Enflasyon, borç, iflas: Türkiye’de her 5 şirketten biri zombi

Bağımsız düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye ekonomisine dair çarpıcı veriler içeren “Türkiye’nin İcra ve İflas Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, ülkede icra dosyalarında rekor artış yaşanırken, zombi şirketlerin oranı yüzde 20’ye yaklaştı. Ekonomik krizin derinleştiğine işaret eden bulgular, iş dünyasında alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.

HER BEŞ ŞİRKETTEN BİRİ YAŞAM DESTEĞİNDE

Raporu hazırlayan Hukuk ve Adalet Politikaları Direktörü Dr. Yavuz Selim Günay, pek çok şirketin faaliyetlerini sürdüremeyecek düzeyde gelir kaybına uğradığını ancak iflaslarını resmi olarak açıklamadan, kamu teşvikleri, düşük faizli krediler veya yeniden yapılandırma araçları ile ayakta kalmaya çalıştığını belirtti. Bu şirketler artık “zombi şirket” olarak tanımlanıyor.

Verilere göre, Türkiye’de her 5 şirketten biri, sürdürülebilir gelir elde edememesine rağmen, borçlanarak veya desteklerle varlığını sürdürüyor.

KOBİLER EZİLİYOR, FİNANSMAN KANALLARI DARALIYOR

Raporda, özellikle KOBİ’lerin enflasyon karşısında ezildiği ve finansmana erişim zorluğu yaşadığı vurgulandı. Artan maliyetler, azalan kârlılık ve sıkılaşan kredi koşulları nedeniyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin riski daha da büyüyor. Bu durum, icra ve iflas dosyalarında rekor seviyelere ulaşılmasına yol açıyor.

MAL VARLIĞINA KARŞI SUÇLARDA YÜKSELİŞ

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise, mal varlığına karşı suçlar kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarındaki artış oldu. Son yıllarda, bu kapsamdaki dosya, suç ve şüpheli sayılarında belirgin bir yükseliş gözlemlendi. Ekonomik baskının, bireyleri ve şirketleri daha fazla hukuki riskle karşı karşıya bıraktığı değerlendiriliyor.

IMF RAPORU: TÜRKİYE DÜNYA BİRİNCİSİ

Uluslararası alandaki veriler de tabloyu doğruluyor. IMF’nin 2023 tarihli “The Rise of the Walking Dead: Zombie Firms Around the World” başlıklı raporuna göre, Türkiye, halka açık olmayan şirketler bazında yüzde 13’lük oranla dünya genelinde zombi şirket sayısında ilk sırada yer alıyor.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün hazırladığı “Türkiye’nin İcra ve İflas Raporu”, yalnızca şirketlerin durumunu değil, finansal istikrarı da tehdit eden yapısal sorunları gözler önüne serdi. Rapora göre, Türkiye’deki zombi şirket oranındaki artış, kredi piyasası ve mali disiplin açısından ciddi bir risk barındırıyor.

Zombi şirketlerin sayısının artmasında; yüksek faiz oranları, dengesiz vergi politikaları ve yetersiz teşvik sistemleri gibi birçok etkenin rol oynadığı ifade ediliyor. Özellikle KOBİ’ler, bu sıkışıklığın en ağır faturasını ödeyen kesim olarak öne çıkıyor.

ENFLASYON KOBİ KREDİLERİNİ EZDİ

Raporda dikkat çeken en önemli bulgulardan biri de KOBİ kredilerindeki reel daralma oldu. Ocak 2023 ile Mayıs 2025 arasındaki yaklaşık 2,5 yıllık süreçte, KOBİ kredilerinde nominal olarak yüzde 120’lik bir artış yaşandığı görülüyor. Ancak bu dönemde kümülatif enflasyonun yüzde 240’ı bulması, reel borçlanma gücünün zayıfladığını ortaya koydu.

