Fitch stres testi açıkladı: Türk bankaları şoklara ne kadar dayanıklı?

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’de faaliyet gösteren dokuz büyük bankanın sermaye yapısını kapsamlı bir stres testine tabi tutarak sektörün olası şoklara karşı direncini mercek altına aldı. Çalışmada, 2026 yıl sonuna ilişkin baz beklentilerin oldukça ötesine geçen kur ve kredi riski senaryoları kullanıldı. Özellikle döviz kurundaki sert sıçramalar ile takipteki kredi oranındaki artış, bankacılık sistemi açısından en kritik kırılganlık alanları olarak öne çıkarıldı.

SERMAYE TAMPONLARI GENEL OLARAK KORUNUYOR

Analiz sonuçları, bankaların büyük bölümünün yasal sermaye yeterlilik eşiklerinin üzerinde kalmayı başardığını ortaya koydu. Bankaların çoğunluğunun, en zorlu senaryolar altında dahi düzenleyici asgari sermaye gerekliliklerinin üzerinde kalmayı sürdürdüğü görüldü. Bununla birlikte, aşırı kur oynaklığı ve varlık kalitesinde belirgin bozulma yaşanması halinde mevcut tamponların zamanla eriyebileceği uyarısı yapıldı.

En iyimser stres senaryosunda dolar/TL kurunun 60 seviyesine yükselmesi ve sorunlu kredi oranının 2,5 puan artması durumunda bile hiçbir bankanın kritik eşiklerin altına inmediği hesaplandı. Ancak daha sert koşulları içeren senaryoda, kurun 75’e yükselmesi ve takipteki kredilerin 7,5 puan artması halinde bir bankanın çekirdek sermaye oranını (CET1) sınırlı da olsa ihlal ettiği tespit edildi.

KUR VE TAKİPTEKİ KREDİLER BELİRLEYİCİ RİSK UNSURU

Kuruluşun analizine göre dövizde yaşanacak her %10’luk değer kaybı, incelenen bankaların ortalama çekirdek sermaye oranını yaklaşık 50 baz puan aşağı çekiyor. Benzer şekilde, takipteki kredilerdeki her 1 puanlık artışın da sermaye yeterliliği üzerinde yaklaşık 46 baz puanlık negatif etki yarattığı hesaplandı. Türk lirasındaki değer kaybı ile kredi kalitesindeki bozulmanın birlikte gerçekleşmesi halinde, sermaye oranları üzerindeki baskının hızla artabileceği vurgulandı.

KAMU VE ÖZEL BANKALAR ARASINDA FARK AÇILIYOR

Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise kamu ve özel bankalar arasındaki tampon farkı oldu. Kamu bankalarının, tüm senaryolarda düzenleyici eşiklere daha yakın seyrettiği ve manevra alanının özel bankalara kıyasla daha sınırlı kaldığı görüldü. Bu durumun, kamu bankalarının görece daha zayıf başlangıç sermaye yapısı ve faaliyet kârı tamponlarının düşüklüğüyle ilişkili olduğu belirtildi.

Ortalama sermaye tamponunun kamu bankalarında toplam kredilerin yaklaşık %5,5’i düzeyinde kaldığı, özel bankalarda ise bu oranın %7,2 seviyesine ulaştığı ifade edildi.

TAKİPTEKİ KREDİLERDE YÜKSELİŞ TRENDİ SÜRÜYOR

Sektörde sorunlu kredi oranının 2025 sonunda %2,5 seviyesindeyken, 2026 yılı ortalarına doğru %2,7’ye yükseldiği kaydedildi. Bu artışta özellikle teminatsız bireysel krediler ile KOBİ segmentindeki baskının etkili olduğu belirtiliyor. Takipteki kredi oranının yıl boyunca artış eğilimini sürdürmesi beklenirken, küresel ve bölgesel risklerin bu süreci hızlandırabileceği öngörülüyor.

Orta Doğu’da devam eden jeopolitik gerilimlerin uzaması halinde, kredi geri ödeme performansının tüm segmentlerde daha fazla baskı altında kalabileceği de raporda yer alan değerlendirmeler arasında bulunuyor.

DESTEK FAKTÖRLERİ MODEL DIŞI BIRAKILDI

Fitch’in çalışmasında dikkat çeken bir diğer nokta ise olası destek mekanizmalarının stres senaryolarına dahil edilmemesi oldu. Yabancı ortaklı bankalarda hissedar desteği ve kamu bankalarında devlet müdahalesi gibi unsurlar derecelendirme perspektifinde dikkate alınsa da, stres testi hesaplamalarına bilinçli olarak dahil edilmedi. Bu yaklaşım, analizlerin daha muhafazakâr ve risk odaklı bir çerçevede yapılmasını sağladı.