Avrupa’da enflasyon düşüyor ama market fiyatları yüksek seyrediyor

Avrupa genelinde enflasyonun son yılların en düşük seviyelerine doğru gerilemesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın fiyat baskılarının kontrol altına alındığı yönündeki değerlendirmelerine rağmen vatandaşların market alışverişlerinde hissettiği mali yük azalmıyor. Ekonomik göstergelerde görülen iyileşme raf fiyatlarına aynı hızda yansımadığı için milyonlarca Avrupalı, temel gıda ürünlerine ulaşırken bütçesini zorlamaya devam ediyor.

Uzmanlara göre bunun temel nedeni, enflasyon oranındaki düşüşün fiyatların gerilediği anlamına gelmemesi. Aksine ürünler hâlâ zamlanmaya devam ediyor ancak önceki yıllara kıyasla daha düşük hızda artıyor. Pandemi sonrası dönemde yaşanan tarihi fiyat şoklarının etkisi ise halen tüketicinin cebinde hissediliyor.

FİYATLAR GERİLEMEDİ, SADECE ARTIŞ HIZI AZALDI

Enflasyon rakamlarının düşmesi birçok tüketicide fiyatların da gerileyeceği beklentisi oluşturuyor. Ancak ekonomik gerçekler farklı bir tablo ortaya koyuyor. Düşük enflasyon, ürünlerin ucuzladığını değil, fiyatların daha yavaş yükseldiğini ifade ediyor.

Bugün Avrupa’da birçok tüketici, enflasyonun düşmesine rağmen market sepetinin neden küçülmediğini günlük alışverişlerinde doğrudan hissediyor.

Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği ülkelerinde gıda ve alkolsüz içecek fiyatları 2016-2025 döneminde yüzde 33,2 yükseldi. Bu artış, enerji ve hizmetler dahil olmak üzere birçok harcama kaleminin üzerinde gerçekleşerek son on yılın en dikkat çekici fiyat hareketlerinden biri olarak kayıtlara geçti.

OECD verileri de benzer bir tabloyu ortaya koyuyor. Buna göre küresel ölçekte gıda fiyatları 2025 yılı ortasında, pandemi öncesi dönem olan Aralık 2019’a kıyasla yaklaşık yüzde 46 daha yüksek seviyede bulunuyor. Üstelik bu artış yalnızca altı yıllık süreçte yaşandı.

Tüketiciler açısından durum yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik bir boyut da taşıyor. Çünkü market alışverişi, vatandaşların fiyat değişimlerini en sık gözlemlediği alanların başında geliyor.

Avrupa Merkez Bankası’nın tüketici beklentileri araştırmasına göre gıda fiyatlarındaki değişim, vatandaşların genel enflasyon algısını diğer ürün gruplarına göre çok daha fazla etkiliyor. Bunun nedeni ise gıdanın günlük yaşamın vazgeçilmez unsuru olması ve alternatif tüketim imkanlarının sınırlı kalması.

ECB verileri, Euro Bölgesi’nde her üç kişiden birinin market alışverişi sırasında ihtiyaç duyduğu ürünleri satın alabilme konusunda endişe taşıdığını ortaya koyuyor.

ÜCRET ARTIŞLARI RAF ETİKETLERİNE YANSIMAYA DEVAM EDİYOR

Enerji maliyetlerinde ve küresel lojistik ağlarında yaşanan normalleşme sonrasında bu kez iş gücü maliyetleri gıda sektöründeki en önemli fiyat belirleyici unsurlardan biri haline geldi.

Tarımdan üretime, depolamadan dağıtıma kadar uzanan tedarik zincirinin her aşamasında çalışanların ücretlerinde son yıllarda kayda değer artışlar yaşandı. Çalışanlar açısından olumlu kabul edilen bu gelişme, şirketlerin maliyetlerini artırırken nihai olarak tüketici fiyatlarına da yansıyor.

Avrupa Merkez Bankası’nın analizlerine göre tarım sektöründeki ücretler 2022 yılında yüzde 6,2 yükselirken, 2023 yılında da yüzde 5’in üzerinde artış gösterdi.

Ulaştırma ve depolama sektörlerinde çalışanların ücretlerinde de benzer bir tablo görüldü. Söz konusu alanlarda maaşlar 2022 yılında yüzde 4,3, 2023’ün ilk dokuz ayında ise yüzde 6,3 arttı.

