Hindistan’da büyüme var, risk daha büyük

Küresel ekonomide dengeleri sarsan Orta Doğu merkezli gerilimler, Hindistan ekonomisi üzerinde de etkisini giderek daha fazla hissettiriyor. Güçlü iç talep ve büyüme performansına rağmen dış kaynaklı risklerin artması, ülkenin makroekonomik görünümünü daha kırılgan hale getiriyor. Hükümetin yayımladığı son aylık ekonomik değerlendirme raporu, özellikle enerji ve hammadde bağımlılığı üzerinden gelen baskılara dikkat çekiyor.

ORTADOĞU GERİLİMİ HİNDİSTAN EKONOMİSİNİ ZORLUYOR
Hindistan ekonomisi son yıllarda güçlü büyüme performansıyla öne çıkarken, Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı arz şokları bu tabloyu tehdit etmeye başladı. Enerji, gübre ve sanayi girdilerinde yaşanan tedarik sıkıntıları maliyetleri yukarı çekerken, ticaret akışında da belirgin bir yavaşlama gözleniyor. Rapora göre Hindistan, iç dinamiklerin gücü ile küresel risklerin baskısı arasında kritik bir denge noktasına girmiş durumda.

Özellikle Batı Asya’daki savaşın etkileri, küresel emtia fiyatlarını yukarı yönlü tetikleyerek ithalata bağımlı ekonomiler üzerinde baskıyı artırıyor. Hindistan da bu süreçte artan maliyetler ve lojistik zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

BÜYÜME DEVAM EDİYOR ANCAK RİSKLER ARTIYOR
2026-27 mali yılına girerken Hindistan ekonomisi, bir önceki dönemde kaydedilen yüzde 7,6’lık reel büyümenin ardından halen güçlü bir ivme sergiliyor. Uluslararası Para Fonu’nun büyüme tahminini yüzde 6,4’ten yüzde 6,5’e yükseltmesi de bu dayanıklılığı teyit ediyor. Buna rağmen rapor, artan dış risklerin büyüme hızını aşağı çekebileceği konusunda uyarıyor.

Uzmanlara göre Hindistan, küresel belirsizlik ortamında “parlayan ekonomi” olma özelliğini korusa da dış şoklara karşı tamamen izole değil. Özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve ticaret rotalarındaki aksamalar, ekonomik dengeleri zorlayabilir.

ENFLASYON BASKISI GÜÇLENİYOR
Rapor, önümüzdeki dönemde en büyük risklerden birinin fiyatlar genel seviyesinde yukarı yönlü baskı olduğunu ortaya koyuyor. Enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın üretim maliyetlerine hızla yansıdığı görülürken, bu durumun tüketici fiyatlarına gecikmeli olarak yansıması bekleniyor. Yetkililer, enflasyondaki risklerin geçici olmaktan ziyade kalıcı hale gelebileceğine dikkat çekiyor.

Verilere göre Hindistan’ın ithal ettiği ham petrolün ortalama fiyatı mart ayında varil başına 113 dolar seviyesine ulaştı. Nisan ayında ise 115 dolara yakın seyreden fiyatlar, maliyet baskısının sürdüğünü gösteriyor. Toptan fiyatlardaki hızlı artış, üretici tarafındaki maliyet şokunun güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Perakende enflasyon mart ayında yüzde 3,2’den yüzde 3,4’e yükselirken, gıda fiyatlarında da artış dikkat çekti. Gıda enflasyonu yüzde 3,87 seviyesine çıktı. Toptan enflasyonun yüzde 2,13’ten yüzde 3,88’e sıçraması ise maliyetlerin hızla tüketiciye yansıma potansiyeline işaret ediyor.

TİCARET VE LOJİSTİK DARBE ALDI
Orta Doğu’daki gerilim, yalnızca fiyatlar üzerinden değil ticaret kanalları üzerinden de Hindistan ekonomisini etkiliyor. Mart ayında mal ihracatı yıllık bazda yüzde 7,4 oranında geriledi. 30 ana ihracat kaleminin 24’ünde düşüş yaşanması, dış talepteki zayıflamanın geniş tabanlı olduğunu gösterdi.

Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi önemli ticaret ortaklarına yapılan ihracattaki sert düşüş dikkat çekti. Hürmüz Boğazı çevresinde artan riskler, navlun ve sigorta maliyetlerini yükselterek ticaretin maliyetini artırdı. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılganlıkların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Ekonomistler, Hindistan’ın bu süreci yönetebilmesi için enerji arzını çeşitlendirmesi ve ticaret rotalarında alternatifler geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde küresel jeopolitik risklerin etkisi daha uzun süre hissedilebilir.