ECB’de faiz artışı beklentisi güçlendi: Danske Bank’tan faiz senaryosu

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) gelecek hafta gerçekleştireceği para politikası toplantısı öncesinde piyasalarda faiz artırımı beklentileri güçleniyor. Danske Bank tarafından yayımlanan değerlendirme raporuna göre, ECB’nin 11 Haziran Perşembe günü politika faizlerinde 25 baz puanlık artışa gitmesi bekleniyor.

Banka ekonomistleri, piyasa beklentileriyle paralel şekilde ECB’nin mevduat faiz oranını yüzde 2,00 seviyesinden yüzde 2,25’e yükselteceğini öngörüyor. Böylece Avrupa’da devam eden enflasyon baskılarına karşı para politikasında sıkılaşma sürecinin yeni bir aşamaya taşınacağı değerlendiriliyor.

LAGARDE’DAN TEMKİNLİ MESAJLAR BEKLENİYOR

Danske Bank raporunda, ECB Başkanı Christine Lagarde’ın toplantı sonrasında yapacağı açıklamalarda gelecekteki faiz patikasına ilişkin net bir yönlendirmeden kaçınmasının beklendiği belirtildi. Lagarde’ın yaz aylarında yeni bir faiz artışı ihtimalini tamamen dışlamayacağı ancak piyasaları belirli bir takvime bağlayacak ifadeler kullanmaktan uzak duracağı tahmin ediliyor.

Banka, ECB’nin üçüncü çeyrekte ilave 25 baz puanlık bir faiz artırımı daha yaparak mevduat faizini yüzde 2,50 seviyesine çıkaracağını öngörüyor.

ECB Yönetim Konseyi üyelerinden son dönemde gelen açıklamaların incelendiği raporda, hem şahin hem de güvercin kanattaki yetkililerin haziran ayında faiz artırımına destek veren bir iletişim dili kullandığı vurgulandı.

ENFLASYON RİSKLERİ ÖN PLANDA

Rapora göre Avrupa ekonomisinde büyüme görünümündeki zayıflamaya rağmen enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş ve hizmet sektöründeki fiyat baskıları, ECB’nin enflasyonla mücadele kararlılığını sürdürmesini zorunlu kılıyor.

Danske Bank, ECB Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel’in değerlendirmelerine de yer vererek enflasyon beklentilerinin kontrolden çıkma riskinin son dönemde arttığına dikkat çekti. Bankaya göre ECB’nin temel hedefi, piyasalara güçlü bir mesaj vererek enflasyon beklentilerinin çıpalanmasını sağlamak olacak.

ECB’nin faiz artırımlarındaki en önemli motivasyonu, enflasyon beklentilerinin kalıcı şekilde yükselmesini engellemek ve fiyat istikrarına olan güveni korumak olarak öne çıkıyor.

Nisan ayındaki toplantıdan bu yana açıklanan verilerin genel olarak ECB projeksiyonlarıyla uyumlu ilerlediği belirtilirken, özellikle mayıs ayında açıklanan güçlü hizmet sektörü verilerinin çekirdek enflasyonda yukarı yönlü sürpriz yarattığı ifade edildi.

YENİ ENFLASYON TAHMİNLERİ YÜKSELTİLEBİLİR

Danske Bank, mart ayında hazırlanan ECB personel projeksiyonlarına kıyasla petrol fiyatlarındaki yükselişin yeni tahminlere de yansıyacağını belirtti. Buna göre ECB’nin 2026 yılı enflasyon tahmininin yüzde 2,6’dan yüzde 2,9’a, 2027 yılı tahmininin ise yüzde 2,0’dan yüzde 2,2’ye çıkarılması bekleniyor.

Öte yandan ekonomik büyüme tarafında tablo daha zayıf görünüyor. İlk çeyrek büyüme verileri ve ikinci çeyreğe ilişkin öncü göstergelerin beklentilerin altında kalması nedeniyle ECB’nin büyüme projeksiyonlarında aşağı yönlü revizyona gitmesi bekleniyor.

Banka, 2026 yılı Euro Bölgesi büyüme tahmininin yüzde 0,9’dan yüzde 0,6’ya, 2027 yılı büyüme beklentisinin ise yüzde 1,3’ten yüzde 1,2’ye çekilebileceğini öngördü.

ECB’nin güncelleyeceği ekonomik projeksiyonlarda hem enflasyon beklentilerinin yükseltilmesi hem de büyüme tahminlerinin aşağı çekilmesi bekleniyor.

PİYASALARIN GÖZÜ BASIN TOPLANTISINDA

Raporda, haziran ayında gerçekleşmesi beklenen 25 baz puanlık faiz artışının piyasalarda büyük ölçüde fiyatlandığı belirtildi. Bu nedenle yatırımcıların asıl odağının kararın kendisinden çok Christine Lagarde’ın vereceği mesajlar olacağı ifade edildi.

Danske Bank, ECB’nin mevcut koşullarda büyümedeki yavaşlama risklerinden ziyade yüksek enflasyon risklerini kontrol altında tutmayı önceliklendirdiğini değerlendirdi. Bankaya göre tek başına bir faiz artırımı ekonomik görünümü kökten değiştirmeyecek olsa da para politikasının yönüne ilişkin önemli bir sinyal niteliği taşıyacak.

Temmuz ve eylül toplantıları arasında yeni ekonomik verilerin sınırlı kalacak olması nedeniyle ikinci faiz artırımının zamanlamasına ilişkin belirsizliğin süreceği belirtilirken, bu artışın temmuz ya da eylül ayında yapılmasının genel ekonomik görünüm üzerinde büyük bir fark yaratmayacağı kaydedildi.