Küresel enerji şoku: Petrol fiyatları yükseliyor, hükümetlerin mali refleksi zayıflıyor

Küresel enerji piyasalarında yeniden yükselen arz kesintisi riski, hükümetlerin maliye politikası araçlarını nasıl kullanacağına dair kritik bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. 2022-2023 döneminde tüketiciyi korumaya yönelik geniş kapsamlı destek paketleri devreye alınmıştı. Ancak bugün gelinen noktada aynı ölçekte bir mali koruma kalkanının oluşturulması giderek zorlaşıyor.

Analistlere göre, enerji fiyatlarındaki sert dalgalanmalar karşısında geçmişte uygulanan genişleyici mali politikalar artık daha sınırlı bir hareket alanına sahip. Artan borç yükü ve yükselen finansman maliyetleri, hükümetlerin manevra kabiliyetini önemli ölçüde daraltıyor.

MALİ ALAN DARALIYOR, POLİTİKA SEÇENEKLERİ ZORLAŞIYOR

Uluslararası yatırım bankası Morgan Stanley tarafından yayımlanan son değerlendirmeye göre, devletler geçmişte petrol fiyat şoklarının etkisini azaltmak için bütçe desteklerine yoğun şekilde başvuruyordu. Ancak günümüzde yüksek borç/GSYİH oranları ve sıkılaşan finansal koşullar, bu tür müdahaleleri daha maliyetli hale getiriyor.

“BÜYÜK ÖLÇEKLİ MALİ GENİŞLEME İÇİN ALAN ARTIK CİDDİ ŞEKİLDE SINIRLI”

Ekonomistler, hükümetlerin artık yeni ve büyük çaplı destek paketleri açıklamak yerine mevcut bütçe kalemlerini yeniden düzenleme veya sınırlı vergi ayarlamaları gibi daha kontrollü araçlara yönelmek zorunda kalacağını vurguluyor.

ENFLASYON MU BORÇ MU: HÜKÜMETLERİN KRİTİK TERCİHİ

Enerji fiyatlarındaki artış karşısında hükümetlerin önünde iki temel seçenek bulunuyor. Ya bu maliyet artışı doğrudan tüketiciye yansıtılacak ya da kamu bütçesi üzerinden sübvanse edilerek etkisi hafifletilecek.

2023 YILINDA ENERJİ DESTEKLERİ KÜRESEL GSYİH’NIN %2’SİNE YAKLAŞTI

Özellikle Avrupa’da uygulanan agresif sübvansiyon politikaları, enerji maliyetlerinin büyük kısmını kamuya yüklemişti. Ancak mevcut koşullarda benzer büyüklükte bir destek programının tekrarlanması oldukça düşük bir ihtimal olarak görülüyor.

Gelişmiş ekonomilerde piyasa bazlı fiyatlama mekanizmasının daha baskın olması, enerji fiyat artışlarının enflasyona daha hızlı yansımasına neden olabilir. Bu durum, para politikası ile maliye politikası arasındaki dengeyi daha da kritik hale getiriyor.

BÖLGESEL AYRIŞMA DERİNLEŞİYOR: ASYA VE AVRUPA FARKLI YOLLARDA

Küresel ölçekte ülkelerin enerji fiyat şoklarına verdiği tepkiler giderek farklılaşıyor. Özellikle Asya ekonomileri, mali araçları daha etkin kullanarak fiyat artışlarının tüketiciye yansımasını sınırlamayı başarıyor.

Son verilere göre, uluslararası petrol fiyatları yerel para birimi bazında %53 artarken, Asya’da akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş yalnızca %16 seviyesinde kaldı. Bu da mali müdahalelerin fiyat artışlarının yaklaşık %30 ila %50’sini absorbe ettiğini gösteriyor.

Avrupa tarafında ise daha temkinli bir yaklaşım öne çıkıyor. Yeniden yürürlüğe giren mali disiplin kuralları ve artan borçlanma maliyetleri nedeniyle geniş kapsamlı desteklerin ancak ciddi bir ekonomik daralma senaryosunda gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE İKİZ AÇIK RİSKİ BÜYÜYOR

Enerji ithalatçısı gelişmekte olan ekonomiler için yüksek petrol fiyatları, hem cari açık hem de bütçe açığı üzerinde baskı oluşturuyor. Bu durum klasik “ikiz açık” sorununu yeniden gündeme getirirken, mali sürdürülebilirlik açısından önemli riskler barındırıyor.

Uzmanlar, bu ülkelerin kısa vadede fiyat şoklarını sınırlı ölçüde dengeleyebileceğini ancak mali kapasitenin hızla tükenmesi halinde desteklerin sürdürülebilirliğinin tartışmalı hale geleceğini belirtiyor.