Basit bir hesapla, fiyatlar 3,4 katına çıkarken, kredi hacmi yalnızca 2,2 kat büyüyebildi. Bu da işletmelerin borçlanma kapasitesinin görünürde artıyor gibi gözükse de, reel anlamda önemli ölçüde azaldığını gösteriyor.

KREDİ KANALLARI AÇIK GİBİ GÖRÜNÜYOR, AMA…

KOBİ’lerin finansmana erişimi kağıt üzerinde genişlemiş gibi görünse de, reel karşılığı giderek küçülüyor. Enstitü raporu, mevcut kredi politikalarının fiyat artışları karşısında etkisiz kaldığını, şirketlerin sadece günü kurtaracak kaynaklara erişebildiğini vurguluyor.

Bu durum da zombi şirketlerin sayısını artırıyor. Yani şirketler borçla yaşamaya devam ediyor, fakat üretim ve istihdam tarafında sürdürülebilir bir iyileşme sağlanamıyor.

FİNANSAL SAĞLIK ZAYIFLIYOR

Raporun genel çerçevesine bakıldığında, Türkiye ekonomisinin temel yapı taşları olan KOBİ’lerin, yüksek enflasyon-faiz sarmalında giderek daha kırılgan hale geldiği görülüyor. Zombi şirketlerin sistemde bu kadar yaygın hale gelmesi, sadece mikro ekonomik sorunları değil, makro ölçekte finansal istikrarı da tehdit eden bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İCRA DOSYALARINDA TARİHİ YOĞUNLUK

Raporda, Türkiye’deki icra ve iflas dairelerine yıllar içinde artan başvurular da dikkat çekti. 2015 yılında yaklaşık 26,2 milyon olan dosya sayısı, 2023’te 38,3 milyon ile en yüksek seviyeye ulaştı. 2024’te ise bu sayı 32,7 milyona gerilese de, hâlâ tarihsel ortalamanın oldukça üzerinde seyrediyor. Bu tablo, yargı sistemine yansıyan ekonomik baskının giderek arttığını gözler önüne seriyor.

İŞLEM SÜRELERİ UZUYOR, SİSTEM TIKANIYOR

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, icra ve iflas dairelerinde bir dosyanın sonuçlanma süresi giderek uzuyor. 2023’te ortalama 582 gün olan işlem süresi, 2024 itibarıyla 918 güne yükseldi. Bu yaklaşık yüzde 57’lik artış, adalet mekanizmasındaki yükün ne denli ağırlaştığını ve sistemin işlem kapasitesinde yaşanan ciddi tıkanmayı gözler önüne seriyor.

EKONOMİK SUÇLARDA KAYDA DEĞER YÜKSELİŞ

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün değerlendirmelerine göre, 2024 yılı itibarıyla her 14 kişiden biri ekonomik içerikli suçlarla ilişkilendirildi. Türkiye genelinde yürütülen ceza soruşturmaları incelendiğinde, mal varlığına karşı işlenen suçlara dair dosya sayısının, suç ve şüpheli profillerinin son yıllarda düzenli şekilde arttığı dikkat çekiyor. Bu eğilim, ekonomik baskının yalnızca ticari yapıları değil, bireyleri de adli süreçlere daha sık dahil ettiğini gösteriyor.

SUÇ SAYILARI HER YIL ARTIYOR

Adalet Bakanlığı’nın resmi istatistiklerine göre, mal varlığına karşı işlenen suçlar kapsamında adli işlem gören kişi sayısı son üç yılda istikrarlı şekilde artış gösterdi. 2022’de yaklaşık 5,8 milyon kişi hakkında işlem yapılırken, bu sayı 2023’te benzer seviyede kalarak 5,86 milyona, 2024’te ise 6 milyonun üzerine çıktı. Aynı dönemde açılan dosya sayısı 4,67 milyondan 4,88 milyona yükselirken, işlenen suç sayısı da 8 milyon düzeyinden 9 milyona yaklaştı. Bu tablo, ekonomik temelli suçların yaygınlığının her geçen yıl daha da arttığını gözler önüne seriyor.