kaldığını ancak bunun gecikmeli bir müdahale olduğunu savundu. Döviz kurunu kontrol altında tutmak amacıyla rezerv satışlarına başvurulmasının da ayrı bir tartışma konusu olduğunu dile getirdi.
“Geciken faiz artışları ve döviz müdahaleleri enflasyonu daha da yukarı taşıdı.”

MERKEZ BANKASI VE SAHA GERÇEĞİ ARASINDAKİ FARK

Merkez Bankası kadrolarının teknik açıdan güçlü olduğunu vurgulayan Alkin, buna karşın saha gerçekliğinin yeterince dikkate alınmadığını ifade etti. Ekonomi politikalarının yalnızca teorik modellerle değil, piyasa ve vatandaş davranışlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Alkin, özellikle iş dünyasının ve vatandaşın beklentilerinin doğru okunmasının önemine dikkat çekerek, akademik çalışmaların gerçek hayatla daha uyumlu olması gerektiğini söyledi. Krediler ve finansman süreçlerine ilişkin yapılan bazı analizlerin sahadaki gerçeklikten uzak olduğunu da sözlerine ekledi.

EKONOMİ YÖNETİMİNE “SAMİMİYET” ELEŞTİRİSİ

Ekonomist, geçmiş dönem politikalarına eleştirel yaklaşan bazı çevrelerin mevcut uygulamalara farklı değerlendirmelerde bulunmasını da eleştirdi. Aynı politika araçlarının farklı dönemlerde farklı şekilde yorumlanmasının güven sorununu artırdığını ifade etti.
“Aynı politikalar farklı dönemlerde farklı yorumlanıyorsa burada ciddi bir samimiyet sorunu vardır.”

Son olarak Alkin, ekonomi politikalarının sürdürülebilir olması için şeffaflık, tutarlılık ve güvenin temel unsurlar olduğunu belirterek, piyasa aktörlerinin beklentilerinin doğru yönetilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.