Kongo eski Cumhurbaşkanı Kabila, kendisine karşı uygulanan ABD yaptırımlarını kınadı
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin eski lideri Joseph Kabila, hakkında açıklanan ABD yaptırımlarına karşı sert bir çıkış yaptı. Washington yönetiminin aldığı kararın ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Kabila, suçlamaların temelsiz olduğunu savunarak sürecin siyasi amaçlarla yürütüldüğünü öne sürdü. ABD tarafı ise eski liderin, ülkenin doğusunda etkili olan isyancı gruplarla bağlantılı olduğunu iddia ediyor.
KABİLA: “SUÇLAMALAR MESNETSİZ VE SİYASİ”
Kabila, ABD’nin yaptırım kararını “dayanaksız ve politik bir hamle” olarak nitelendirdi. Açıklamasında, kendisine yöneltilen iddiaların hiçbir somut kanıta dayanmadığını vurgulayan eski lider, “Bu yaptırımların hukuki zemini yok, tamamen siyasi bir çerçevede alınmış kararlar” ifadelerine yer verdi. Ayrıca, itibarını korumak adına uluslararası hukuk yollarına başvurabileceğini belirtti.
ABD yönetimi ise Kabila’nın, doğu bölgelerinde geniş alanları kontrol eden ve ülke siyasetinde önemli bir tehdit olarak görülen M23 isyancı grubuna destek verdiğini ileri sürüyor. Söz konusu grup, mevcut Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi yönetimine karşı açık şekilde muhalefet yürütüyor.
DOĞU KONGO’DA KRİTİK DENGELER VE M23 ETKİSİ
Zengin yer altı kaynaklarıyla bilinen Doğu Kongo, uzun süredir silahlı grupların çatışma alanı olmaya devam ediyor. M23 isyancıları, yaklaşık bir yıldır bölgenin en büyük iki şehrinde etkin kontrol sağlarken, komşu Rwanda ile olan ilişkileri de uluslararası tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Kongo hükümeti, ABD’nin yaptırım kararını memnuniyetle karşıladı. Yetkililer, bu adımın ülkenin egemenliğini koruma yönünde önemli bir destek olduğunu savunuyor. Hatırlanacağı üzere, askeri bir mahkeme geçtiğimiz yıl Kabila’yı isyancılarla iş birliği yaptığı gerekçesiyle gıyabında idama mahkûm etmişti.
KABİLA’NIN SİYASİ MİRASI VE TARTIŞMALI GEÇİŞ SÜRECİ
2001 ile 2019 yılları arasında ülkeyi yöneten Kabila, görev süresinin sonunda uluslararası baskılarla koltuğunu bırakmıştı. Tartışmalı seçim sürecinin ardından Felix Tshisekedi ile güç paylaşımına dayalı bir geçiş anlaşması yapılmıştı. Ancak birçok gözlemci, seçim sonuçlarının şeffaflığı konusunda ciddi şüpheler dile getirmişti.
Son dönemde yeniden ülke gündeminde öne çıkan Kabila’nın, geçtiğimiz yıl M23 kontrolündeki bölgelere ziyaretler gerçekleştirmesi dikkat çekmişti. Eski lider bu ziyaretleri “ulusal birlik arayışı” olarak açıklarken, eleştirmenler bu adımların farklı bir siyasi ajandaya işaret ettiğini savunuyor.
“BU KARARLAR OTORİTER YÖNETİMLERE DESTEK GİBİ ALGILANABİLİR”
Kabila, açıklamasının devamında yaptırımların mevcut yönetimi güçlendirme amacı taşıdığını iddia etti. “Bu tür kararlar, diktatörlük ve baskıcı yönetimlere verilen bir destek olarak yorumlanabilir” diyerek uluslararası topluma mesaj verdi. Aynı zamanda, ABD’nin bu hamlesinin bölgedeki hassas dengeleri daha da bozabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan uzmanlar, yaptırımların yalnızca bireysel bir siyasi figürü hedef almadığını, aynı zamanda Doğu Kongo’daki karmaşık güç dengelerine yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olabileceğini değerlendiriyor. “Bu gelişme, Kongo’daki siyasi kriz ve güvenlik sorunlarının uluslararası boyut kazandığını açıkça ortaya koyuyor.”