ING Research verilerine göre gıda üretiminde iş gücü maliyetleri toplam giderlerin yüzde 10 ila 15’ini oluşturuyor. Bu nedenle ücretlerde yaşanan yükseliş doğrudan üretim maliyetlerini etkiliyor.

McKinsey tarafından hazırlanan “State of Grocery Europe 2026” raporu da Avrupa genelinde iş gücü maliyetlerinin geçen yıl ortalama yüzde 5,1 yükseldiğini ortaya koyuyor.

Almanya örneği ise dikkat çekici bir tablo sunuyor. Ülkede ücretler yüzde 4 yükselirken gıda enflasyonu yüzde 2,2 seviyesinde kaldı. Bu durum, market zincirlerinin maliyet artışlarının bir bölümünü üstlendiğini ancak tamamını absorbe edemediğini gösteriyor.

ECB’nin ücret projeksiyonları ise toplu sözleşmelerden kaynaklanan maaş artışlarının 2026 sonrasında yavaşlayacağını ancak tamamen ortadan kalkmayacağını işaret ediyor.

TARLADAKİ MALİYET ARTIŞI RAFA GECİKMELİ YANSIYOR

Gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturan bir diğer önemli unsur ise tarımsal üretim maliyetlerindeki yeni yükseliş dalgası olarak öne çıkıyor.

Eurostat’ın 2025 yılı ilk çeyrek verilerine göre süt fiyatları yıllık bazda yüzde 12,6, yumurta fiyatları yüzde 10,7 ve tahıl fiyatları yüzde 9,6 arttı.

Üretim aşamasında yaşanan bu yükselişlerin market raflarına ulaşması ise çoğu zaman aylar süren bir süreç gerektiriyor. Bu nedenle çiftçilerin bugün karşılaştığı maliyetler tüketicilerin karşısına daha sonraki dönemlerde çıkabiliyor.

Eurostat’ın takip ettiği 64 temel gıda ürününün yalnızca sekizinde geçen yıl fiyat artışı görülmedi. Çikolata fiyatları yüzde 17,8 yükselirken dondurulmuş meyvelerde yüzde 13, kırmızı ette ise yaklaşık yüzde 10’luk artış kaydedildi.

Yumurta fiyatlarındaki yükseliş bazı ülkelerde çok daha sert hissedildi. Çekya’da yüzde 29’a, Slovakya’da ise yüzde 27’ye ulaşan artışlar dikkat çekti.

Üreticiyi bugün etkileyen maliyet şokları, birkaç ay sonra doğrudan tüketicinin market fişine yansıyor.

ORTA DOĞU GERİLİMİ YENİ MALİYET RİSKLERİ OLUŞTURUYOR

Küresel emtia piyasalarında yaşanan dalgalanmalar da gıda fiyatları üzerindeki baskıyı artırıyor. Dünya Bankası’nın Nisan 2026 tarihli Gıda Güvenliği Güncellemesi raporu, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin enerji piyasalarında yeni maliyet artışlarına yol açtığını ortaya koydu.

Rapora göre tarımsal üretimde kritik öneme sahip gübre türlerinden biri olan üre fiyatları yalnızca bir ay içerisinde yaklaşık yüzde 46 yükseldi.

Bu durumun önümüzdeki dönemde tarımsal üretim maliyetlerini artırarak gıda fiyatlarını yeniden yukarı çekebileceği değerlendiriliyor.

Avrupa Merkez Bankası da uluslararası emtia fiyatlarında geçmiş dönemde yaşanan yükselişlerin gecikmeli etkilerinin önümüzdeki yıllarda hissedilmeye devam edeceğini belirtiyor.

ECB projeksiyonlarına göre Avrupa’da gıda enflasyonu 2027 yılına kadar yüzde 2 seviyesinin üzerinde kalmayı sürdürebilir.

Bu nedenle enflasyonun genel olarak düşüş eğilimine girmesi vatandaşların market harcamalarında kısa vadede belirgin bir rahatlama yaşanacağı anlamına gelmiyor. Uzmanlar, Avrupa’da gıda fiyatlarının önümüzdeki dönemde daha yavaş artacağını ancak pandemi öncesi seviyelere dönmesinin yakın vadede mümkün görünmediğini ifade ediyor.