İran savaşı Fed’i faiz artışına zorlayabilir: Fed için yeni risk
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası görünümüne ilişkin dikkat çeken bir uyarı geldi. Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin ve özellikle İran merkezli savaş senaryolarının küresel enflasyon dinamiklerini kökten değiştirebileceğini vurguladı. Bu gelişmelerin, Fed’in faiz politikasında daha sert ve hızlı adımlar atmasına yol açabileceği ifade ediliyor.
İRAN SAVAŞI FED POLİTİKASINI ZORLAYABİLİR
Kashkari, İran kaynaklı jeopolitik risklerin ABD’de enflasyon görünümünü bozarak Fed’i yüzde 2’lik hedefi korumak adına birden fazla faiz artışına yöneltebileceğini söyledi. Özellikle enerji arzına yönelik tehditlerin artması halinde fiyat baskılarının kalıcı hale gelebileceği değerlendiriliyor.
Fed’in bu hafta gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin görüş ayrılıklarını da detaylandıran Kashkari, karar metnine muhalefet şerhi düşmesinin arkasındaki temel nedenin bu riskler olduğunu belirtti. Ona göre mevcut politika dili, piyasaya yanlış sinyaller verebilir.
HÜRMÜZ BOĞAZI RİSKİ VE ENERJİ ŞOKU
Kashkari, Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması ihtimalinin küresel enerji piyasalarında ciddi bir arz krizi yaratabileceğine dikkat çekti. Ayrıca Orta Doğu’daki enerji ve emtia altyapısına yönelik olası hasarın da fiyatları daha da yukarı çekebileceğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve enerji altyapısının zarar görmesi halinde, küresel fiyat şokunun mevcut beklentilerin çok ötesine geçebileceği uyarısı yapıldı. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda Fed’in daha agresif bir politika izlemek zorunda kalabileceği belirtiliyor.
FAİZ ARTIŞLARI MASADA
Kashkari, böyle bir tablo karşısında iş gücü piyasasında zayıflama riski bulunsa bile faiz artırımlarının kaçınılmaz hale gelebileceğini dile getirdi. Gerekirse birden fazla artışın gündeme gelebileceğini vurgulayan yetkili, Fed’in enflasyonla mücadelede taviz vermemesi gerektiğini savundu.
Fed toplantısında yaşanan görüş ayrılıkları da dikkat çekti. Toplam 4 üyenin karşı oy kullandığı toplantı, 1992’den bu yana en yüksek fikir ayrılığına sahne oldu. Politika metni 8’e karşı 4 oyla kabul edilirken, mevcut “gevşeme eğilimi” ifadesi korunmaya devam etti.
FED İÇİNDE TARİHİ GÖRÜŞ AYRILIĞI
Karşı oy kullanan isimler arasında Kashkari’nin yanı sıra iki üye daha mevcut politika diline itiraz ederken, bir üye ise faiz indirimi yönünde görüş bildirdi. Bu tablo, Fed içinde bile faiz patikasına ilişkin ciddi belirsizliklerin oluştuğunu gösteriyor.
Kashkari, mevcut politika metninin piyasalarda bir sonraki adımın faiz indirimi olacağı yönünde güçlü bir beklenti yarattığını ve bunun artık gerçekçi olmadığını savundu. Ona göre Fed’in iletişim dili daha dengeli ve esnek olmalı.
PETROL FİYATLARINDA SERT YÜKSELİŞ
Enerji piyasalarındaki gelişmeler de Fed’in kararlarını doğrudan etkiliyor. Kashkari, petrol fiyatlarının son haftalarda varil başına 100 doların üzerinde seyrettiğini, hatta 126 dolara kadar yükseldiğini hatırlattı. Çatışmaların başlangıcında ise fiyatların 70 dolar seviyesinde olduğunu belirtti.
Bu sert yükselişin, küresel enflasyon üzerinde doğrudan baskı yarattığı ve özellikle ABD’de fiyat istikrarını tehdit ettiği ifade ediliyor.
ENFLASYONDA YÜKSEK SEVİYE KALICI OLABİLİR
Kashkari, en iyimser senaryoda bile Hürmüz Boğazı’nın kısa sürede yeniden açılması halinde dahi ABD’de çekirdek enflasyonun yıl boyunca yüzde 3 civarında kalabileceğini öngördü. Bu seviyenin Fed’in faiz indirimine gitmesi için yeterince düşük olmadığını belirtti.
Bu çerçevede Fed’in bir sonraki adımına ilişkin belirsizlik sürerken, faizlerin sabit tutulması ya da artırılması ihtimallerinin masada olduğu değerlendiriliyor. Jeopolitik gelişmelerin yönü ise bu karar üzerinde belirleyici olacak.
