Kanada ekonomisi 2026’ya güçlü başladı: İlk çeyrekte büyüme beklentileri aşıldı
Kanada ekonomisi, 2026 yılının ilk çeyreğine beklentilerin üzerinde bir performansla giriş yaptı. Açıklanan veriler, özellikle Ocak ayındaki büyümenin tahminleri aşmasıyla birlikte yılın ilk dönemine ilişkin iyimserliği artırdı. Öncü göstergeler ise ilk çeyrekte kayda değer bir büyümenin yakalanabileceğine işaret ediyor.
Ekonomistlere göre, Mart ayında ekonomik aktivitenin durağan kalması halinde bile ilk çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yaklaşık yüzde 1,5’lik bir büyüme mümkün görünüyor. Bu tablo, yüzeyde güçlü bir görünüm sunsa da ekonominin temel dinamiklerinde kırılganlık sinyalleri dikkat çekiyor.
KİŞİ BAŞI GELİRDE GÜÇLÜ ARTIŞ
Nüfus artış hızındaki gerilemenin etkisiyle kişi başına düşen gelir tarafında daha belirgin bir iyileşme öne çıkıyor. İlk çeyrekte kişi başına GSYH’de yaklaşık yüzde 2,5’lik bir artış beklentisi, 2022’nin ikinci çeyreğinden bu yana en güçlü performansa işaret ediyor.
Bu gelişme, ekonomik büyümenin bireysel refah göstergelerine daha net yansıdığı nadir dönemlerden biri olarak öne çıkıyor.
Ancak uzmanlar, bu olumlu tabloya rağmen ekonominin genelinde dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme yapısının henüz oluşmadığı görüşünde birleşiyor.
İSTİHDAM PİYASASI VE POLİTİK BELİRSİZLİKLER RİSK YARATIYOR
Ekonomideki büyüme rakamlarına karşın iş gücü piyasasındaki zayıf görünüm dikkat çekiyor. İstihdam tarafındaki yavaşlama ve işe alım iştahındaki düşüş, büyümenin kalıcılığına yönelik soru işaretlerini artırıyor.
Özellikle ABD ile yürürlükte olan ticaret anlaşmasının (USMCA) yenilenme sürecine ilişkin belirsizlikler, şirketlerin yatırım ve istihdam kararlarını ertelemesine neden oluyor.
İşgücü piyasasındaki bu zayıflık, büyüme verileriyle çelişen en kritik risk unsuru olarak öne çıkıyor.
ENERJİ MALİYETLERİ VE PETROL FİYATLARI BASKI OLUŞTURUYOR
Kanada’nın net enerji ihracatçısı olması teorik olarak avantaj sağlasa da mevcut küresel gelişmeler bu avantajın sınırlı kalabileceğine işaret ediyor. Petrol fiyatlarının vadeli eğrisinin aşağı yönlü olması, enerji sektöründe güçlü bir yatırım dalgasının beklenmediğini gösteriyor.
Buna ek olarak artan enerji maliyetleri, hanehalkı harcamaları üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin sağladığı dış ticaret avantajı, iç piyasada artan maliyetlerle büyük ölçüde dengeleniyor.
MERKEZ BANKASI TEMKİNLİ DURUŞUNU KORUYOR
Enflasyonun kontrol altına alınmış olması, Kanada Merkez Bankası’na politika alanı kazandırıyor. Ancak mevcut ekonomik görünüm, bankanın hızlı bir faiz artırımına gitmesini gerektirmiyor.
Konut piyasasındaki zayıf seyir, kredi büyümesindeki sınırlı artış ve 2026 yılında beklenen mortgage geri ödeme baskısı, para politikasında temkinli duruşun süreceğine işaret ediyor.
Bu çerçevede, mevcut faiz seviyelerinin ekonomiyi aşırı teşvik etmediği, aksine dengeli bir sıkılık sunduğu değerlendiriliyor.
